İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 49. Hukuk Dairesi, uzun süreli kira sözleşmelerine ilişkin dikkat çeken bir karara imza attı. Kararla birlikte, 10 yıllık uzama süresini dolduran kira ilişkilerinde tahliye süreçlerine ilişkin uygulamanın yeniden yorumlandığı görüldü.
Uzun süreli kira sözleşmelerinde mülkiyet hakkı vurgusu
Kararda, kira sözleşmesinin ilk yılının ardından başlayan 10 yıllık uzama süresinin tamamlanmasının ardından ev sahibinin fesih hakkının bulunduğuna işaret edildi. Bu çerçevede mülkiyet hakkının korunmasına yönelik değerlendirmelerin öne çıktığı belirtildi.
Mevcut mevzuata göre, belirli süreli kira sözleşmeleri uzama dönemine girdikten sonra kiraya verenin, 10 yıllık uzama süresinin sonunda sözleşmeyi feshedebilme hakkı bulunuyor. Mahkeme kararının da bu çerçevede bir yorum içerdiği ifade ediliyor.
Tahliye sürecinde bildirim şartı önemini koruyor
Karar kapsamında tahliye sürecinin belirli hukuki şartlara bağlı olarak yürütülmesi gerekiyor. Buna göre, kiraya verenin fesih hakkını kullanabilmesi için uzama yılının bitiminden en az 3 ay önce kiracıya yazılı bildirimde bulunması gerekiyor.
Bu sürenin kaçırılması halinde fesih hakkı bir sonraki uzama yılına sarkıyor. Dolayısıyla süreç kendiliğinden işlemiyor ve belirli bir takvim çerçevesinde yürütülüyor.
Kararın kapsamı ve hukuki çerçeve
Hukuk çevrelerinde emsal niteliği taşıdığı değerlendirilen kararın, özellikle uzun süreli kira ilişkilerinde tarafların hak ve yükümlülüklerine dair tartışmaları yeniden gündeme getirdiği belirtiliyor.
Uzmanlar, söz konusu düzenlemenin Türk Borçlar Kanunu’nda yer alan hükümler doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğini vurgularken, kiracı ve ev sahiplerinin sözleşme sürelerini dikkatle incelemesinin önemine işaret ediyor.
Sözleşme süresi kritik rol oynuyor
Kira sözleşmesinin başlangıç tarihi ve uzama süresi, tahliye sürecinde belirleyici unsur olarak öne çıkıyor. Özellikle 10 yıllık uzama süresini dolduran sözleşmelerde, ev sahibinin fesih hakkı doğabiliyor.
Bu nedenle uzmanlar, hem kiracıların hem de mülk sahiplerinin mevcut sözleşmelerini gözden geçirerek hukuki durumlarını netleştirmelerini öneriyor.




