18 Şubat 2026 tarihinde kamuoyuna yansıyan karara göre Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, ehliyeti olmayan bir sürücünün aracına çarpılması halinde maddi tazminat talep edebileceğine hükmetti. Kararda, sürücü belgesinin bulunmamasının yalnızca idari yaptırım gerektirdiği, bu durumun zarar talep etme hakkını ortadan kaldırmadığı vurgulandı.
Resmi Gazete’de yayımlanan ilam, 2023 yılında Denizli’de meydana gelen bir trafik kazasına dayanıyor. Dosyada, ehliyetsiz bir sürücünün aracına başka bir aracın çarpması sonucu oluşan maddi zarar ve araç mahrumiyet bedeli talebi değerlendirildi.
Yerel mahkeme davayı reddetti
Kazanın ardından aracında hasar oluşan sürücü, aracını kullanamadığı süre boyunca başka bir araç kiralamak zorunda kaldığını belirterek mahrumiyet bedelinin ödenmesini talep etti. Ancak yargılama sürecinde, kaza tutanağında farklı bir ismin yer aldığı ortaya çıktı.
Davalı taraf, evrakta sahtecilik iddiasında bulunarak ehliyetsiz sürücünün maddi tazminat talep edemeyeceğini savundu. Dosyayı inceleyen Denizli Asliye Hukuk Mahkemesi, davayı reddetti.
Karar kanun yararına temyiz edildi
Yerel mahkemenin ret kararı, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz edildi. Dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2025 tarihli kararında yerel mahkeme hükmünü bozdu.
Yüksek Mahkeme kararında, ehliyetsiz olmanın tek başına sürüş kusuru anlamına gelmeyeceği belirtildi. Ayrıca dosyada, kazada ehliyetsiz sürücünün kusurlu olduğuna dair bilirkişi tespiti bulunmadığına dikkat çekildi.
Ehliyetsizlik idari yaptırım kapsamında değerlendirildi
Kararda, sürücü belgesinin bulunmamasının idari yaptırım gerektiren bir durum olduğu ancak bu durumun özel hukuk anlamında maddi zarar talebine engel teşkil etmediği ifade edildi. Böylece ehliyetsiz bir sürücünün de aracına verilen zararın tazmini için dava açabileceği açıkça ortaya konuldu.
Karar, benzer uyuşmazlıklarda emsal niteliği taşıyacak bir içtihat olarak değerlendiriliyor. Özellikle trafik kazalarında kusur değerlendirmesi ile idari yaptırım kavramının birbirinden ayrı ele alınması gerektiği yönünde önemli bir hukuki çerçeve çizildi.


