YENİ Parti Milletvekili Grubu’nun Genel Başkan Özgür Özel’in arkasında olduğunu duyurduğu ortak bildiri, çerçeve yasa oylamasında ortaya çıkan rakamlarla birlikte değerlendirildiğinde dikkat çekici çelişkiler barındırıyor. Bildiride “eksiksiz birliktelik”, “ortak akıl”, “çoğulculuk” ve “86 milyon yurttaşımızın sesini duyduk” ifadeleri kullanılırken, TBMM’deki oylamada YENİ Parti milletvekillerinin 35’i “evet”, 54’ü “hayır” oyu kullandı, 2 milletvekili ise oylamaya katılmadı. Genel Başkan Özgür Özel’in “evet” dediği düzenlemeye parti grubunun çoğunluğunun “hayır” demesi, bildirideki birlik söylemini tartışmalı hale getirdi.
Eksiksiz birliktelik denildi, Meclis’te grup ikiye bölündü
Bildirinin sonunda, “YENİ Parti Milletvekili Grubu olarak eksiksiz birlikteliğimizi ortaya koyuyoruz” ifadesine yer verildi. Ancak bu açıklamadan hemen önce yapılan çerçeve yasa oylamasında parti grubunun tek bir siyasi tutum sergilemediği açık biçimde görüldü.
Özgür Özel ve 34 milletvekili düzenlemeye “evet” derken, 54 YENİ Parti milletvekili “hayır” oyu kullandı. İki milletvekilinin de oylamaya katılmadığı düşünüldüğünde, “eksiksiz birliktelik” ifadesi en azından çerçeve yasaya ilişkin siyasi tutum açısından Meclis’te ortaya çıkan tabloyla örtüşmüyor.
Genel Başkan evet dedi, grubun çoğunluğu hayır dedi
Özgür Özel, çerçeve yasa konusunda kendi siyasi tercihini açık biçimde “evet” yönünde ortaya koydu. Buna karşılık YENİ Parti milletvekillerinin çoğunluğu Genel Başkan’dan farklı yönde oy kullandı.
Bu sonuç parti içi demokrasi ve milletvekillerinin serbest bırakılması açısından savunulabilir. Ancak aynı tablonun hemen ardından milletvekili grubunun “sımsıkı ve kol kola Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in arkasındayız” ve “eksiksiz birlikteliğimizi ortaya koyuyoruz” ifadelerini kullanması, liderliğe destek ile siyasi kararlarda birlik kavramlarının birbirine karıştırıldığı izlenimi doğuruyor.
Çoğulculuk övüldü, farklılık ise birlik söylemiyle örtüldü
Bildiride Özgür Özel’in “lider sultasının değil ortak aklın, tekçiliğin değil çoğulculuğun, dayatmanın değil istişarenin” önünü açtığı ifade edildi. Çerçeve yasa oylamasında milletvekillerinin farklı yönlerde oy kullanabilmesi gerçekten de bu çoğulculuk iddiasının somut örneği olarak gösterilebilir.
Ancak bildirinin kendi içindeki çelişki tam da burada ortaya çıkıyor. Bir taraftan 35 milletvekilinin “evet”, 54 milletvekilinin “hayır” diyebilmesi çoğulculuk olarak sunulurken, diğer taraftan aynı grubun “eksiksiz birliktelik” içinde olduğu ilan ediliyor. Eğer farklı oylar demokratik çoğulculuğun sonucuysa, bu farklılığı açıkça kabul etmek yerine siyasi birlik görüntüsü verilmesi bildirinin kendi söylemini zayıflatıyor.
Lider sultasına karşı çıkıldı, metnin merkezine lider konuldu
Bildiride “lider sultasının değil ortak aklın” önemsendiği özellikle vurgulanıyor. Buna rağmen açıklamanın büyük bölümü Özgür Özel’in liderliğine, kişisel mücadelesine ve milletvekillerinin onun arkasındaki duruşuna ayrılıyor.
Metinde Özel için “üstün bir liderlik sergilediği”, “ne bir santim eğildiği ne bir adım geri gittiği” ifadeleri kullanılıyor. Bildirinin sonunda da milletvekillerinin Özel’in liderliğinde yürümekten “büyük bir onur” duyduğu belirtiliyor. Bir genel başkana destek açıklaması yapılması tek başına çelişki oluşturmasa da “lider sultasına karşı ortak akıl” söyleminin aynı metinde yoğun bir liderlik vurgusuyla kurulması dikkat çekici bir söylem gerilimi yaratıyor.
86 milyonun sesi olduk denildi ancak hangi veriye dayandığı açıklanmadı
Bildiride, TBMM’de yapılan oylamaya atıfla “86 milyon yurttaşımızın sesini duyduk. Toplumun her kesiminin sesi olduk” ifadeleri kullanıldı. Ancak açıklamada bu iddianın hangi araştırmaya, toplumsal mutabakata veya ölçülebilir veriye dayandığı belirtilmedi.
Üstelik aynı konuda YENİ Parti’nin kendi milletvekilleri dahi ortak bir siyasi tutum ortaya koyamadı. Grup içerisinde 35’e karşı 54 gibi belirgin bir ayrışma yaşanmışken, bütün Türkiye’nin veya “toplumun her kesiminin” tek bir siyasi tercihinin temsil edildiği yönündeki ifade somut veriden çok siyasi söylem niteliği taşıyor.
Ortak akıl vurgusu var, ortak karar yok
Bildiride “ortak akıl” ifadesi öne çıkarılırken, çerçeve yasa konusunda YENİ Parti grubunun ortak bir karar almadığı da sonuçlardan görülüyor. Milletvekillerinin çoğunluğu Genel Başkan’dan farklı yönde oy kullanırken partinin ortak siyasi pozisyonu da ortaya çıkmadı.
Bu durum tek başına olumsuz bir tablo olmak zorunda değil. Parti, milletvekillerinin kendi vicdanları ve seçmenlerinin görüşleri doğrultusunda farklı oy kullanmasını demokratik bir yöntem olarak savunabilir. Ancak o zaman bunun doğal sonucu “farklılık içinde birlik” şeklinde tarif edilebilirken, “eksiksiz birliktelik” ifadesinin tercih edilmesi Meclis’teki somut sonuçla çelişiyor.
Parti yok dediler, para yok dediler ifadelerinde muhatap belirsiz
Bildiride Özgür Özel’in karşılaştığı zorluklar anlatılırken “Parti yok dediler, kurulur dedi. Para yok dediler, bulunur dedi. Sorun çok dediler, aşılır dedi” ifadeleri kullanıldı. Ancak bu sözleri kimin söylediği, hangi olaylara atıf yapıldığı veya hangi somut süreçlerin kastedildiği açıklanmadı.
Benzer şekilde Özel’in “yaşadığı acılar”, “uğradığı zulüm” ve “üstünde kurulmak istenen tahakküm” ifadeleri de bildiride somut olaylarla ilişkilendirilmedi. Bu bölümler siyasi destek mesajının tonunu güçlendirirken, belge niteliğindeki bir açıklamada iddiaların dayanağının gösterilmemesi metnin somutluk düzeyini düşürüyor.
En açık çelişki rakamlarda ortaya çıkıyor
Bildirinin tamamında demokratik çoğulculuk, ortak akıl ve istişare öne çıkarılırken aynı zamanda “eksiksiz birliktelik” ve Genel Başkan’ın arkasında “sımsıkı ve kol kola” durulduğu belirtiliyor. Oysa çerçeve yasa oylamasında ortaya çıkan sonuç, parti içerisinde önemli bir siyasi görüş ayrılığı bulunduğunu tartışmaya yer bırakmayacak biçimde gösteriyor.
YENİ Parti açısından bu tablo “parti içi demokrasi” olarak savunulabilir. Ancak o durumda da bildirinin en tartışmalı cümlesi değişmiyor: Genel Başkan’ın “evet” dediği bir yasaya milletvekillerinin çoğunluğu “hayır” demişken, “eksiksiz birliktelik” ilan edilmesi Meclis’teki somut siyasi tabloyla aynı şeyi söylemiyor.




