Utku Çakırözer, Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü alanında yaşanan ihlalleri içeren 6 yıllık bilanço raporunu, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda kamuoyuyla paylaştı. Rapora göre 2020’den bu yana gazeteciler yalnızca yaptıkları haberler nedeniyle 3 bin 480 kez yargılandı, 420 gazeteci gözaltına alındı, 145 gazeteci tutuklandı.
“Baskılar sistematik hale geldi”
Meclis kürsüsünden konuşan Çakırözer, basın özgürlüğüne yönelik müdahalelerin artık istisna değil, sistematik bir uygulama haline geldiğini söyledi. “Gazeteciler susturuldukça toplum karanlığa mahkûm ediliyor. Ne gazeteciler ne de yurttaşlar bu tabloyu hak ediyor” ifadelerini kullandı.
“Gazeteciler kelepçeliyken 10 Ocak bayram olamaz”
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne dikkat çeken Çakırözer, özgür ve güvenli çalışma koşulları sağlanmadan bu günün anlamını yitirdiğini vurguladı. Gazetecilerin haber yapar yapmaz hedef haline getirildiğini belirten Çakırözer, şafak baskınları, gözaltılar ve tutuklamalarla basının sindirildiğini söyledi.
Son bir yılda çok sayıda gazetecinin aylarca cezaevinde kaldığını hatırlatan Çakırözer, “Gazeteciler zindandayken, ev hapsindeyken, ayağında kelepçeyle yaşarken 10 Ocak nasıl bayram olsun?” diye konuştu.
“İBB soruşturmalarında gazeteciler de hedefte”
Çakırözer, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) soruşturmaları kapsamında hazırlanan iddianamelerde gazetecilerin de hedef alındığını belirtti. Yorum ve haberleri nedeniyle çok sayıda gazetecinin ifadeye çağrıldığını, gözaltına alındığını dile getiren Çakırözer, “Dezenformasyonla mücadele” adıyla çıkarılan düzenlemelerin basını susturmak için kullanıldığını savundu.
Medya üzerindeki ekonomik ve idari kuşatma
Raporda adli baskıların yanı sıra ekonomik ve idari baskılara da yer verildi. Çakırözer, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) Türkiye’nin en büyük medya patronu konumuna geldiğini; kayyumlar ve el koymalarla medya kurumlarının tasfiye edildiğini, bunun sonucunda yüzlerce gazetecinin işsiz kaldığını ifade etti.
Ayrıca Basın İlan Kurumu ve RTÜK eliyle özellikle yerel ve muhalif medyanın hedef alındığını; ekran karartmaları, para cezaları ve erişim engellerinin olağanlaştığını söyledi.
“Yayın yasaklarıyla gerçekler karartılıyor”
Deprem, yangın, saldırı ve yolsuzluk haberlerinde hızla yayın yasakları getirildiğini hatırlatan Çakırözer, “Gerçekler bilinmesin diye sosyal medya hesapları kapatılıyor, haber siteleri engelleniyor” dedi. Bu uygulamaların halkın haber alma hakkını doğrudan hedef aldığını vurguladı.
“Özgür basın olmadan demokrasi olmaz”
Konuşmasını, “Özgür basın olmadan demokrasi olmaz, demokrasi olmadan da basın özgürlüğü olmaz” sözleriyle tamamlayan Çakırözer, gazetecilerle dayanışmayı ve basın özgürlüğü mücadelesini sürdüreceklerini belirtti.



