Gazeteci Yılmaz Özdil, son yayınında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın CHP’nin kuruluş yıl dönümünde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesini, Yavaş’ın olası cumhurbaşkanlığı adaylığını, CHP içindeki Özgür Özel-Kemal Kılıçdaroğlu dengesini ve muhalefetin geleceğini değerlendirdi. Özdil, Yavaş’ın CHP’nin 103’üncü kuruluş yıl dönümü etkinliklerine ve Anıtkabir ziyaretine katılmayıp aynı gün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne gitmesinin siyasi açıdan güçlü bir mesaj taşıdığını savundu.
Özdil, değerlendirmesinin ilerleyen bölümünde daha geniş bir siyasi senaryo ortaya koyarak Ekrem İmamoğlu ile Mansur Yavaş’ın siyaseten etkisizleştirilmesi halinde Özgür Özel’in muhalefetin tek seçeneği haline getirileceğini ileri sürdü. Özdil, bu senaryonun iktidarın muhalefeti yeniden şekillendirme stratejisinin parçası olduğunu düşündüğünü belirterek “kontrollü muhalefet” kavramını gündeme getirdi.
CHP’nin kuruluş günündeki ziyareti eleştirdi
Özdil, bir büyükşehir belediye başkanının Cumhurbaşkanı ile görüşmesinin devlet adabı ve makamlar arası ilişki açısından normal olduğunu söyledi. Ancak Mansur Yavaş’ın CHP’nin kuruluş yıl dönümü programına katılmayıp CHP heyetiyle Anıtkabir’e gitmediği gün Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesini farklı değerlendirdi.
Özdil, Yavaş’ın bu davranışının CHP’nin yakın siyasi tarihinde benzeri olmadığını ileri sürdü. CHP’li bir büyükşehir belediye başkanının partisinin kuruluş gününde parti programlarından uzak durup aynı gün iktidar partisinin genel başkanı ve Cumhurbaşkanı ile görüşmesinin sıradan bir protokol görüşmesi gibi değerlendirilemeyeceğini savundu.
Yavaş’ın açıklamasını haklı buldu ancak zamanlamayı sorguladı
Mansur Yavaş, görüşmenin ardından büyükşehir belediyelerinin bazı yatırımlarında merkezi idarenin desteği ve onayının gerekli olduğunu açıklamıştı. Özdil de Yavaş’ın Ankara’nın yatırımları için Cumhurbaşkanı ile görüşmesini prensip olarak doğru bulduğunu ifade etti.
Buna karşılık Özdil, Yavaş’ın 2019’dan bu yana Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olduğuna işaret ederek benzer görüşmelerin neden daha önce kamuoyuna bu ölçüde yansımadığını sordu. Özdil’e göre asıl tartışılması gereken nokta görüşmenin kendisi değil, CHP’nin kuruluş yıl dönümüne denk gelen zamanlamasıydı.
“Bu fotoğraf bizatihi siyaset” değerlendirmesi
Yavaş’ın görüşmede siyaset konuşulmadığını belirtmesini de değerlendiren Özdil, fotoğrafın kendisinin başlı başına siyasi anlam taşıdığını savundu. Erdoğan’ın hem Cumhurbaşkanı hem de iktidar partisinin genel başkanı, Yavaş’ın ise ana muhalefet partisinin büyükşehir belediye başkanı ve olası cumhurbaşkanı adayı olduğunu hatırlattı.
Özdil, bu nedenle Erdoğan-Yavaş görüşmesinin yalnızca belediye yatırımları üzerinden okunamayacağını ileri sürdü. Yavaş’ı “muhtemel cumhurbaşkanı” olarak tanımlayan Özdil, görüşmenin yaklaşan siyasi mücadele açısından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Mansur Yavaş’ın adaylığını desteklediğini söyledi
Özdil, Mansur Yavaş’a yönelik eleştirilerinin kişisel bir karşıtlıktan kaynaklanmadığını özellikle vurguladı. Yavaş’ı sevdiğini, saydığını ve geçmişte cumhurbaşkanı adayı olması için açık biçimde destek verdiğini ifade etti.
Bu nedenle Külliye’de verilen fotoğrafın kendisi açısından daha büyük bir hayal kırıklığı yarattığını söyleyen Özdil, Yavaş’ın kendisini destekleyen seçmenlerin duygularını dikkate alması gerektiğini savundu. Kaynak metinde Özdil, Yavaş’ın cumhurbaşkanlığı adaylığı için geçmişte yoğun biçimde destek verdiğini açıkça dile getiriyor.
“Kariyerine tamiri çok güç hasar verdi” dedi
Özdil, Mansur Yavaş’ı dürüst, sağduyulu ve başarılı bir siyasetçi olarak tanımladı. Farklı siyasi görüşlerden seçmenlerden oy alabilmesinin Yavaş’ın en önemli avantajlarından biri olduğunu belirtti.
Buna rağmen CHP’nin kuruluş yıl dönümünde Erdoğan ile verdiği fotoğrafın Yavaş’ın siyasi kariyerine “tamiri çok güç bir hasar” verdiğini savundu. Özdil’e göre Yavaş’ın Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu arasında tarafsız ve dengeli bir konumda kalma çabası, bu görüşmeyle daha karmaşık hale geldi.
Özgür Özel-Kılıçdaroğlu arasında denge arayışı yorumu
Özdil, Mansur Yavaş’ın CHP içerisindeki Özgür Özel ve Kemal Kılıçdaroğlu kanatları arasında bir denge politikası yürütmeye çalıştığını savundu. Yavaş’ın parti içi mücadelede doğrudan taraf olmamaya çalıştığını ancak Erdoğan ile görüşmesinin bu tarafsız görüntüyü zedelediğini ileri sürdü.
Özdil’in değerlendirmesine göre Yavaş, CHP içindeki iki farklı siyasi merkez arasında mesafe korumaya çalışırken Külliye ziyareti nedeniyle yeni bir tartışmanın merkezine yerleşti. Özdil, bu fotoğrafın Yavaş’ın parti içindeki konumu kadar gelecekteki olası cumhurbaşkanlığı adaylığını da etkileyebileceğini düşündüğünü söyledi.
Melih Gökçek tartışmasını stratejik hata olarak gördü
Özdil, Mansur Yavaş ve Özgür Özel’in eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında soruşturma açılması gerektiğini sık sık dile getirmesini siyasi iletişim açısından hatalı bulduğunu söyledi. “Melih Gökçek yargılanmadan bu ülkede adaletten bahsedilemez” çizgisinin muhalefet açısından yanlış bir strateji olduğunu savundu.
Özdil’e göre muhalefetin Gökçek’i adalet tartışmasının merkezine yerleştirmesi, ileride Mansur Yavaş’a yönelik olası soruşturmalara karşı oluşabilecek siyasi ve vicdani bariyeri zayıflattı. Bu görüşün kendisine ait siyasi bir analiz olduğunu belirten Özdil, Yavaş’ın soruşturmalar yoluyla baskı altına alınabileceğini daha önce de dile getirdiğini hatırlattı.
İmamoğlu ve Yavaş’ın tasfiye edileceği senaryosunu anlattı
Özdil, 2023 yılından beri dile getirdiğini söylediği daha kapsamlı bir siyasi senaryoyu da yeniden gündeme getirdi. Buna göre Ekrem İmamoğlu’nun siyaseten tasfiye edilmesi ve Mansur Yavaş’ın da etkisiz hale getirilmesi halinde CHP’de ve muhalefette Özgür Özel’in tek seçenek haline geleceğini savundu.
Özdil, “Ekrem İmamoğlu tasfiye edilecek, Mansur Yavaş tasfiye edilecek, Özgür Özel tek seçenek haline gelecek” şeklindeki senaryosunu tekrarladı. Bu sürecin sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın karşısında daha kolay mücadele edebileceğini düşündüğü bir muhalefet liderinin bırakılacağını ileri sürdü.
Özgür Özel’in tek aday haline getirilmek istendiğini savundu
Özdil’in analizinde Özgür Özel’in öne çıkarılması, doğal bir siyasi rekabetin sonucu olarak değil, muhalefet içerisindeki güçlü alternatiflerin devre dışı bırakılmasının ardından ortaya çıkabilecek bir sonuç olarak ele alındı. Özdil, İmamoğlu ve Yavaş’ın muhtemel cumhurbaşkanlığı adaylıklarının ortadan kaldırılması halinde Özel’in Cumhurbaşkanı Erdoğan karşısında tek muhalefet seçeneğine dönüşeceğini savundu.
Ancak bu bölümün Özdil’in kişisel siyasi öngörüsü olduğu ve herhangi bir resmi adaylık kararına dayanmadığı önem taşıyor. Kaynak konuşmada Özdil, Özgür Özel’in kesin cumhurbaşkanı adayı ilan edildiğini söylemiyor; güçlü alternatiflerin tasfiye edilmesi halinde “tek seçenek” konumuna geleceğini ileri sürüyor.
Muhalefetin “korku ve umut” üzerinden yönlendirildiğini ileri sürdü
Özdil, değerlendirmesini yalnızca CHP içindeki isimlerle sınırlı tutmadı. Türkiye’de seçmen davranışının büyük ölçüde “umut” ve “korku” üzerinden şekillendiğini savunarak iktidarın bu iki mekanizmayı etkili biçimde kullandığını ileri sürdü.
Özdil’e göre iktidara yakınlaşan siyasi aktörlere imkan sağlanırken karşı çıkan isimler baskıyla karşı karşıya kalıyor. Mansur Yavaş’ın Erdoğan ziyareti ile muhalefetin genel durumunu da bu siyasi çerçeve içerisinde değerlendirdi.
“Kontrollü muhalefet” iddiasını gündeme getirdi
Özdil, programın sonunda iktidarın temel siyasi hedeflerinden birinin “kontrollü muhalefet” oluşturmak olduğunu savundu. Muhalefet partilerine verilen oyların sistem içerisinde etkisiz hale getirildiğini ve siyasi aktörlerin zamanla iktidarın belirlediği sınırlar içerisinde hareket etmeye başladığını ileri sürdü.
Bu görüşünü “Fareli Köyün Kavalcısı” masalı üzerinden anlatan Özdil, muhalefet aktörlerinin iktidarın siyasi stratejisine kapılabildiğini söyledi. Özgür Özel ve Kemal Kılıçdaroğlu dönemlerinde bazı gazetecilerin de bu tablonun görülmesini engellediğini iddia ederek muhalefet medyasına da sert eleştiriler yöneltti.
Yavaş ziyaretini daha büyük muhalefet tartışmasının parçası olarak gördü
Özdil’e göre Mansur Yavaş’ın Erdoğan ile görüşmesi tek başına bir belediyecilik veya protokol meselesi değil. Görüşmeyi CHP içindeki liderlik mücadelesi, İmamoğlu ve Yavaş’ın cumhurbaşkanlığı ihtimalleri, Özgür Özel’in muhalefetteki konumu ve iktidarın muhalefeti şekillendirdiğine ilişkin kendi teorisiyle birlikte değerlendirdi.
Özdil’in temel iddiası; güçlü cumhurbaşkanı adaylığı potansiyeli taşıyan İmamoğlu ve Yavaş’ın siyasi denklem dışına çıkarılması halinde Özgür Özel’in tek seçenek haline geleceği ve iktidarın da daha kontrol edilebilir bir muhalefet tablosuyla karşı karşıya kalacağı yönünde. Özdil, Mansur Yavaş’ın Külliye ziyaretini bu daha geniş siyasi senaryoya ilişkin yeni bir işaret olarak yorumladı.




