İçişleri Bakanlığı İç Güvenlik Stratejileri Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanan “Sosyal Medyanın Çocuklar Üzerindeki Etkisi” raporunda, dijital platformların çocukların psikolojik, sosyal ve bilişsel gelişimi üzerindeki etkileri detaylı şekilde ele alındı. Raporda özellikle şiddeti normalleştiren dijital içeriklerin iç güvenlik açısından da risk oluşturabileceği vurgulandı.
Hazırlanan raporda sosyal medyanın çocukların günlük yaşamında önemli bir sosyalleşme aracı haline geldiği belirtilirken, kontrolsüz dijital kullanımın çeşitli sorunlara yol açabildiğine dikkat çekildi.
Dijital bağımlılık ve sosyal izolasyon uyarısı
Raporda sosyal medya kullanımının çocukların yüz yüze iletişim becerileri üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceği ifade edildi.
Uzun süreli dijital platform kullanımının dikkat dağınıklığı, sosyal izolasyon ve iletişim problemlerine neden olabileceği belirtilirken, özellikle küçük yaş gruplarında dijital bağımlılık riskinin arttığı kaydedildi.
Çocukların fiziksel sosyal çevreden uzaklaşmasının psikolojik gelişim üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği değerlendirmesi yapıldı.
Siber zorbalık ve çevrim içi taciz öne çıkan riskler arasında
Raporda çocukların dijital dünyada karşı karşıya kaldığı başlıca tehditler sıralandı.
Siber zorbalık, çevrim içi taciz, dezenformasyon, radikalleşme, mahremiyet ihlalleri ve kimlik hırsızlığı çocuklar açısından en önemli risk alanları arasında gösterildi.
Özellikle çocukların kişisel bilgilerinin korunmasının büyük önem taşıdığı belirtilirken, dijital platformlarda güvenlik bilincinin artırılması gerektiği vurgulandı.
Şiddeti normalleştiren içeriklere dikkat çekildi
Raporda son dönemde bazı dijital alt kültürlerin şiddeti meşrulaştıran içerikler ürettiğine dikkat çekildi.
Bu tür içeriklerin çocuklar üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceği belirtilirken, söz konusu durumun yalnızca bireysel değil toplumsal güvenlik açısından da risk teşkil edebileceği ifade edildi.
Şiddet içerikli dijital paylaşımların çocukların davranış kalıplarını etkileyebileceği ve suç eğilimlerini tetikleyebileceği değerlendirmesinde bulunuldu.
5651 sayılı Kanun ve Güvenli İnternet uygulaması hatırlatıldı
Raporda Türkiye’de çocukların dijital ortamda korunmasına yönelik mevcut yasal çerçeveye de yer verildi.
Çocukların korunmasına ilişkin temel düzenlemelerin 5651 sayılı Kanun kapsamında yürütüldüğü belirtilirken, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından sunulan Güvenli İnternet Hizmeti’nin koruyucu bir mekanizma olarak uygulandığı ifade edildi.
Güvenli internet uygulamasının zararlı içeriklere erişimi sınırlandırmayı amaçladığı kaydedildi.
“Sadece yasaklayıcı tedbirler yeterli değil”
Raporda çocukların dijital ortamda korunmasına yönelik politikaların yalnızca yasaklayıcı uygulamalarla sınırlı kalmaması gerektiği vurgulandı.
Eğitim, ebeveyn denetimi, platform sorumluluğu ve hukuki düzenlemelerin birlikte ele alınmasının daha etkili sonuçlar doğuracağı belirtildi.
Çocukların dijital okuryazarlık becerilerinin artırılması gerektiği ifade edilirken, ailelerin de sosyal medya kullanımına ilişkin daha bilinçli hareket etmesinin önemine dikkat çekildi.
Bütüncül politika çağrısı yapıldı
Raporda sosyal medya ve dijital platformlara yönelik politikaların çok yönlü bir yaklaşımla ele alınması gerektiği sonucuna yer verildi.
Uzmanlar, çocukların dijital dünyadaki risklerden korunabilmesi için aile, okul, kamu kurumları ve teknoloji şirketlerinin ortak hareket etmesinin önem taşıdığı değerlendirmesinde bulunuyor.




