Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, emlak komisyonu alacağı nedeniyle başlatılan icra takibinin, aynı uyuşmazlık hakkında Tüketici Hakem Heyeti’ne başvurulmasına engel oluşturmadığına hükmetti. İzmir’de 104 bin 250 liralık komisyon bedeli üzerinden başlayan davada yerel mahkemenin kararı, Adalet Bakanlığının başvurusu üzerine kanun yararına bozuldu.
Uyuşmazlık 104 bin 250 liralık komisyonla başladı
İzmir’de bir emlak danışmanı, aracılık yaptığı taşınmaz satışından doğduğunu ileri sürdüğü 104 bin 250 liralık komisyon ücretinin ödenmemesi üzerine alıcı hakkında 8 Mayıs 2025 tarihinde icra takibi başlattı. Borçlunun itiraz etmesinin ardından takip 10 Haziran 2025 tarihinde durduruldu.
Emlak danışmanı, durdurulan icra takibinin ardından 20 Haziran 2025 tarihinde Tüketici Hakem Heyeti’ne başvurdu. Hakem heyetinin talebi reddetmesi üzerine kararın kaldırılması amacıyla tüketici mahkemesinde dava açıldı.
Alıcı sözleşmenin geçersiz olduğunu savundu
Taşınmazı satın alan davalı, emlak danışmanının satış işlemine aracılık etmediğini ileri sürdü. Davalı ayrıca satış sözleşmesinde satıcı olarak görünen kişinin taşınmazın maliki olmadığını ve bu nedenle sözleşmenin geçerli sayılamayacağını savundu.
İlk derece mahkemesi ise aynı alacak hakkında daha önce icra takibi başlatılmış olmasını gerekçe gösterdi. Mahkeme, Tüketici Hakem Heyetinin ret kararını gerekçesini değiştirerek onadı ve emlak danışmanının itirazını reddetti.
Adalet Bakanlığı kanun yararına temyize başvurdu
Adalet Bakanlığı, yerel mahkemenin uyuşmazlığın esasını incelemeden verdiği kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek kanun yararına temyiz başvurusunda bulundu. Başvuruda, alacaklının İcra ve İflas Kanunu kapsamındaki haklarını kullanmasının Tüketici Hakem Heyeti’ne başvurmasına engel olmadığı ifade edildi.
Bakanlık, icra takibi ile hakem heyeti başvurusunun aynı davanın iki ayrı yargı merciinde görülmesi anlamına gelmediğini belirtti. Bu nedenle iki hukuki yol arasında derdestlik oluşmadığı ve mahkemenin komisyon uyuşmazlığını esastan değerlendirmesi gerektiği savunuldu.
Yargıtay iki hukuki yolun birlikte kullanılabileceğine hükmetti
Dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, icra takibine yapılan itiraz üzerine takibin durduğuna ve alacaklı tarafından itirazın iptali davası açılmadığına dikkat çekti. Daire, Tüketici Hakem Heyeti kararına itiraz edildiği tarihte aynı uyuşmazlık hakkında devam eden başka bir dava bulunmadığını belirledi.
Yargıtay, icra takibi yapılmasının alacak davası açılmasına veya yasal şartların bulunması hâlinde Tüketici Hakem Heyeti’ne başvurulmasına engel teşkil etmediğini bildirdi. İki başvuru yolunun kullanılmasının tek başına derdestlik oluşturmayacağına hükmedildi.
Yerel mahkemenin kararı usulden bozuldu
Yüksek Mahkeme, uyuşmazlık bedelinin olay tarihinde geçerli olan Tüketici Hakem Heyeti parasal başvuru sınırının altında kaldığını belirtti. Bu nedenle emlak danışmanının icra takibinin yanı sıra hakem heyeti sürecini de kullanabileceği sonucuna varıldı.
Yerel mahkemenin uyuşmazlığın esasına girmeden, yalnızca icra takibinin varlığına dayanarak davayı reddetmesi hukuka aykırı bulundu. Mahkeme kararı Adalet Bakanlığının talebi doğrultusunda kanun yararına bozuldu.
Karar her komisyon talebinin kabul edileceği anlamına gelmiyor
Karar, emlak danışmanının 104 bin 250 liralık komisyon alacağının kesin olarak haklı bulunduğu anlamına gelmiyor. Yargıtay, komisyon sözleşmesinin geçerliliği veya emlakçının aracılık hizmeti verip vermediği konusunda esasa ilişkin nihai bir hüküm kurmadı.
Emsal nitelikteki değerlendirme, icra takibi başlatılmasının Tüketici Hakem Heyeti yolunu kendiliğinden kapatmayacağına ilişkin usul kuralını ortaya koydu. Komisyon alacağının haklı olup olmadığı ise sözleşme ve somut olayın şartları incelenerek belirlenecek.




