Altın piyasasında geleneksel fiyatlama kurallarının etkisi zayıflamaya başladı. Normal koşullarda yükselen tahvil getirileri ve güçlü dolar, faiz getirisi bulunmayan altına olan talebi azaltırken, ons altının 4 bin doların üzerinde kalmayı sürdürmesi yatırımcıların risk algısında önemli bir değişime işaret ediyor. Artan kamu borçları, jeopolitik riskler ve finansal belirsizlikler altını yeniden güçlü bir güvenli liman ve portföy çeşitlendirme aracı haline getiriyor.

Telefon alacaklar ve kart sahipleri dikkat: BDDK taksit ve vade limitlerini güncelledi
Telefon alacaklar ve kart sahipleri dikkat: BDDK taksit ve vade limitlerini güncelledi
İçeriği Görüntüle

Yüksek faiz artık altını eskisi kadar baskılamıyor

Tahvil getirilerinin yükselmesi, yatırımcıların faiz getirisi sağlayan varlıklara yönelmesine neden olduğu için normal şartlarda altın üzerinde baskı oluşturuyor. Ancak son dönemde bu ilişkinin daha zayıf çalıştığı görülüyor.

Spot altın, ocak sonunda ulaştığı 5 bin 594 dolarlık rekor seviyeden yaklaşık yüzde 25 gerilemesine rağmen 4 bin 150 dolar civarında kalmayı sürdürüyor. ABD Hazine tahvili getirilerinin çok yıllı zirvelere çıktığı bir dönemde altının bu seviyelerde tutunması, piyasalardaki risk algısının değiştiğini gösteriyor.

Borç ve jeopolitik riskler altını destekliyor

Altına yönelik talepte yalnızca faiz ve dolar hareketleri belirleyici olmaktan çıkıyor. Yüksek kamu borçları, ekonomik parçalanma endişeleri, jeopolitik gerilimler ve finansal piyasalardaki belirsizlik yatırımcıların güvenli liman arayışını güçlendiriyor.

Merkez bankaları açısından da altın, rezerv çeşitlendirmesinde önemini koruyor. Yükselen tahvil getirileri tahvilleri daha cazip hale getirse de yüksek kamu borçlarının oluşturduğu kredi riski, altının portföylerdeki rolünü destekleyen unsurlar arasında gösteriliyor.

Merkez bankası alımlarında düşüş bekleniyor

Metals Focus verilerine göre merkez bankalarının altın alımlarının 2026 yılında geçen yıla göre yüzde 15 azalarak 720 tona gerilemesi bekleniyor.

Buna rağmen alımların 2022 öncesindeki seviyelerin üzerinde kalacağı öngörülüyor. Bu durum, merkez bankalarının altına yönelik ilgisinin zayıflamadığını ancak önceki yıllardaki güçlü alım temposunun bir miktar yavaşladığını ortaya koyuyor.

2027 için 5 bin 330 dolar tahmini

Metals Focus, kalıcı enflasyon, ABD’nin büyüyen bütçe açıkları ve ekonomi politikalarındaki belirsizliğin yatırımcıları dolar cinsinden geleneksel varlıklara alternatif aramaya yönelteceğini öngörüyor.

Kuruluşun tahminine göre ons altının 2027 yılı ortalama fiyatı 5 bin 330 dolar seviyesine ulaşabilir. Bu tahmin, analizde esas alınan 4 bin 152 dolar civarındaki mevcut fiyata göre yaklaşık yüzde 22’lik yükseliş potansiyeline işaret ediyor.

Emeklilik fonları altını portföylerinde tutuyor

Altının kurumsal yatırımcılar açısından da kalıcı bir risk yönetimi aracına dönüştüğü görülüyor. Dünya Altın Konseyi’nin incelediği Hollanda, ABD, İngiltere ve Avustralya’daki emeklilik fonlarında altının portföy içindeki payı yaklaşık yüzde 2 ile yüzde 5 arasında değişiyor.

Hollanda’daki Pensioenfonds PDN altın payını yüzde 5’e çıkarırken, ABD’deki Fairfax County Emeklilik Sistemi portföyünün yaklaşık yüzde 3’ünü altın vadeli işlemlerinde tutuyor. İngiltere ve Avustralya’daki bazı emeklilik fonlarında da benzer oranlarda altın pozisyonları bulunuyor.

Londra’da altın vadeli işlemlerinde yeni dönem

Altın piyasasında bir başka gelişme de Londra’da yaşandı. Intercontinental Exchange, Londra merkezli değerli metal vadeli işlem sözleşmelerinin ticaretini başlattı.

Dünyanın en önemli fiziksel altın ve gümüş merkezlerinden biri olan Londra’da devreye alınan yeni vadeli işlem sözleşmelerinin, piyasadaki likiditeyi artırması ve yatırımcıların riskten korunma imkanlarını genişletmesi bekleniyor.

Kaynak: Ekonomim