Çorum Yayla Haber Gazetesi

Çorum

Çorum Haber

Çorum Haberleri

Çorum Belediyesi

Çorum Valiliği

Çorumspor

Çorum Gazetesi

Çorum Gazeteleri

Ahmet Ahlatcı

Çorumhaber

Corum

corumhaber

Çorumhaber

Çorum Yayla Haber Gazetesi

Çorum Haber Gazetesi

Çorum Haberleri oku

Sungurlu

Alaca

Osmancık

Sungurlu

İskilip

Kargı

Habercim19

habercim19.com

corumhaber.net

corumhakimiyet.net

çorum time

corum time

çorum valilik

Çorum Belediye

Çorum Belediyespor

Yeni Çorumspor

Çorum Yerel

ÇorumYerel Ekonomi

Çorum Ahmet Ahlatcı

Ahmet Ahlatcı

Çorum Ak Parti

Çorum CHP

Çorum İyi Parti

Çorum MHP

Çorum Gelecek Partisi

Çorum DEVA

Çorum Saadet Partisi

Ahmet Sami Ceylan

Cahit Bağcı

Agah Kafkas

Salim Uslu

Tufan Köse

Oğuzhan Kaya

Kenan Nohut

Ali Haydar Tanrıverdi

Hacı Odabaş

Yusuf Ahlatcı

Mustafa Tahtasız

Çorumluyuz

Çorumlu Amir

Çorumlu

Çorumda

Çorumdan

Çorum Yayla Haber Gazetesi

Yayla Haber

Çorum Yayla Haber

Çorum Haber

Çorum Haber Gazetesi

Çorum Yerel

Çorum Yerel Gazete

Çorum
Corum
Çorumhaber
Corumhaber
çorum gazetesi
çorum gazeteleri
çorum haberleri oku

23.06.2020, 15:12 120

GÜNÜMÜZ MÜSLÜMAN TOPLUMLARINDAKİ GRUPCULUK VE TARİHSEL TEMELERİ

Takdim: Peygamber efendimizin ortaya koyduğu bireysel hakların korunması ve adaletin gerçekleştirilmesine yönelik çabaların kısa bir süre sonra nasıl tekrar karşı devrimle cahili sisteme (kabilevi-ebevi-patrimonyal yaıya) dönüştüğünün tahlilini yaparsak, günümüzdeki grupların/cemaatlerin de yapısını anlamak kolaylaşır.

Bu amaçla daha önce İslamiyet’in ilk yüzyılında üç büyük iç çatışmanın ortaya çıkardığı fikri ve siyasi gerilimleri siyaset felsefesinin metafiziksel ve epistemolojik boyutu açısından tahliline “giriş” yapıp kamuoyuyla paylaşmıştık. O metin, “ Peygamberimizin veda hutbesiyle ortadan kaldırdığı cahili (ebevi/kabilevi/patrimonyal) yapıya tekrar dönülen karşı bir devrim yapıldı” ile bitmişti. Şimdi bu tespiti siyaset felsefesinin metafiziksel ve epistemolojik boyutları açısından tahlil edelim.

Siyaset Felsefesinin Metafiziksel ve Epistemolojik Boyutu:

Metafiziksel boyuttan kastımız, birey ve grup (fırka/cemaat/tarikat) merkezli okumalardır. Peygamberimizin döneminde birey ve yetenekleri merkezli bir yönetim belirlenirken yani politik açıda gerçekten var olanın birey iken; vefatıyla birlikte yöneticinin belirli bir aile (Ehl-i Beyt) ve belirli bir kabile (Kureyş)den olacağı tartışmalarıdır. Özellikle Hz. Osman döneminde ailesi, kabilesi (grup,/cemaat) öncelemesi, Hz. Ali’nin seçimi ve ardından Muaviye’nin tekrar kendi kabilesini öne çıkarmasını, buna karşılık Hz. Ali ve taraftarlarının (Şia) Ehl-i Beyt’ten yönetici olma iddialarını incelediğimiz zaman İslam siyaset felsefesinin metafiziksel boyutunu müzakere etmek önem taşır. Çünkü bireyi merkeze almak, dini dili ırkı cinsiyeti ne olursa olsun ona yapılan haksızlığı bütün insanlığa karşı yapılmasını istemek, kendine yapılmasını istemediğini başkasına da yapılmaması için toplum sözleşmesine katılmak, bireyi etik ve politik açıdan en temel gerçeklik, en yüce değer olarak almak demektir. Batı felsefesinde bu liberalizm olarak geçer.

Siyaset Felsefesinin metafiziksel boyutunun ikinci şekli bireyi bir grubun, bir cemaat ya da topluluğun üyesi olarak görenler en yüce değerli grup ya da topluluğa vermektir. Günümüz siyaset felsefesi açısından söyleyecek olursak, 1980 itibaren yeniden ortaya çıkmaya başlayan bu bakış açısının iki boyutu vardır. Negatif kozmoteryanizm ya da cemaatcilik, esas itibarıyla bireycilik ya da liberalizm karşıtlığıyla belirlenir. Dostluk, sadakat ve görev bağları ile kendini gösteren cemaat, en genel anlamıyla belli bir mekândaki insan topluluğunu ifade eder. Bu salt cemaatlerde değil sosyalistlerin kardeşlik ve iş birliği iddialarında, Marksistlerin komünist toplum ihtiyacında, toplumu karşılıklı sorumluların bir arada tuttuğu bir bütün olarak gören muhafazakarlıkta ve hatta faşizmin milli topluluğun bölünmezliğine yaptığı vurguda da görülebilir. (Cevizci, Felsefe, 2012, 150-152)

Türkiye’de Grupçuluk ve Cemaatcilik

Türkiye açısından 1970’li yıllardan itibaren kendi içine kapalı cemaatler şeklinde yaşayan cemaat ve tarikatların 1980 yılı itibarıyla “küresel kapitalizme entegre olup Cemaat kapitalizmi’nin oluşturduğunu ve bunlardan en fazla sivil toplum kuruluşu olmakla, okulları, üniversiteleri, dershaneleri, fabrikaları, hastaneleri olan bir cemaatin terör örgütüne dönüşerek 15 Temmuz 2016 darbe girişiminde bulunduğunu düşünürsek, siyaset felsefesin metafiziksel boyutunun önemini koruduğunu görebiliriz.

Cedel/diyalektik yöntemin gereği, yaptıklarının her şeye rağmen doğru olduğunu ve karşıtlarının hatalı olduğunu söylemek gibi bir “akıl tutulması”ndan filozofların burhani yani yakini bilgiyi aramak ve hakikate dair getirilen bilgilerin tamamını (epistemolojik açıdan) eleştirel analize tabi tutan politik rasyonalizm ile mümkün olduğunu söylüyoruz. Politik rasyonalizm, toplumsal düzenin tesisi ve politik hayatın kuruluşunda akli çıkarımları önceleyip, bireylerin ve içinde kullandıkları grup veya cemaatlerin öznel veya kültürel ön yargıları yerine aklın evrensel mantığına tabii olmaları gerektiğini öne sürer. Bunun karşıtında ise politik irrasyonalizm denilen komütaryanizm yani cemaatçilik/grupçuluk vardır.

Grupçuluğun Özellikleri

Bunlar komünal iyinin sosyal değerlerin bireysel haklardan önce geldiğini söylerken de adaletin sadece gelenekte ve herkes tarafında paylaşılan bir iyi telakkisiyle ilişki içinde merulaştırılabileceğini savunurlar. Siyaset felsefesinin epistemolojik boyutu bağlamında politik rasyonalizmin karşıtı, muhafazakarlık diye de bilinen politik irrasyonalizmdir. Burada bir grup ya da kültüre rasyonel ve haklı görünen çözümlerin başka bir grup (ya da kültür için) geçerli ya da doğru bir çözüm olarak kabul edilmeyeceği vurgusu vardır. Bu anlamda muhafazakârlık insani sosyal ve politik alanda veya siyaset felsefesinde soyut, a priori akıl yürütme ve devrimlere güvenmediği, geleneği ve insanoğlunun yıllardır çeşitli vesilelerle test edilmiş deneyim ve düzenlemelerini temele alması, ilk dönemde olanları anlamak ve yorumlamakta bir ölçüt olabilir.

Bireyi bir grubun, bir cemaat ya da topluluğun üyesi olarak görenler en yüce değeri grup ya da topluluğa verirler. Liberalizmin bireysel hakları temel alıp onu değerin nihai kaynağı ve dayanağı olarak görmek yerine, kamusal ve komünal (cemaat/grup) iyiliğin değeri vurgulanır. Değerlerin cemaat hayatının veya topluluğun pratiklerinde kökleştiğini savunur. Bu noktada pozitif yönüyle komüniteryanizm ortaya çıkaran iki farklı tez vardır. Bunlardan değer biçici veya kural koyucu (normatik) olan birincisine göre insan hayatı cemaatin değerleri, kolektif ve kamusal değerler tarafında inşa edildiği ve yönlendirildiği zaman kesinlikle daha iyi ve daha sağlam ve daha nitelikli bir hayat olacağını iddiası unutulmalıdır.

Bu hususlar önemli, çünkü “Nerede hata yaptık?” veya en azından “Nerede hata yapmış olabiliriz?” bile demeden kaçtıkları yerlerden bile insanları tehdit etmelerinin ya da hedef göstermelerinin ardında bu komuteryanist zihniyeti yattığını gözden kaçırmamak gerekir. Aksi takdirde “Cebir ve Şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının ön gördüğü düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan” dolayı yurtdışına firar etmiş birisi bulunduğu yerden insanları hedef göstermeye devam edebilir? Üstelik Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) “Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) soruşturmaları kapsamında 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana 4 bin 238 hakim ve savcı meslekten ihraç edildi” (Milliyet: 11.05.2017) açıklamasına rağmen, bu şahıs her alanda etkili ve yetkili günlere döneceğini hesap soracağını belirtmesi ancak komutaryanist zihniyetle izah edilebilir.

İslamiyet’in İlk Döneminde Grupçu-Kabileci Zihniyet

Bu tutum peygamberimizin dini ve siyasi ıslahatlarıyla ortaya koyduğu yeni düzene karşı devrimi yapan Emevi tutumunda görülür. Emevi kabileciliğinin gelenek, tarih ve tecrübeyi esas aldığı ortadadır. Buna karşı İslam siyaset felsefesinin ilk özgürlükçü ve protest metni olan “Kader Risalesi”nde Hasan Basri insan eylemlerinden sorumludur diyerek bireysel ve sivil dirineşi vardır. Basri’nin karar veren, eyleyen ve sorumluluk alan insanın yaptıklarını ilahi bir kadere yaslamasının hiçbir anlamı olmadığı tezini politik rasyonalizmle; determinist-cebri öğretiyi savunan Emevilerin bakış açısını ve aklın politik dünyadaki rolüne kuşkuyla baktığını politik irrasyonalizm olarak okuyabiliriz.

Yönetimi (Hilafeti) eline geçiren Emeviler, irade hürriyetini kabul etmeyen ve her şeyin önceden Allah tarafından takdir edildiğini, insanın irade ve seçme kudretinin olmadığını savunan Cebriyye öğretisi ile meşruiyetlerini sağlamaya çalışmışlardır. Emeviler determinizmi desteklemiştir, çünkü insan özgürlüğü ve girişkenliği üzerinde ısrar edilmesinin kendilerini yerlerinden edeceğinden korkmuşlardır da diyebiliriz.

Muaviye’nin iktidarı zorla ele geçirmesinin oğlu Yezidi halife tayin ederek yönetimin şeklini hilafetten saltanata dönüştürmesi ve Yezid’in Mekke, Medine şehirlerine yaptığı seferlerle karşı devrimin tamamlandığını söylemiştik. Burada beşeri eylemin temeli teamül, ön kabuller (yargılar) ve alışkanlıklardan yani atalardan gördüklerinden oluşur. Üstelik burada ön kabullerin irrasyonel bir davranış türü olmayıp nesiller boyunca süren deneyimlerden süzülüp gelen bilgeliği ifade ettiği vurgulanır. Çünkü ön yargı gelenek ile özdeşleşir, bu nedenle ön yargı ile eylemde bulunmak elbette kişinin atalarının davrandığı gibi davranması anlamına gelir.

Görüldüğü üzere İslam’ın ilk dönemlerinde özellikle siyasî ve dinî bir mesele olarak ortaya çıkan yönetim/hilafet merkezli çatışmalar, aslında otoritenin kaynağının ne olduğu üzerinedir. Şiî-Haricî çizginin, Murcilik ile uzlaştırılmaya çalışıldığı hatırlanırsa, siyasî söylemlerin itikadî boyutlarının ihmal edilmemesi gerektiği ortaya çıkar. Bu hususların tarihsel boyutunu incelediğimiz takdirde, bugün nerede durduğumuzu ve kendi rasyonalitemizin ölçütünü tespit etme imkânı olacaktır.

Bunun için ilk dönemden itibaren ortaya çıkan akımlarımızın arasındaki farklılıkların dinî bir kategori ve statünün tezahürü olarak değil de, siyasal tavırları ile aksiyolojik ölçütlerindeki çeşitliliğin bir yansıması olarak görme imkanını müzakere etmek gerekir. Çünkü tarih, insanların ya da grupların kendi varoluşları açısından bağlı oldukları sınırsız sayıda ilgilerin bir savaş alanıdır.

Sonuç:

İlk dönem siyasal gelişmelerin metafiziksel ve epistemolojik boyutlarına dair bu bilgilendirmelerden hareketle, günümüz Arap dünyasında da kabilevi-ebevi nizamın, Türkiye’de ise grupçuluk-cemaatciliğin (komütaryanizm) baskın olduğunu söyleyebiliriz. Hala eğer gruptan veya cemaattan ayrılırsan şefkat tokadı yersin demek; bireye özgürlüğü korumayı gözeten bir toplumda yok olup gideceğini söylemek, inandıkları grup ve-ya kabilevi değerlere her şeye rağmen bağlılığı sağlamaya çalışmaktadırlar.

Yorumlar (0)

28°
az bulutlu
Namaz Vakti 02 Temmuz 2020
İmsak 03:10
Güneş 05:07
Öğle 12:49
İkindi 16:48
Akşam 20:22
Yatsı 22:10
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 29 60
2. Trabzonspor 29 58
3. Sivasspor 29 53
4. Galatasaray 29 52
5. Beşiktaş 29 50
6. Fenerbahçe 29 46
7. Alanyaspor 29 45
8. Göztepe 29 38
9. Antalyaspor 29 37
10. Gaziantep FK 29 35
11. Kasımpaşa 29 35
12. Denizlispor 29 32
13. Gençlerbirliği 29 31
14. Çaykur Rizespor 29 29
15. Malatyaspor 29 28
16. Kayserispor 29 28
17. Konyaspor 29 27
18. Ankaragücü 29 25
Takımlar O P
1. Hatayspor 30 57
2. Erzurum BB 30 53
3. Adana Demirspor 30 51
4. Bursaspor 30 49
5. Akhisar Bld.Spor 30 48
6. Altay 30 47
7. Fatih Karagümrük 30 47
8. Giresunspor 30 44
9. Keçiörengücü 30 41
10. Ümraniye 30 41
11. Menemen Belediyespor 30 39
12. Balıkesirspor 30 35
13. İstanbulspor 30 34
14. Altınordu 30 32
15. Boluspor 30 27
16. Osmanlıspor 30 24
17. Adanaspor 30 20
18. Eskişehirspor 30 12
Takımlar O P
1. Liverpool 31 86
2. Man City 31 63
3. Leicester City 31 55
4. Chelsea 31 54
5. Wolverhampton 32 52
6. M. United 31 49
7. Tottenham 31 45
8. Burnley 32 45
9. Sheffield United 31 44
10. Arsenal 31 43
11. Crystal Palace 32 42
12. Everton 31 41
13. Southampton 32 40
14. Newcastle 31 39
15. Brighton 31 33
16. Watford 32 28
17. West Ham 31 27
18. Bournemouth 31 27
19. Aston Villa 32 27
20. Norwich City 31 21
Takımlar O P
1. Real Madrid 32 71
2. Barcelona 32 69
3. Atletico Madrid 32 58
4. Sevilla 32 54
5. Villarreal 32 51
6. Getafe 31 49
7. Real Sociedad 31 47
8. Valencia 32 46
9. Athletic Bilbao 32 45
10. Granada 32 43
11. Osasuna 32 41
12. Levante 32 41
13. Real Betis 32 37
14. Real Valladolid 32 35
15. Eibar 32 35
16. Deportivo Alaves 32 35
17. Celta de Vigo 32 34
18. Mallorca 32 26
19. Leganés 32 25
20. Espanyol 32 24
banner2034
Arşiv

Gelişmelerden Haberdar Olun

@
Bumerang - Yazarkafe