Türkiye’de çözüm süreci tartışmaları yeniden alevlenirken, HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu sürece dair dikkat çeken mesajlar verdi. Erzurum’da konuşan Yapıcıoğlu, geçmişteki deneyimlerin gölgesinde ilerleyen sürecin, samimiyet ve güçlü bir iradeyle bu kez farklı bir noktaya ulaşabileceğini söyledi. “Şiddetten herkes zarar gördü. Artık bitmeli,” dedi.
Bu sefer neden farklı olabilir?
Yapıcıoğlu’nun açıklamalarında en çok öne çıkan vurgu “samimiyet” ve “irade” oldu. Daha önceki girişimlerin başarısızlıkla sonuçlandığını hatırlatan HÜDA PAR lideri, vatandaşların yeniden umutlanmakta zorlandığını kabul ederek şöyle konuştu:
“İnsanlar ‘acaba yine mi aynı olacak’ diye soruyor. Ama biz diyoruz ki, bu defa gerçekten istenirse şiddetsiz bir ortam mümkün. Yeter ki irade gösterilsin.”
Bu açıklama, hem hükümet kanadında hem muhalefet çevrelerinde sürece dair yeniden şekillenen pozisyonları da etkileme potansiyeli taşıyor.
“İç cephe tahkim edilmeden olmaz”
Yapıcıoğlu yalnızca sürecin başlatılmasına değil, toplumsal desteğin ve birlikteliğin sürdürülmesine de dikkat çekti. Başarılı bir çözüm sürecinin ardından yapılacakların en az başlangıç kadar kritik olduğunu belirtti:
“Eğer bu süreç başarıya ulaşırsa, burada duramayız. İç cephemizi tahkim etmemiz, birlikte yaşama irademizi kalıcı hale getirmemiz gerekir.”
Bu söylem, yalnızca silahların susması değil; farklı toplumsal kesimlerin ortak bir gelecek inşa etme çabası gerektiğini de vurguluyor.
Ortak inanç ve bin yıllık kardeşlik
Konuşmasında toplumsal yapının temelinde yer alan değerleri de öne çıkaran Yapıcıoğlu, Türkiye’de halklar arasında en güçlü bağın İslam inancı olduğunu belirtti. Bu birlikteliğin kolayca koparılamayacağını vurgulayan ifadeleri şöyleydi:
“Bin yıllık kardeşliğimizin temelinde ortak inanç vardır. Bu millet Müslümandır. Bizi bir arada tutan şey İslam’dır. Başka hiçbir fikir ya da menfaat bu kadar güçlü bağ kuramaz.”
Bu sözler, hem dini hem kültürel bir zemin üzerinden birlik çağrısı içeriyor ve tartışmaya farklı bir boyut katıyor.
Sürecin önünde hangi engeller var?
Tarihsel deneyimler, kamuoyundaki güvensizlik, siyasi riskler ve güvenlik endişeleri, sürecin başarıyla sonuçlanmasının önündeki başlıca engeller olarak sıralanıyor. Ancak Yapıcıoğlu’nun açıklamaları, bu bariyerlerin aşılabileceğine dair bir kapı aralıyor.
Peki ya şimdi?
Yapıcıoğlu’nun mesajı yalnızca çözüm süreci savunusu değil, aynı zamanda siyasi aktörlere yönelik bir çağrı niteliği taşıyor: “Adım atın, çünkü bu mesele hepimizin meselesi.” Bu çağrının nasıl karşılık bulacağı ise önümüzdeki günlerde atılacak somut adımlarla netleşecek.



