Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan 24 Nisan 2026 tarihli Cuma hutbesi yayımlandı. “Merhamet Eğitimi” başlığıyla yayımlanan hutbede, eğitimin sadece bilgi aktarımı değil aynı zamanda ahlak ve değer inşası olduğu vurgulandı.
Eğitim, ilim ve ahlak bütünlüğü olarak tanımlandı
Hutbede, İslam medeniyetinde eğitimin ilim ve hikmetle birlikte ele alındığına dikkat çekildi. Eğitim anlayışının; insanı Allah’a yaklaştıran, sevgi, saygı ve merhamet gibi değerlerle donatan bir süreç olduğu ifade edildi.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in “Allah’ım! Öğrettiklerinle beni faydalandır, faydalı ilmi bana öğret ve ilmimi artır” duasına yer verilerek, ilmin sadece öğrenilmesi değil aynı zamanda hayata geçirilmesinin önemine işaret edildi.
Toplumsal değerlerin korunmasında eğitimin rolü
Hutbede eğitimin ömür boyu devam eden bir süreç olduğu vurgulanırken, bireyin doğruyu yanlıştan ayırt edebilmesinin ve erdemli bir toplumun inşasının eğitimle mümkün olduğu belirtildi.
Adalet ve merhametin hâkim olduğu bir toplum düzeninin ancak güçlü bir eğitim anlayışıyla kurulabileceği ifade edilirken, dinin, canın, malın, neslin ve aklın korunmasının da bu sürecin temel unsurları arasında yer aldığı aktarıldı.
Modern dönemde değer kaybına dikkat çekildi
Metinde, günümüz dünyasında insani değerlerin zayıfladığı bir dönemden geçildiğine dikkat çekildi. Bu durumdan çıkışın ise vahyin rehberliği ve Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in örnek ahlakına yönelmekle mümkün olacağı belirtildi.
Toplumun milli ve manevi değerlerle güçlendirilmiş bir eğitim anlayışıyla yeniden inşa edilebileceği ifade edilirken, iyiliğin yaygınlaştırılması ve insanlığa faydalı bireyler yetiştirmenin önemine vurgu yapıldı.
Gençlerin korunması ve değerlerle yetiştirilmesi çağrısı
Hutbede, çocukların ve gençlerin zararlı alışkanlıklardan ve ideolojilerden korunması gerektiği belirtilerek ailelere ve topluma önemli sorumluluklar yüklendi. Gençlerin zihinlerine ilim, kalplerine iman ve hayatlarına ahlakın yerleştirilmesi gerektiği ifade edildi.
Cuma hutbesi, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in “Allah’ım! Huşû duymayan kalpten, doymayan nefisten, fayda vermeyen ilimden ve kabul olunmayan duadan sana sığınırım” duasıyla sona erdi.

