Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, avukatlık ve tüketici hukuku uygulamalarını yakından ilgilendiren iki önemli karara imza attı. Adalet Bakanlığı tarafından yapılan kanun yararına bozma başvuruları üzerine verilen kararlar, 21 Mayıs 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. Kararlarda, icra takiplerindeki yetki itirazlarının öncelikle değerlendirilmesi gerektiği ve tüketici hakem heyeti tutanaklarındaki yazım hatalarının tek başına davanın reddine gerekçe sayılamayacağı vurgulandı.
Yargıtay’ın verdiği kararların özellikle avukatlar, icra hukuku uygulayıcıları ve tüketici davalarına bakan hukukçular açısından emsal niteliği taşıdığı değerlendiriliyor.
İcra takiplerinde yetki itirazı önce incelenecek
İlk karar, avukatlık ücretine ilişkin başlatılan bir icra takibi üzerinden verildi.
Bergama’da avukatlık yapan bir avukat, müvekkili adına yaklaşık 6 ay boyunca hukuki hizmet sunduğunu ancak vekalet ücretinin ödenmediğini belirterek Ankara’da icra takibi başlattı.
Borçlu avukat ise takibe itiraz ederek hem yerleşim yerinin hem de takibe konu davaların görüldüğü yerin Bergama olduğunu savundu. Bu nedenle Bergama İcra Daireleri ile Bergama mahkemelerinin yetkili olduğunu ileri sürdü.
Mahkemenin doğrudan esasa girmesi usule aykırı bulundu
Yerel mahkeme, yapılan yetki itirazını değerlendirmeden doğrudan davanın esasına girerek davacı avukat lehine karar verdi.
Bunun üzerine Adalet Bakanlığı, kararın kanun yararına bozulması talebiyle Yargıtay’a başvurdu.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, mahkemenin bu yaklaşımını usul ve yasaya aykırı buldu. Kararda, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazların öncelikle incelenmesi gerektiği açık şekilde vurgulandı.
Daire, geçerli bir icra takibinden söz edilebilmesi için önce yetki itirazının sonuçlandırılması gerektiğini belirtti.
Yetkisiz icra dairesinde takip geçerli sayılmayacak
Yargıtay kararında, yapılacak inceleme sonucunda icra dairesinin yetkili bulunması halinde yetki itirazının reddedileceği, yetkisiz bulunması halinde ise davanın reddedilmesi gerektiği ifade edildi.
Mahkemenin bu incelemeyi yapmadan esasa girerek hüküm kurmasının hukuka aykırı olduğu belirtilerek karar kanun yararına bozuldu.
Kararın, farklı şehirlerde müvekkilleri bulunan avukatların yürüttüğü icra takipleri açısından önemli bir emsal oluşturduğu değerlendiriliyor.
Hakem heyeti tutanağındaki yazım hatası davayı düşürmeyecek
Yargıtay’ın ikinci kararı ise tüketici hakem heyeti uygulamalarına ilişkin oldu.
Bir tüketici, bir avukatın kendisinden 6 bin lira danışmanlık ücreti talep ettiğini ancak herhangi bir hukuki hizmet sunmadığını öne sürerek Karşıyaka Tüketici Hakem Heyeti’ne başvurdu.
Hakem heyetinin başvuruyu reddetmesi üzerine konu mahkemeye taşındı.
“Hukuk Bürosu” ifadesi yazım hatası sayıldı
İlk derece mahkemesi, tüketici lehine karar vererek hakem heyeti kararını kaldırdı. Ancak kararın gerekçesi dikkat çekti.
Mahkeme, hakem heyetine başvuran kişinin kendi adına başvuru yapmasına rağmen karar tutanağında “Burak Yılmaz Hukuk Bürosu” ifadesinin yer almasını pasif husumet yokluğu olarak değerlendirdi.
Adalet Bakanlığı ise bu kararın hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle yeniden kanun yararına bozma talebinde bulundu.
Yargıtay: Yazım yanlışları düzeltilebilir
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, tüketici hakem heyeti tutanaklarında yer alan isim veya unvan hatalarının tek başına davanın reddi için yeterli olmayacağına hükmetti.
Kararda, Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği uyarınca taraf bilgilerine ilişkin yazım yanlışlarının hakem heyeti tarafından resen veya taraf talebiyle düzeltilebileceği belirtildi.
Bu nedenle “Burak Yılmaz Hukuk Bürosu” ifadesinin açık bir yazım hatası niteliğinde olduğu ve davanın esasını etkilemeyeceği ifade edildi.
Kararlar hukuk uygulamalarında emsal olacak
Yargıtay’ın yayımlanan iki kararının hem icra hukuku hem de tüketici uyuşmazlıklarında uygulama birliğine katkı sağlaması bekleniyor.
Uzmanlar, ilk kararın icra takiplerinde usul kurallarının önemini bir kez daha ortaya koyduğunu, ikinci kararın ise şekli eksikliklerin davanın özünün önüne geçmemesi gerektiğini vurguladığını belirtiyor.
Kararların özellikle avukatlık uygulamaları, tüketici hakem heyeti süreçleri ve mahkemelerin usul değerlendirmeleri açısından emsal niteliğinde olduğu ifade ediliyor.

