Yeni Yol Partisi'nden Mahmut Arıkan, TBMM'de düzenlenen grup toplantısında yaptığı kapsamlı ve yankı uyandıran konuşmasında, gündemin en sıcak başlıklarına dair sert eleştirilerde bulundu. Pençe-Kilit Harekatı bölgesinde 12 askerin hayatını kaybettiği faciadan, CHP'li belediyelere yönelik operasyonlardaki "çifte standart" iddialarına ve "Aile Yılı"nda gençlerin evlenememesine kadar birçok konuyu, kürsüye getirdiği somut örnekler ve mankenlerle masaya yatırdı.
"1500 Liralık Dedektör İsyanı: Askerimizin Canı Bu Kadar mı Kıymetsiz?"
Konuşmasına Irak'ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Harekatı bölgesinde yaşanan ve 12 askerin şehit olduğu metan gazı faciasına değinerek başlayan Arıkan, sözlerine şehitlere rahmet, ailelerine ise sabır dileyerek başladı. "Aziz milletimizin başı sağ olsun. Aldıkları emirlere itaat etmede tereddüt göstermeyen her bir şehidimizi alnından öpüyoruz" diyen Arıkan, yüreklere düşen acı kadar, akıllara takılan sorular olduğunu belirterek konunun detaylarına girdi.
Arıkan, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin dünyanın en tecrübeli ordularından biri olduğunu vurgulayarak, "Gurur kaynağımız olan ordumuzun, metan gazı gibi öngörülebilir, ölçülebilir bir sebeple şehit vermesi kabul edilemez. Günümüzde savaşlarda bile teknolojinin verdiği imkanlarla tek bir askerini yitirmeyen ordular varken, bizim 12 canımızın bir arama-tarama operasyonunda şehit olması hamasi konuşmalarla örtbas edilemez" dedi.
Bu elim hadisenin bir tuzak mı, sabotaj mı, yoksa bir ihmaller zinciri mi olduğunun tüm ihtimalleriyle araştırılması gerektiğini söyleyen Arıkan, konuşmasının en çarpıcı anında eline bir metan gazı dedektörü alarak şunları söyledi: "Bakın, bu bir metan gazı dedektörü. Piyasadan, alışveriş sitelerinden bin 500 liraya alabiliyorsunuz. Allah aşkına, bizim askerimizin canı bu kadar mı kıymetsiz? Biz internetten bile alınabilecek bir dedektör olmadığı için mi, 12 evladımızı şehit verdik? Biz bunu düşünmek bile istemiyoruz. Burada ihmal açık. Burada sorumsuzluk ortada. O yüzden, bu ihmalin sorumluları derhal tespit edilmeli ve milletimiz adına hesap sorulmalıdır. 12 vatan evladından, 12 candan, ateş düşen 12 ocaktan bahsediyoruz."
Yargıda Çifte Standart Eleştirisi: "Neden Hiç AK Partili Yok?"
Konuşmasının ikinci bölümünde yargıdaki çifte standart iddialarına ve CHP'li belediyelere yönelik operasyonlara odaklanan Arıkan, yolsuzluk, hırsızlık gibi suçların üzerinin örtülmesini istemediklerini, bu suçlara ortak olmayacaklarını belirtti. Ancak mevcut durumda inkar edilemez bir keyfilik, kayırmacılık ve masumiyet karinesinin ihlali olduğunu savundu. "Önce suç isnat et, tutukla, sonra da isnat edilen suça dair delil ara durumu var. Bunlar kabul edilemez" diyerek mevcut yargı pratiğini eleştirdi.
Arıkan, "Bu 'hukuk arayışı' neden iktidarın belediye başkanlarını kapsamıyor?" sorusunu sorarak, iktidara yönelik belgeli yolsuzluk iddialarını hatırlattı ve somut bir örnek verdi: "Mesela şehrini parsel parsel satanlar ile ilgili daha ne kadar delil, daha ne kadar tanık lazım? Mesela Aziz İhsan Aktaş’ın, Elazığ Belediyesine 539 milyon liraya kiraladığı araçlarla ilgili daha ne kadar delil, tanık lazım?"
İktidara yönelik eleştirilerini sürdüren Arıkan, şöyle devam etti: "Ne tuhaftır ki kendi bakanlığına dezenfektan satan bakan çiçekle uğurlanırken; sorumlu olduğu şehrini parsel parsel satanlar sadece görevden affı istenip, evlerine uğurlanırken, söz konusu muhalifler olunca bir anda ortaya kelepçeler çıkıyor. Daha da tuhafı FETÖ operasyonları yapılıyor, hiç AK Partili yok. Yenidoğan bebek çetesi operasyonları yapılıyor, hiç AK Partili yok. Belediyelere operasyonlar yapılıyor, hiç AK Partili yok. Yunus Emre Enstitüsü soyuluyor, hiç AK Partili yok."
Bu durumun seçme ve seçilme hakkını anlamsızlaştırdığını belirten Arıkan, iktidarı halkın sandığa olan umudunu kaybetmesine neden olacak uygulamalardan vazgeçmeye çağırdı ve Türkiye'nin "ayakkabı kutularına da baklava kutularına da mahkum olmadığını" söyledi.
"Aile Yılı'nda Aile Kurulamıyor: Kürsüde Gelin ve Damatlı Protesto"
Konuşmasının son bölümünde ekonomi politikalarını ele alan Arıkan, bu kez kürsünün iki yanına gelinlik ve damatlık giydirilmiş vitrin mankenleri yerleştirerek dikkat çekici bir protestoya imza attı. Hükümetin 2025'i "Aile Yılı" ilan ettiğini hatırlatan Arıkan, yapılan bazı indirim anlaşmalarını "müsbet ve kıymetli" bulduklarını ancak bunların yeterli ve sürdürülebilir olmadığını belirtti.
Gençlerin evlilik sürecinde karşılaştığı ekonomik zorlukları rakamlarla ortaya koyan Arıkan, şu detaylı maliyet analizini yaptı:
Devlet Desteği: "Geçen sene 'Evlenecek çiftler için 150 bin lira destek vereceğiz' dediniz, ama bu para enflasyon karşısında çoktan eridi gitti. Ayrıca bu desteği de herkese vermiyorsunuz."
Gelinlik-Damatlık: "Hemen hemen her genç kızımızın bir gelinlik giyme hayali vardır. Bu gelinliği almayı geçtik, kiralaması bile en düşük 1 emekli maaşı. Yanımda duran damatlığın da kaderi aynı. Bir damatlık bugün ya bir emekli maaşına ya da bir asgari ücrete tekabül ediyor."
Ev Eşyası: "Evi kiraladık bir de bu eve eşya lazım. Bugün mobilyası, beyaz eşyası ve diğer ihtiyaçlar en temel düzeyde, minimum şartlarda, 500 bin lirayı buluyor. Hadi bakalım 22 asgari ücret daha gitti."
Düğün Masrafı: "Evliliği tamamlamak için bir de düğün yapmak lazım. Kabaca bir hesap yapıldığında bir düğün en az 400 bin liraya yapılabiliyor. Hadi bakalım 18 asgari ücret daha gitti."
Bu maliyetler üzerinden genel bir hesaplama yapan Arıkan, acı tabloyu şu sözlerle özetledi: "Bir asgari ücretli genç kardeşim yemeden, içmeden, yaşamadan tam 45 ay, aldığı paraya hiç dokunmadan kenara koymak zorunda ki evlenebilsin. Bir emekli baba, çocuğunu evlendirebilmek için yemeden, içmeden, yaşamadan tam 62 ay aldığı paraya hiç dokunmadan kenara koymak zorunda."
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı'nın gençlerin evlenmemesini teknolojiye bağlamasını eleştiren Arıkan, "Sayın Bakan diyor ya 'Seviyorsan, git evlen.' Sayın bakan gençlerimiz seviyor, ama evlenemiyor" diyerek, sorunun tamamen ekonomik olduğunu belirtti.
Konuşmasını gençlere seslenerek tamamlayan Arıkan, "Bu düzen sizi yalnız bırakıyor olabilir ama biz sizi yalnız bırakmayacağız. Sizin sesiniz olacağız, sizin yükünüzü paylaşacağız. Göreceksiniz, sizin için, sizinle birlikte bu düzeni değiştireceğiz" diyerek sözlerini noktaladı.



