Çorum’da Ahıska Türklerinin en köklü yerleşim alanlarından biri Alaca ilçesi olarak öne çıkıyor. Tarihî kayıtlar, Ahıska’dan Anadolu’ya yönelen göçlerin önemli bir bölümünde Çorum’un, özellikle de o dönem Hüseyinabad olarak bilinen Alaca’nın önemli iskân bölgelerinden biri olduğunu gösteriyor.

Ahıska Türklerinin Çorum’daki geçmişi 19. yüzyıla uzanıyor
Ahıska bölgesinden Anadolu’ya göçler 19. yüzyıl boyunca farklı dönemlerde gerçekleşti. Özellikle 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın ardından artan göçlerle birlikte Ahıska muhacirlerinin bir bölümü Çorum’a, ağırlıklı olarak da Alaca çevresine yerleştirildi.
Osmanlı döneminde Hüseyinabad olarak bilinen bugünkü Alaca’da Ahıska muhacirlerinin iskân edildiği yeni yerleşimler oluşturuldu. Bu süreç, Ahıska Türklerinin Çorum’daki varlığının geçici bir göç hareketinden kalıcı bir yerleşime dönüşmesini sağladı.

Alaca’daki bazı köyler Ahıska yerleşimleriyle öne çıkıyor
Ahıska’dan gelen ailelerin Alaca’daki yerleşim noktaları arasında Söğütözü, Hışık ve Örükaya köyleri dikkat çekiyor. Bu köylerde oluşan aile ve akrabalık bağları, Ahıska kültürünün Çorum’da korunmasına katkı sağladı.
Uzun yıllar boyunca sürdürülen akrabalık ilişkileri, gelenekler ve aile hafızası, Ahıska kimliğinin sonraki kuşaklara aktarılmasında önemli rol oynadı. Böylece Ahıska kültürü Alaca’nın sosyal yapısının da bir parçası haline geldi.

Göçle birlikte kültür de Çorum’a taşındı
Ahıska Türkleri Çorum’a yalnızca aileleriyle değil, gelenekleri, sözlü kültürleri, aile ilişkileri ve günlük yaşam alışkanlıklarıyla birlikte geldiler. Aile bağları, büyüklere saygı, misafirperverlik ve dayanışma kültürü Ahıska toplumunun öne çıkan özellikleri arasında yer aldı.
Bu kültürel yapı Alaca’daki Ahıska kökenli ailelerde de uzun yıllar boyunca korundu. Düğünler, bayramlar, cenazeler ve aile toplantıları, kültürel hafızanın canlı tutulduğu başlıca alanlardan biri oldu.
Ahıska mutfağında hamur işleri ve süt ürünleri öne çıkıyor
Ahıska mutfağında hamur işleri, et yemekları, tahıl ürünleri ve süt ürünleri önemli yer tutuyor. Hınkal, kete, bişi, kuymak, erişte, hedik ve hasuta gibi geleneksel lezzetler Ahıska yemek kültürünün bilinen örnekleri arasında bulunuyor.
Yemek hazırlama süreci de kültürün önemli bir parçası olarak görülüyor. Özellikle düğün, bayram ve kalabalık aile buluşmalarında yemekların birlikte hazırlanması, aile ve komşuluk bağlarının güçlenmesine katkı sağlıyor.
Yemeklar kültürel hafızanın taşıyıcısı oldu
Ahıska ailelerinde yemek tariflerinin büyüklerden çocuklara ve torunlara aktarılması, göçle taşınan kültürün korunmasında önemli rol oynadı. Hamurun açılma biçiminden yemekların hazırlanışına kadar birçok uygulama aile içinde kuşaktan kuşağa aktarıldı.
Alaca’daki Ahıska kökenli ailelerde de bu mutfak kültürü zaman içerisinde Çorum’un yerel yemek alışkanlıklarıyla iç içe geçti. Buna rağmen aile içinde yaşatılan geleneksel tarifler, Ahıska kimliğinin önemli unsurlarından biri olmayı sürdürdü.

Ahıska Türklerinin sürgün hafızası Avrupa Konseyi’ne taşındı
Çorum’daki bu köklü tarihî geçmiş sürerken, Ahıska Türklerinin sürgün ve aidiyet meselesi uluslararası platformlarda da gündeme getiriliyor. Dünya Ahıskalı Türkler Birliği Avrupa Temsilcisi Büşra Meryem Özkoşar, Avrupa Konseyi Uluslararası Sivil Toplum Kuruluşları Konferansı’nın 2026 Sonbahar dönemi toplantılarında Ahıska Türklerinin yaşadığı zorunlu yerinden edilmenin kuşaklar boyunca süren etkilerine dikkat çekti.
Özkoşar, her göçün insanların kendi tercihiyle gerçekleşmediğini, bazı göçlerin arkasında sürgün, ailelerin parçalanması, kayıplar ve yeniden hayat kurma mücadelelerinin bulunduğunu anlattı. Ahıska Türklerinin yaşadığı sürecin de bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

1944 sürgününün etkilerinin sürdüğünü anlattı
Özkoşar, Ahıska Türklerinin Kasım 1944’te Stalin döneminde tarihî yurtlarından zorla Orta Asya’ya sürüldüğünü ve ailelerin farklı Sovyet cumhuriyetlerine dağıtıldığını hatırlattı. Aradan 80 yılı aşkın zaman geçmesine rağmen bu sürgünün vatandaşlık, geri dönüş, mülkiyet, kimlik ve aidiyet gibi alanlarda etkilerinin sürdüğünü belirtti.
Sürgünün yalnızca geçmişte yaşanmış tarihî bir olay olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Özkoşar, aile hafızasının bugün de Ahıska Türklerinin kimliğinde önemli yer tuttuğunu aktardı. Büyüklerin yaşadıklarının çocuklara ve torunlara aktarılmasının toplumsal hafızanın devamlılığı açısından önem taşıdığını dile getirdi.
İnsan hikâyelerinin unutulmaması gerektiğini vurguladı
Özkoşar, sayıların kaç kişinin yerinden edildiğini gösterebildiğini ancak sürgünün aileler üzerinde bıraktığı duygusal ve toplumsal izleri tek başına anlatmaya yetmediğini belirtti. Zorunlu yerinden edilmelerin insani sonuçlarının zamanla görünmez hale gelmemesi gerektiğine dikkat çekti.
Ahıska Türklerinin kendi tarihleri, hakları ve geleceklerine ilişkin tartışmaların doğrudan içinde bulunmasının önemini vurgulayan Özkoşar, DATÜB adına bu sesi Avrupa Konseyi’ne taşıdığını ifade etti. Çorum’un Alaca ilçesindeki tarihî Ahıska yerleşimleri de bu göç, hafıza ve aidiyet hikâyesinin yerel ölçekte yaşayan önemli örneklerinden birini oluşturuyor.


