Avukat Burak Karaca’nın moderatörlüğünü yaptığı programa, Hitit Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Erginli ile Öğretim Görevlisi Asuman Gökgöz konuşmacı olarak katıldı.

Garaudy’nin Siyonizm karşıtı mücadelesi anlatıldı

Panelin ilk konuşmasını yapan Prof. Dr. Zafer Erginli, sonradan Müslüman olan Fransız düşünür Roger Garaudy’nin hayatını, düşünsel dönüşümünü ve Siyonizm karşısındaki mücadelesini anlattı.

Garaudy’nin yaşamını çıraklık, Marksist, proje ve İslam dönemi olmak üzere dört başlık altında değerlendiren Erginli, düşünürün Hristiyanlık, Marksizm, medeniyet, sanat ve İslam üzerine çalışmalar yaptığını belirtti.

Erginli, Garaudy’nin Filistin meselesine ilgisinin Müslüman olmadan önce başladığını, 1982’de yayımlanan “İsrail Saldırganlığının Anlamı” başlıklı yazısının bu alandaki önemli çıkışlarından biri olduğunu söyledi.

Garaudy’nin İsrail politikaları ve Siyonizm hakkındaki kitapları nedeniyle baskı, yasaklama ve yargılama süreçleriyle karşılaştığını aktaran Erginli; “İsrail Sorunu”, “İlahi Mesajlar Toprağı Filistin” ve “İsrail, Mitler ve Terör” adlı eserleri hakkında bilgi verdi.

Erginli, Garaudy’nin İsrail’in bölgedeki yayılmacı politikalarını ABD desteğiyle ilişkilendirdiğini ve Filistin’de uygulanan politikaları apartheid düzeni olarak değerlendirdiğini ifade etti.

“Filistin’de direniş hayatın kendisidir”

Panelin ikinci konuşmacısı Asuman Gökgöz ise Filistin direnişinin yalnızca askerî bir mücadele olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi.

Gökgöz, direnişin toplumsal hafızaya, gündelik yaşama ve kuşaktan kuşağa aktarılan “Sumud” anlayışına dayandığını belirterek, “Filistin’de direniş hayatın kendisidir” dedi.

“Sumud” kavramının Filistin halkının toprağında kalma, varlığını sürdürme ve işgale rağmen gündelik hayatını devam ettirme iradesini ifade ettiğini belirten Gökgöz, Filistinlilerin farklı bölgelerde farklı baskı biçimleriyle karşı karşıya kaldığını anlattı.

Batı Şeria’daki uygulamalara dikkat çekti

Batı Şeria’nın Oslo Anlaşması sonrasında A, B ve C bölgelerine ayrıldığını hatırlatan Gökgöz, özellikle C Bölgesi’nde yaşayan Filistinlilerin ağır kısıtlamalarla karşılaştığını kaydetti.

Bu bölgede ev yapımının büyük ölçüde engellendiğini, yapılan evlerin yıkılabildiğini ve su kaynaklarına erişimin sınırlandırıldığını dile getiren Gökgöz, kontrol noktalarının Filistinlilerin günlük hayatını zorlaştırdığını söyledi.

Gökgöz, hukuki gerekçe gösterilmeden gerçekleştirildiğini belirttiği idari tutuklamaların da Filistinliler üzerinde önemli bir baskı aracına dönüştüğünü savundu.

Kudüs ve İsrail vatandaşı Filistinlilerin durumu konuşuldu

Yusuf Ahlatcı: "Hastaneye 37 yeni cihaz, 12 dönümlük genişleme alanı"
Yusuf Ahlatcı: "Hastaneye 37 yeni cihaz, 12 dönümlük genişleme alanı"
İçeriği Görüntüle

İsrail sınırları içinde yaşayan ve “48 Arapları” olarak anılan Filistinlilerin de ayrımcılığa uğradığını ifade eden Gökgöz, 2018 tarihli Yahudi Ulus Devlet Yasası’nın eşitsizlikleri derinleştirdiğini söyledi.

Kudüs’te yaşayan Filistinlilerin ise “mavi kimlik” adı verilen sürekli ikamet statüsüne sahip olduğunu belirten Gökgöz, uzun süre yurt dışında kalan kişilerin ikamet haklarını kaybetme riskiyle karşı karşıya bulunduğunu ifade etti.

Gazze’de yıllardır devam eden abluka ve saldırıların ise yaşamın bütün alanlarını etkilediğini dile getirdi.

Ekonomik baskıya karşı yeni üretim modelleri

Gökgöz, Filistin ekonomisinin gümrük, bankacılık, ithalat ve çalışma izinleri üzerinden İsrail’e bağımlı hâle getirilmeye çalışıldığını savundu.

Filistinlilerin ekonomik baskıya karşı dijital çalışma, yerel üretim, topraksız tarım ve yerli ürün kullanımını artırma gibi yöntemlere yöneldiğini belirten Gökgöz, gençlerin uluslararası dijital platformlar üzerinden gelir elde etmeye çalıştığını söyledi.

İsrail toplumundaki çatlakları anlattı

Konuşmasında İsrail toplumundaki iç gerilimlere de değinen Gökgöz, ülkede kuşak, sınıf, etnik köken, din ve siyaset eksenli derin ayrışmalar bulunduğunu ifade etti.

Aşkenazlar ile Mizrahiler arasındaki sosyoekonomik farklılıklara, seküler kesimlerle radikal yerleşimciler arasındaki kutuplaşmaya ve Haredilerin askerlikten muaf tutulması tartışmalarına dikkat çeken Gökgöz, bu gerilimlerin İsrail siyasetini zorladığını söyledi.

Uzun süreli savaş ve seferberlik hâlinin ekonomi, turizm, teknoloji sektörü ve iş gücü üzerinde ağır sonuçlar doğurduğunu ileri süren Gökgöz, eğitimli ve çift pasaportlu nüfusun ülkeden ayrılmasının da dikkat çekici olduğunu belirtti.

“Filistin dünyanın alnına çakılmış bir pankarttır”

Filistin halkının bütün baskılara rağmen toprağında kalma iradesini koruduğunu ifade eden Gökgöz, Sumud bilincinin Filistin direnişinin temelini oluşturduğunu söyledi.

Yazar Ali Emre’nin “Filistin dünyanın alnına çakılmış bir pankarttır” sözünü hatırlatan Gökgöz, Filistin’le dayanışmanın sanat, akademi, ekonomi ve boykot gibi farklı alanlarda sürdürülmesi gerektiğini dile getirdi.

Filistin Atölyesi’nden açık davet

Konuşmaların ardından soru-cevap ve katkı bölümüne geçildi. Katılımcılar, Filistin’de yaşanan gelişmeler, dayanışma faaliyetleri ve toplumsal farkındalığın artırılması konusunda görüşlerini paylaştı.

Panelin kapanışında konuşan moderatör Burak Karaca, yaz boyunca Filistin ve dünyadaki gelişmelere ilişkin farkındalık çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti.

Karaca, Filistin meselesine duyarlılık gösteren herkesi Filistin Atölyesi’nin çalışmalarına katılmaya davet etti.

Muhabir: Merve Kayış