Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 77. yılını hatırlatan Sırma, Türkiye’nin bildirgeyi erken dönemlerde imzalamasına rağmen “hak ve özgürlüklerin büyük ölçüde kâğıt üzerinde kaldığını” söyledi. Sırma’ya göre düşünceyi ifade etme ve örgütlenme özgürlüğü başta olmak üzere temel demokratik haklar fiilen sınırlandırılmış durumda.
“Sendikal faaliyetler suç üretme alanına dönüştürüldü”
Eğitim Sen’in açıklamasında, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yasaklanması, öğrencilerin, gazetecilerin ve sosyal medya kullanıcılarının gözaltına alınarak tutuklanması, sendikal etkinliklerin engellenmesi gibi uygulamaların “olağanüstü yönetim anlayışının kalıcılaşması”nın bir sonucu olduğu ifade edildi.
Sırma, “Türkiye’nin insan hakları karnesi tarihte olmadığı kadar karanlıktır.” diyerek, iktidarın kendisi gibi düşünmeyen kişi ve kurumlara yönelik baskı politikalarının her geçen gün yoğunlaştığını savundu.
“OHAL ve KHK uygulamalarının yarattığı hak ihlalleri sürüyor”
20 Temmuz 2016 sonrası ilan edilen OHAL’in ve çıkarılan KHK’lerin etkilerinin hâlâ devam ettiğini belirten Sırma, savunması bile alınmadan ihraç edilen kamu görevlilerinin çalışma hakkının ortadan kaldırıldığını, gözaltı ve tutuklamaların keyfî biçimde uygulandığını söyledi.
İhraç kamu görevlilerine yönelik “bir daha geri dönmemek üzere kamu görevinden çıkarma” yaklaşımını eleştiren Sırma, bunun “yaşam hakkı ve çalışma hakkına yönelik açık bir tehdit” oluşturduğunu vurguladı.
“Kayyım uygulamaları seçme ve seçilme hakkının ihlalidir”
Açıklamada, muhalif belediyelere kayyım atanması da sert şekilde eleştirildi. Sırma’ya göre kayyım pratiği, halkın iradesiyle seçtiği yöneticileri görevden uzaklaştırarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin güvence altına aldığı serbest seçim hakkını ihlal ediyor.
“Kadınlar ve çocuklar daha savunmasız hale getirildi”
Eğitim Sen, ülkede artan baskıcı politikaların kadınlar ve çocuklar üzerindeki şiddeti artırdığını, koruma mekanizmalarının etkisizleştirildiğini ve eşitlik taleplerinin baskı altına alındığını ileri sürdü.
Açıklama, “Türkiye’de insan olmak, emekçi olmak, kadın olmak ve hak aramak her geçen gün zorlaşmaktadır.” ifadeleriyle son buldu.



