Amerika 2003 yılında sudan bahanelerle Irak’ı işgal etmişti. Sözde Irak’taki Saddam rejimini devirecek ve Irak’a adalet getirecekti.

            Kukla Arap yönetimlerinin seyretmesi ile Irak’ı işgal eden Amerika Ortadoğu’daki politikasını da Irak merkezli olarak şekillendirmeye başladı.

            O dönemlerdeki gelişmeleri  “Hani Irak’a Adalet Gelecekti” başlıklı bir yazı ile kaleme almıştım. Daha sonra ABD’nin dayatması ile Kerkük üzerinde oynanan oyunları “Irak Çok mu Irak” başlıklı yazı ile değerlendirmeye çalıştım.

            Sözde Saddam’ı devirmek ve Irak’a adalet getirmek için Irak’a geliyorum diyen Amerika’nın gerçek niyetinin ise üzüm yemek değil bağı talan etmek olduğunu dünya alem biliyor.

            Kendini Ortadoğu’nun jandarması olarak gören Amerika aradan geçen zaman içerisinde kısmen de olsa hedefine ulaştı. Petrol muslukları Coni’nin tankerlerini doldurmaya başladı.

            Bu arada başta Irak olmak üzere Amerika Ortadoğu halklarına zulüm ve işkenceyi reva gördü.

            Amerika’nın Ortadoğu’daki zulmüne hız vermek ve kolaylaştırmak için bir manevra olan tezkere Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçmedi.

            Meclis tarihi bir karar alarak doğru olanı yapmıştı. O dönemde uluslar arası çevreler Türkiye’nin yanlış yaptığını savunsalar da bu gün bu kararın ne kadar kritik ve önem taşıdığı bir kez daha anlaşılmış oldu.

            Aradan geçen sekiz yıllık süre zarfında Amerika’nın Ortadoğu politikası iflas etmeye ve tükenmeye başladı.

            Amerika geçen zamanda Irak’a adalet’i getiremedi.

            Irak’ta bulunan etnik grupların bir kısmına baskı uygulanarak, bir kısmı da şımartılarak Irak’ın bölünmesinin önü açıldı.

            Ülkenin alt yapısı talan edildi. Belediyecilik ve alp yapı kültürü geliştirilemedi. Kaynaklar eşit dağıtılmadı.

            Ülkenin yönetimi tamamen Kürt grupların etkisi altında bırakıldı. Ülkedeki Kürt kesim şımartılırken diğer etnik kesimler baskı altında tutuldu.

            Bölgede istikrar abidesi olan Türkiye’ye karşı PKK terör örgütüne destek verilerek aba altından sopa gösterildi.

            Ülke içerisinde etnik çatışmalar körüklendi ve önemli bir kısmı çocuk olmak üzere yaklaşık 1,5 milyon Irak’lı hayatını kaybetti.

            Yaşamını yitiren insanlara ek olarak bir o kadar Irak’lı mülteci konumuna düşürülerek açlık ve sefaletin pençesinde doğup büyüdüğü toprakları terk etmek zorunda kaldı.

            11 Eylül saldırıları da bahane edilerek İslam dünyası Hıristiyan aleminde öcü gibi gösterildi. Masum Müslüman insanlara terörist muamelesi yapıldı ve işkenceye maruz bırakıldı.

            Amerikan askerleri Irak’ta Müslüman esirlere tecavüz dahil, akıllara gelmedik işkencelerle dünya gündeminde yerini aldı.

            Amerika’nın basiretsiz yönetimi sayesinde yoksulluk ve sefalet ülke insanının yakasına yapıştı.

            Amerika’nın kendi ülkesinde bile hesabını veremeyeceği binlerce askeri Irak işgalinde hayatını kaybetti.

Durumun vahametini anlayan müttefik ülkeler birer birer Irak’taki askerlerini çektiler.

İsrail’in Filistin zulmü karşısında etkili bir politika geliştiremeyen Amerikan dış politikası İsrail yanında yer alıp sürekli İran kozunu masaya sürmesi de bardağı taşıran son damlalardan biri oldu.

Dönem içerisinde görev yapan Amerikan başkanlarının İslam dünyasını hedef alan gafları da Amerika’nın gerçek yüzünün göstergesi notlar olarak tarih sayfalarına düştü.

Bütün bu gelişmeler Ortadoğu Arap dünyasında şiddetli bir Amerikan düşmanlığını tetikledi.

Ortadoğu Arap halkları arasında yıllar öncesinde var olan Amerika sempatizanlığı giderek  kin ve nefrete dönüştü.

Filistin davasında yaklaşık yarım asırdır istikrarlı bir politika ortaya koyamayan basiretsiz ve baskıcı Arap yönetimlerine karşı da kıpırdanmalar oluşmaya başladı.

Arap diktatörlerinin sessiz kalması sonucunda Türkiye’nin “One Minute” çıkışı ve Mavi Marmara vb. istikrarlı Ortadoğu politikası bir borsa misali Amerika’nın Ortadoğu’da tükenişinin yanı sıra Türkiye’nin yükselişine neden oldu.

Zaten çoğu çeyrek asrın üzerindeki dikta rejimleri sonunda yoksulluk, baskı ve sefalet içerisinde inleyen Tunus ve Mısır gibi ülkelerde isyan bayrağı açıldı.

Çoğu Türkiye’nin yaşam biçimini ve demokrasisini örnek alan Arap dünyasında Amerikan düşmanlığı çığ gibi büyürken Türkiye sevgisi de dağlar kadar prim yapmaya başladı.

Evet; işgalden sonra aradan sekiz yıl geçti ve Amerika’nın Ortadoğu politikası iflas etti. Amerika’nın Ortadoğu politikası iflas ederken Türkiye önem kazandı. Türkiye Ortadoğu için model olmayı başardı.

Ortadoğu adına yapacak hiçbir şeyi kalmayan Amerika başkanı Obama Mısır’daki gelişmeler üzerine hemen telefona sarılarak başbakan Erdoğan’ı aradı. Durumdan vazife çıkarmaya çalıştı. Birlikte hareket edelim Mısır’daki çıkarlarımız ortaktır, Mısır sorununun birlikte çözmeliyiz gibi sözlerle destek  arama ihtiyacı hissetti.

Bütün bu gelişmelere göre sonuç olarak Amerika Ortadoğu’da tükendikçe Türkiye kozunu kullanmaya başladı. Aman dikkat!