Her yıl 10 Eylül’de, intihar davranışına ilişkin farkındalığı artırmak, damgalamayı azaltmak ve önleyici politikaları güçlendirmek amacıyla Dünya İntiharı Önleme Günü kapsamında küresel çapta etkinlikler düzenleniyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre dünya genelinde her yıl 720 binden fazla kişi intihar nedeniyle hayatını kaybediyor ve intihar, özellikle genç yaş gruplarında önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor.

2026 yılı, “Changing the Narrative on Suicide” yani “İntihar Konusundaki Anlatıyı Değiştirmek” temasının üçüncü ve son yılı olarak öne çıkıyor. Bu yılın çağrısı ise “Start the Conversation” yani “Konuşmayı Başlat” mesajı etrafında şekilleniyor. WHO ve Uluslararası İntiharı Önleme Derneği (IASP), intiharın tabu olmaktan çıkarılması, yanlış inanışların sorgulanması ve insanların destek istemekten çekinmeyeceği bir toplumsal ortam oluşturulması gerektiğini vurguluyor.

Dünyada her yıl 720 binden fazla kişi yaşamını yitiriyor

WHO’nun güncel verilerine göre her yıl dünya genelinde 720 binden fazla kişi intihar sonucu hayatını kaybediyor. Ayrıca her bir intihar ölümüne karşılık, 20’den fazla intihar girişimi olabileceği tahmin ediliyor.

İntihar yalnızca bireysel bir sağlık sorunu olarak değerlendirilmiyor. Her kayıp; aileler, yakın çevre, iş arkadaşları ve toplum üzerinde uzun süreli sosyal, psikolojik ve ekonomik etkiler bırakabiliyor. WHO, bu nedenle intiharın önlenmesini küresel halk sağlığının temel önceliklerinden biri olarak değerlendiriyor.

Gençlerde önde gelen ölüm nedenlerinden biri

İntiharın genç nüfus üzerindeki etkisi ayrıca dikkat çekiyor. WHO’nun 2021 küresel tahminlerine göre intihar, 15-29 yaş grubunda dünya genelinde üçüncü önde gelen ölüm nedeni olarak kayıtlara geçti. Küresel intiharların yüzde 56’sının 50 yaşından önce gerçekleştiği de bildirildi.

Veriler, intiharın yalnızca yüksek gelirli ülkelerin sorunu olmadığını da ortaya koyuyor. Dünya genelindeki intiharların yaklaşık yüzde 73’ü düşük ve orta gelirli ülkelerde meydana geliyor. Bu durum, ruh sağlığı hizmetlerine erişim, ekonomik koşullar, sosyal destek ağları ve kriz dönemlerinde alınan önlemlerin önemini daha da artırıyor.

Tek bir nedene indirgenemiyor

Uzman kuruluşlar, intihar davranışının tek bir nedene bağlanamayacağını vurguluyor. Sosyal, psikolojik, biyolojik, kültürel ve çevresel faktörler yaşamın farklı dönemlerinde bir araya gelerek riski artırabiliyor.

WHO; kayıp ve yas, yalnızlık, ayrımcılık, ilişki sorunları, ekonomik problemler, kronik ağrı ve hastalıklar, şiddet, istismar, çatışma ve insani krizler gibi çok sayıda unsurun risk faktörleri arasında bulunabileceğini belirtiyor. Ruh sağlığı sorunlarıyla intihar arasındaki ilişki önemli olsa da her vaka aynı örüntüyü taşımıyor.

Önceki girişimler önemli bir risk göstergesi

WHO’ya göre geçmişte intihar girişiminde bulunmuş olmak, gelecekteki intihar riski açısından önemli göstergelerden biri olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle girişim sonrasında yalnızca acil tıbbi müdahale değil, düzenli psikososyal takip ve ruh sağlığı desteği de önem taşıyor.

Ancak yardım arayışının önündeki en büyük engellerden biri damgalanma olarak gösteriliyor. İntihar düşüncesi yaşayan kişilerin yargılanmaktan, dışlanmaktan veya yanlış anlaşılmaktan çekinmesi, profesyonel destek aramasını geciktirebiliyor.

2026 mesajı: Konuşmayı başlat

2024-2026 dönemi için belirlenen “İntihar Konusundaki Anlatıyı Değiştirmek” teması, tam da bu noktaya dikkat çekiyor. WHO ve IASP, toplumların sessizlikten, önyargıdan ve yanlış bilgilerden uzaklaşarak daha açık, şefkatli ve destekleyici bir dil benimsemesini istiyor.

“Konuşmayı Başlat” çağrısı, yalnızca bireylerin yakınlarıyla konuşmasını değil, kurumların ve karar vericilerin de intihar önleme politikalarını gündemin görünür bir parçası haline getirmesini amaçlıyor. Ruh sağlığı hizmetlerine erişimin artırılması, kriz müdahalesi, erken fark etme ve toplumsal destek mekanizmaları bu yaklaşımın temel başlıkları arasında yer alıyor.

İntihar önlenebilir bir halk sağlığı sorunu

WHO, kanıta dayalı müdahalelerin intiharları ve girişimleri azaltabildiğini belirtiyor. Kurumun “LIVE LIFE” yaklaşımında, yüksek riskli araç ve yöntemlere erişimin sınırlandırılması, medyada sorumlu haber dili kullanılması, gençlerde sosyal ve duygusal becerilerin güçlendirilmesi ile intihar davranışı gösteren kişilerin erken belirlenerek takip edilmesi öne çıkan müdahaleler arasında bulunuyor.

Özellikle kriz anlarında zaman kazandıran önlemlerin yaşam kurtarıcı olabileceği ifade ediliyor. Duygusal desteğe zamanında erişim, kişinin güvenli bir ortamda tutulması ve profesyonel yardım ağına yönlendirilmesi önleme çalışmalarının temel unsurları arasında sayılıyor.

Medyaya da önemli sorumluluk düşüyor

İntihar haberlerinin sunum biçimi, önleme çalışmalarının önemli bir parçası olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar; yöntemin ayrıntılı biçimde anlatılmaması, sansasyonel ve romantize edici ifadelerden kaçınılması, olayın tek bir nedene bağlanmaması ve haberlerde destek kaynaklarının görünür tutulması gerektiğini belirtiyor.

Bu yaklaşım, hem intihar davranışının taklit edilmesi riskini azaltmayı hem de yardım arayan kişilerin doğru kanallara yönlendirilmesini amaçlıyor. 10 Eylül Dünya İntiharı Önleme Günü’nün temel mesajlarından biri de intiharı konuşurken kullanılan dilin, önleyici ya da zarar verici olabileceği gerçeğine dikkat çekmek.

Türkiye’de veriler olayın gerçekleştiği yere göre tutuluyor

Türkiye’de intihar istatistikleri Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanıyor. TÜİK’in 2025 yılı Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistikleri metodolojisine göre intihar verileri Türkiye geneli için derleniyor ve “olayın meydana geldiği yere” göre yayımlanıyor.

Bu nedenle iller veya bölgeler arasında yapılacak karşılaştırmalarda verilerin hangi tanım ve kapsamla hazırlandığının dikkate alınması gerekiyor. Sağlıklı değerlendirme için yalnızca toplam vaka sayıları değil, nüfus büyüklüğü, yaş, cinsiyet ve uzun dönemli eğilimlerin birlikte incelenmesi önem taşıyor.

Ali Osman Bebek’ten Altı Nokta heyetine ziyaret
Ali Osman Bebek’ten Altı Nokta heyetine ziyaret
İçeriği Görüntüle

Yardım istemek önlemenin en önemli adımlarından biri

İntihar düşüncesi yaşayan bir kişinin bunu dile getirmesi küçümsenmemeli veya geçiştirilmemeli. Kişiyi yargılamadan dinlemek, yalnız bırakmamak, profesyonel sağlık desteğine yönlendirmek ve yakın çevresinden güvenilir kişileri sürece dahil etmek kritik önem taşıyor.

Acil ve yakın bir risk söz konusuysa Türkiye’de 112 Acil Çağrı Merkezi üzerinden destek istenebilir veya en yakın sağlık kuruluşunun acil servisine başvurulabilir. Dünya İntiharı Önleme Günü’nün 2026 mesajı da bu noktada özetleniyor: Sessizliği sürdürmek yerine konuşmayı başlatmak, yardım istemeyi kolaylaştırmak ve desteği erişilebilir hale getirmek.

Muhabir: İlhami Türksal