6 Şubat 2023'te Kahramanmaraş merkezli meydana gelen yıkıcı depremlerle sarsılan Türkiye, 23 Nisan 2025’te İstanbul’da yaşanan 6,2 büyüklüğündeki yeni sarsıntıyla bir kez daha endişeye kapıldı. Büyükşehirlerde yaşayan milyonlar, hem fiziksel hem de psikolojik olarak “deprem korkusu” ile baş etmeye çalışırken, uzmanlardan dikkat çekici uyarılar gelmeye devam ediyor.
Deprem bilimciler, depreme karşı yalnızca yapı güvenliğinin değil, yaşanılan bölgenin jeolojik yapısının da büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor. Bu kapsamda Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan’ın yaptığı açıklamalar yeniden gündeme taşındı. Ercan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, deprem korkusu yaşamak istemeyen vatandaşlara Karadeniz şehirlerine taşınmaları yönünde çağrıda bulunmuştu.

“Yeşillik, deniz ve güvenli yaşam bir arada”
Prof. Dr. Ercan, paylaşımında şu ifadeleri kullanmıştı:
“Deprem korkusu yaşamak istemeyenler; Artvin, Rize, Trabzon, Giresun, Ordu, Samsun, Sinop, Kastamonu, Zonguldak'a taşınabilir. Bol yeşillik ile oksijen, deniz, balık, içten dostluk, güvenli yaşam. Daha ne istenir ki?”
Bu sözler, özellikle İstanbul, İzmir ve Bursa gibi deprem riski yüksek şehirlerde yaşayan vatandaşların dikkatini çekti. Ercan’ın önerdiği 9 şehir, Türkiye’de aktif fay hatlarının doğrudan etkisi altında olmayan bölgeler arasında yer alıyor.
Karadeniz neden güvenli?
Uzmanlara göre Karadeniz Bölgesi’nde yer alan bu iller, jeolojik açıdan daha az hareketli zeminlerde kurulu. Türkiye’nin büyük kısmını etkileyen Kuzey Anadolu Fay Hattı bu bölgelerden doğrudan geçmiyor. Kasım 2024'te Rize’de yaşanan 4,7 büyüklüğündeki deprem gibi sarsıntılar ise genellikle yüzeysel ve düşük şiddetli oluyor. Bu nedenle bölgede 5 büyüklüğünü aşan yıkıcı depremler beklenmiyor.
Deprem riski dışında yaşam kalitesine de vurgu yapan Ercan, Karadeniz şehirlerinin doğası, denizi, sosyal yapısı ve yaşam maliyeti açısından da alternatif oluşturduğunu ifade ediyor.
Depremle yaşamayı öğrenmek mi, güvenli şehirde yaşamak mı?
Uzmanlar, yapı stokunun yenilenmesinin ve depreme dayanıklı yaşam alanlarının oluşturulmasının önemini vurgularken, depremle yaşamak istemeyen ya da sürekli stres altında kalmak istemeyenlerin bu tür daha güvenli şehirlerde yaşamayı da değerlendirebileceğini belirtiyor.



