Hitit İmparatorluğu’nun Anadolu’daki izlerini günümüze taşıyan “Yalburt Pınarı’nda Bir Hitit Kralı” sergisi, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde ziyaretçilerle buluştu. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sergide 1970’li yıllarda başlayan kazı ve restorasyon çalışmalarında ortaya çıkarılan 40 eserin yanı sıra Yalburt Pınarı’nın keşfinden günümüze uzanan bilimsel araştırma sürecinin de belge ve görsellerle anlatıldığını belirtti.
Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürlüğü ile ABD’deki Illinois Üniversitesi iş birliğinde, Prof. Dr. Ömür Harmanşah’ın küratörlüğünde hazırlanan sergi; Hitit Büyük Kralı IV. Tudhaliya dönemine tarihlenen kutsal su anıtını ve çevresindeki arkeolojik buluntuları kapsamlı şekilde ele alıyor.

40 eser Hititlerin kültürel mirasını anlatıyor
Bakan Ersoy, 1970-1975 yılları arasında Raci Temizer başkanlığında gerçekleştirilen kazı ve restorasyon çalışmalarında elde edilen buluntular arasından 40 eserin sergide ziyaretçilerin karşısına çıkarıldığını açıkladı. Eserler, Hitit İmparatorluğu’nun Anadolu’daki siyasi, dini ve kültürel varlığına ilişkin önemli veriler sunuyor.
Serginin yalnızca arkeolojik eserlerden oluşmadığını belirten Ersoy, Yalburt Pınarı’nın keşfi, kazı çalışmaları, restorasyon süreci ve sonraki yıllarda yürütülen bilimsel araştırmaların da bütüncül şekilde anlatıldığını ifade etti.

Yalburt Pınarı 1970 yılında tesadüfen keşfedildi
Yalburt Anıtı’nın keşif süreci 1970 yılının eylül ayında başladı. Yol Su Elektrik tarafından Konya’nın Ilgın ilçesindeki Yalburt Pınarı’nın kaynak suyunu kanalize etmek amacıyla yapılan çalışmalar sırasında hiyeroglif kabartma yazıtlı taş bloklara rastlandı.
Bunun üzerine Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nden araştırmacılar bölgeye davet edildi. Raci Temizer başkanlığında Mahmut Akok, Aliye Öztan, Levent Zoroğlu ve Kemal Balkan’ın da yer aldığı ekip, 1970-1975 yılları arasında bölgede arkeolojik kazı, mimari koruma ve restorasyon çalışmaları yürüttü.

Anıt IV. Tudhaliya dönemine tarihlendirildi
Kazılarda ortaya çıkarılan yapının, Hitit Büyük Kralı IV. Tudhaliya’nın emriyle yaptırılmış kutsal bir havuz anıtı olduğu belirlendi. MÖ 13. yüzyıla tarihlenen yapı, hiyeroglif Luvice yazıt taşıyan taş bloklarıyla Hitit tarihinin önemli anıtları arasında yer alıyor.
1971 ve 1972 yıllarındaki kazılarda havuzun özgün temelleri ve döşemesi de ortaya çıkarıldı. Çalışmalar sonucunda anıtın doğu-batı doğrultusunda 12,70 metreye 8,30 metre ölçülerinde bir plana sahip olduğu tespit edildi.

Hitit blokları Roma döneminde yeniden kullanıldı
Arkeolojik araştırmalar, kutsal havuzun antik çağ boyunca uzun süre kullanıldığını da ortaya koydu. Erken Roma Dönemi’nde Hititlere ait hiyeroglifli taş blokların yeniden kullanıldığı ve havuzun yaklaşık 5 metreye 4 metre ölçülerinde yeniden inşa edildiği belirlendi.
Bu durum, Yalburt Pınarı’nın yalnızca Hitit döneminde değil, daha sonraki uygarlıklar döneminde de önemini koruduğunu gösterdi. Hititlere ait anıtsal taşların Roma döneminde devşirme malzeme olarak kullanılması, bölgenin farklı dönemlerde kesintisiz biçimde değerlendirildiğine işaret etti.

Çalışmalar çevredeki yerleşim izlerini de ortaya çıkardı
Raci Temizer ve ekibi, kutsal havuzun ortaya çıkarılmasının ardından Yalburt Yaylası’ndaki Hitit yerleşimini belirlemek amacıyla kazı ve sondaj çalışmalarını sürdürdü. 1971 ve 1972 yıllarında Yalburt Höyüğü ile Kalkamak Mezarlığı sırtında yapılan çalışmalarda farklı dönemlere ait yerleşim izlerine ulaşıldı.
Araştırmalarda Demir Çağı, Helenistik ve Erken Roma dönemlerine ait bulgular tespit edildi. Günümüzde Yalburt Yaylası’nda görülebilen anıt ise Temizer ve ekibi tarafından 1972 yılında yeniden ayağa kaldırıldı.

2010-2021 dönemindeki araştırmalar da sergide
Sergide, Prof. Dr. Ömür Harmanşah ve Dr. Peri Johnson başkanlığında 2010-2021 yılları arasında yürütülen Yalburt Yaylası Arkeolojik Yüzey Araştırma Projesi kapsamında elde edilen bulgulara da yer veriliyor. Böylece ilk keşiften yaklaşık yarım asır sonrasına uzanan bilimsel çalışma süreci bir arada sunuluyor.
Video, fotoğraf, arkeolojik buluntu, çizim, saha defteri ve arazi formlarının kullanıldığı sergi, ziyaretçilere bir arkeolojik alanın keşfinden bilimsel belgelenmesine kadar geçen süreci ayrıntılı biçimde izleme fırsatı veriyor.
Hitit tarihine ilişkin kapsamlı bir arşiv sunuluyor
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, serginin Hititlerin bıraktığı kültürel mirası yakından tanımak açısından önemli olduğunu belirterek vatandaşları Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ni ziyaret etmeye davet etti. Ersoy, serginin hazırlanmasında görev alan müze yönetimi, akademisyenler, uzmanlar ve çalışma ekiplerine teşekkür etti.
Anadolu’nun en önemli uygarlıklarından biri olan Hititlere ilişkin 40 eseri ve yaklaşık 50 yılı aşan arkeolojik araştırma birikimini bir araya getiren sergi, hem arkeolojik buluntuları hem de bu buluntuların ortaya çıkarılma hikâyesini ziyaretçilere aynı çatı altında sunuyor.

