Pakize Suda ismini duyanların zihninde Ege şiveli bir ses, dobra çıkışlar ve televizyon ekranlarında özgün yorumlar canlanır. Ancak onun yaşam öyküsü yalnızca bir televizyon figüründen ibaret değil. Geride bıraktığı kültürel izler, oyunculuk geçmişi, yazarlık serüveni ve kendine has üslubuyla Pakize Suda, Türk medyasının unutulmaz simaları arasında yerini aldı.
İzmir’den İstanbul’a Uzanan Bir Hayat
Pakize Suda, 23 Nisan 1952 tarihinde İzmir’in doğası ve kültürüyle öne çıkan bir mahallesinde dünyaya geldi. Aslen Girit kökenli olan Suda'nın ailesi, Ege kültürüne son derece bağlı bir yapıya sahipti. Bu da onun hem konuşma tarzına hem de hayata bakışına net şekilde yansımıştı. Eğitim hayatını İzmir'de tamamlayan Pakize Suda, gençlik yıllarında edebiyata, sahne sanatlarına ve gazeteciliğe büyük ilgi duymaya başladı.
Henüz 17 yaşındayken 1970 Türkiye Güzeli seçilen Suda, bu unvanla birlikte ulusal çapta tanınmaya başladı. Ancak güzelliği onun için yalnızca bir basamaktı. Asıl hedefi, kalemi ve sesiyle insanların dünyasına dokunabilmekti.
Sinemadan Televizyona, Televizyondan Gazeteciliğe
1970’li yıllarda Türk sinemasının altın çağında sinema oyunculuğuna adım atan Pakize Suda, birçok filmde rol aldı. Dönemin önde gelen yapımlarında yer alan Suda, güzelliği kadar güçlü oyunculuğuyla da dikkat çekti. Ancak sinema kariyeri uzun soluklu olmadı. 1980’li yıllardan itibaren yönünü gazeteciliğe ve yazarlığa çevirdi.
Uzun yıllar boyunca köşe yazarlığı yapan Pakize Suda, özellikle kadın hakları, toplumsal eşitsizlik, ahlaki değerler ve gündelik yaşamla ilgili yazılarıyla geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı. Yazılarında kullandığı samimi üslup, halk diliyle yaptığı sorgulamalar ve dobra çıkışları, onu diğer köşe yazarlarından ayırdı.
Televizyon ekranlarında da büyük bir izleyici kitlesi tarafından takip edilen Suda, “Pakize Suda ile Ne Var Ne Yok?” ve “Pakize Suda ile Pazar Sohbetleri” gibi programlarla tanındı. Özellikle Ege şivesiyle yaptığı yorumlar, ekranlara sıcaklık katarken, toplumsal konularda yaptığı açıklamalar gündem yaratıyordu.
Yazdığı Kitaplarla İz Bıraktı
Pakize Suda’nın kalemi yalnızca gazetelerde değil, kitaplarda da kendine yer buldu. Özellikle otobiyografik öğeler içeren yazıları ve anılarından oluşan kitapları, hem samimiyetiyle hem de yaşam deneyimleriyle okuyucunun ilgisini çekti. "Bir Kadın Bir Hayat", "Suda Gibi" ve "Yalnız Kadınlar Sokağı" gibi eserleri, kadınların yaşamına dair gerçekçi ve cesur anlatımlarla dikkat çekti.
Sağlık Sorunları ve Sessizleşen Ekranlar
2010’lu yıllardan itibaren ekranlardaki görünürlüğü azalmaya başlayan Pakize Suda, son yıllarında sağlık sorunlarıyla mücadele etti. 2017 yılında demans (bunama) teşhisi konulduğu açıklandı. Bu süreçte ailesi ve yakın çevresiyle daha sakin bir yaşam sürmeye başlayan Suda, medyadan büyük ölçüde uzaklaştı.
Hastalığının ilerlemesiyle birlikte tamamen inzivaya çekilen Suda, İzmir’de özel bir bakım merkezinde yaşamını sürdürdü. Zamanla konuşma becerilerini kaybettiği ve çevresini tanıyamadığı basına yansıyan bilgiler arasındaydı.
Vefatı ve Ardında Kalan Miras
Pakize Suda, 21 Aralık 2022 tarihinde İzmir’de 70 yaşında hayatını kaybetti. Vefatı, sanat ve medya dünyasında büyük bir üzüntüyle karşılandı. Cenazesi İzmir Alsancak Hocazade Camii’nde kılınan namazın ardından doğup büyüdüğü topraklara defnedildi.
Suda’nın ardından, yalnızca yazdığı yazılar ya da sunduğu programlar kalmadı. O, Ege’nin sıcaklığını, Türk kadınının gücünü ve halkın sesi olmayı başaran bir sima olarak hafızalarda yer edindi. Özellikle televizyon izleyicileri ve okurları onu “doğal”, “samimi” ve “olduğu gibi” haliyle hatırlamaya devam ediyor.




