Dün öğleden sonra, eşimin küçük bir ev kazası geçirmesi nedeniyle Hitit Üniversitesi Araştırma Hastanesi acil servisindeydik. Doktorlar eşimi müşahade odasına almışlardı. Tedavi sürecinin tamamlanmasını beklerken, müşahade odasına mide bulantısı şikâyetiyle bir hasta getirildi. Tabi görevliler hemen gerekli müdahaleleri yapmaya başladılar. Serum bağlı olan hasta, bir ara mide bulantısı şikâyetinde bulundu. O esnada yanındaki hasta yakını hemşireye bağırmaya başladı;
“çabuk doktor çağırın”
önemli bir şey mi var diye ben de hastanın yanına gittim. Görevli hemşire hastayı bırakmış hasta yakınına,
“Efendim sakin olun hastanızın bir şeyi yok, tedavisi devam ediyor. Bu belirtiler normal panik olmanızı gerektiren bir durum yok”
diyerek onu sakinleştirmeye çalışıyordu. Diğer tarafta hastanın kendisi “evladım ben iyiyim” dese de ne mümkün hasta yakınına laf anlatmak. Baktım görevli personel iyice zor durumda kaldı. Ben de personeli rahatlatmak için hasta yakınıyla konuşmaya başladım. Psikoloji okumuş olmanın avantajıyla hasta yakınını biraz sakinleştirdim. Belki üzerime vazife değildi ama eşim dahil orada yatan diğer hastaların, hasta yakınının panik tutumlarından rahatsız olmasını istemiyordum. Hastane görevlisi ise herşeye rağmen, hasta her zaman haklıdır felsefesiyle yaklaşımlarını bozmamak için çaba gösteriyordu.
                Bu yaşanalar karşısında sağlık kurumlarında çalışanların ne kadar sabırlı bir iş yaptıklarını bir kez daha gördüm. Açıkçası yaşadığı o zor duruma rağmen gösterdiği sabırlı ve serinkanlı tutumundan dolayı da o personeli de tebrik etmek lazım. 
Yaklaşık bir saat orada kaldıktan sonra çıktığımda toplumsal bir mesaj vermek gerektiği kanaatiyle bu yazıyı kaleme aldım. Bugün, öğretmeni, doktoru, askeri, polisi, hâkimi, savcısı, memuru, hizmetlisi ve diğer görevlileri, devletin hangi kurumunda olursa olsun, çalışanların görevlerini yapmak için her türlü fedakârlığı yaptığının artık vatandaşlar tarafından kabul edilmesi lazım gelmektedir. Kimi zaman daha iyi hizmet almak için bilmeden çalışanların görevlerini yapmalarına engel olduğumuzun da farkında olmamız gerekir. Daha iyi hizmet alabilmek için biz vatandaşlara da görevler düşmektedir. Bazen çatıştığımız kamu görevlisinin yerinde kendimizin de olabileceğini her zaman aklımıza getirmeliyiz. Düşünün ki göstericiler tarafından taşlanan polis memuruyuz veya az önce anlattığım olaydaki hastane görevlisi biziz. Olaylara karşı tarafın penceresinden de bakmayı bilmemiz gerekli.
Her şey dört dörtlük gibi konuşuyorsun diyenleriniz olabilir. Hayır her şey dört dörtlük demiyorum. Eksikler yok mu? Elbette var. Fakat ben diyorum ki karşılıklı anlayış olduğu takdirde her şey daha güzel olabilir. Eksiklikler karşılıklı saygı çevresinde de düzeltilebilir.
Tekrar görüşünceye dek saygılar…