Eğitim Sen Şube Kadın Sekreteri Eylem Kandemir imzasıyla yapılan açıklamada, yaşanan olayın bir “iş kazası” değil, kadın emeğini ve çocukların yaşam hakkını hiçe sayan sistemin bir sonucu olduğu vurgulandı. Kandemir, “Gencecik kız çocukları, bir avuç parfüm şişesinin, bir patronun kâr hırsının ve bir devletin denetimsizliğinin içinde kül oldular. Bu bir kaza değil, alınmayan önlemlerin, yapılmayan denetimlerin sonucunda işlenmiş bir cinayettir.” ifadelerini kullandı.

Kandemir, çocukların okullarda değil, fabrikalarda yaşamlarını yitirmesinin utanç verici olduğunu belirterek, “Bu kız çocuklarının yeri fabrika değil, okul sıralarıydı. Devlet, onları yoksulluğa ve güvencesizliğe terk etti. Bugün çocuk işçiliği, çıraklık sistemi ve MESEM programları aracılığıyla meşrulaştırılmış durumda.” dedi.

Açıklamada Milli Eğitim Bakanlığı’na da sert eleştiriler yöneltildi:

“Cansu, Nisa ve Tuba neden okulda değildi? Bu çocuklar hangi sistemin, hangi yoksulluğun, hangi ihmalin sonucunda fabrikada can verdi? Kaç çocuk hâlâ okulu bırakıp çalışmak zorunda kalıyor?” sorularına yanıt istendi.

Arife günü başlayıp tatil bitene kadar sürecek
Arife günü başlayıp tatil bitene kadar sürecek
İçeriği Görüntüle

Eylem Kandemir, iş cinayetlerinde cezasızlık kültürünün sürdüğüne dikkat çekerek, “Kadınların ve çocukların yaşam hakkını hiçe sayan bu düzene karşı susmayacağız. Cezasızlık, yeni cinayetlerin davetiyesidir. Cansu’nun, Nisa’nın, Tuba’nın isimlerini unutturmayacağız. Yanan sadece bir fabrika değil, bu ülkenin vicdanıdır.” ifadelerine yer verdi.

Muhabir: Ulaş Odabaş