Ekonomi

Türkiye’de alım gücü 7 yılda eridi: 100 doların bugünkü karşılığı şok etti

OECD verilerine dayanan 35 ülkeli karşılaştırma, Türkiye’de satın alma gücündeki kaybın boyutunu ortaya koydu. Son 7 yıllık tablo dikkat çekti.

Abone Ol

Türkiye’de yüksek enflasyonun satın alma gücü üzerindeki etkisi dikkat çekici boyutlara ulaştı. Ekonomim’de yer alan habere göre, OECD verileri baz alınarak 35 ülkede yapılan karşılaştırmada, 2019 yılındaki 100 doların bugünkü satın alma gücü incelendi. Türkiye, yaklaşık yüzde 89’luk kayıpla paranın satın alma gücünün en fazla eridiği ülke olarak listenin sonunda yer aldı.

Araştırmada ortaya çıkan tablo, son 7 yılda fiyat artışlarının vatandaşın alım gücü üzerindeki birikimli etkisini gözler önüne serdi. Aynı miktardaki parayla satın alınabilen mal ve hizmet miktarının önemli ölçüde azalması, özellikle temel tüketim harcamalarında daha belirgin şekilde hissedildi.

2019’daki 100 doların alım gücü büyük ölçüde eridi

OECD verilerinin temel alındığı karşılaştırmada 2019 yılı başlangıç noktası kabul edildi. Buna göre Türkiye’de 2019’da 100 dolar karşılığı satın alma gücüne sahip olan bir tutarın reel değerinde 2026 yılına kadar yaklaşık yüzde 89 oranında kayıp yaşandığı hesaplandı.

Bu oran, paranın nominal değerinden çok satın alabildiği mal ve hizmet miktarındaki değişimi ortaya koyuyor. Yüksek enflasyon nedeniyle aynı tüketim sepetini karşılayabilmek için geçmiş yıllara göre çok daha fazla para harcanması gerekiyor.

Türkiye 35 ülke arasında son sırada

Araştırmaya dahil edilen 35 ülke arasında satın alma gücündeki en sert gerilemenin Türkiye’de yaşandığı belirtildi. Pandemi, enerji krizi, küresel tedarik zincirindeki sorunlar ve jeopolitik gelişmeler birçok ülkede fiyatları artırırken, Türkiye’de enflasyonun daha yüksek seviyelerde seyretmesi farkın büyümesine neden oldu.

Türkiye’nin diğer ülkelerden belirgin biçimde ayrışması, fiyat artışlarının uzun süre yüksek seyretmesinin birikimli sonucunu da ortaya koydu. Özellikle son yıllarda temel ihtiyaç kalemlerinde görülen yükseliş, hanehalkının günlük yaşamında satın alma gücü kaybını daha görünür hale getirdi.

Gelir artışı tek başına alım gücünü korumuyor

Maaş ve ücretlerin nominal olarak yükselmesi, alım gücünün aynı ölçüde arttığı anlamına gelmiyor. Gelirlerdeki artış enflasyon oranının altında kaldığında vatandaşın reel geliri ve satın alabildiği ürün miktarı azalıyor.

Bu nedenle alım gücü değerlendirmelerinde yalnızca maaş veya ücretlerin kaç liraya yükseldiği değil, bu gelirle alınabilen mal ve hizmetlerin miktarı da önem taşıyor. Fiyatların gelirlerden daha hızlı artması durumunda yaşam standardının korunması giderek zorlaşıyor.

Gıda, kira ve enerji harcamaları bütçeyi zorluyor

Alım gücündeki gerilemenin etkisi özellikle gıda, kira, enerji, ulaşım ve diğer zorunlu ihtiyaçlarda hissediliyor. Hane bütçesinde temel harcamaların payı yükseldikçe vatandaşların tasarrufa veya diğer ihtiyaçlara ayırabildiği kaynak azalıyor.

Özellikle düşük ve orta gelir grubunda zorunlu harcamaların gelir içindeki ağırlığının artması, tüketim tercihlerinde de değişikliğe yol açabiliyor. Vatandaşlar bazı harcamalarını ertelemek, daha uygun fiyatlı ürünlere yönelmek veya tasarruflarını günlük giderleri karşılamak için kullanmak zorunda kalabiliyor.

Kur ve enflasyon alım gücünü etkiliyor

Türk lirasının döviz karşısındaki değer kaybı da satın alma gücü üzerinde etkili olan unsurlar arasında bulunuyor. Döviz kurundaki yükseliş, özellikle enerji, hammadde ve ara malı gibi ithalata bağlı ürünlerde maliyetlerin artmasına neden olabiliyor.

Üretim maliyetlerindeki yükselişin tüketici fiyatlarına yansıması ise enflasyonist baskıyı artırıyor. Bu durum, ücret artışlarının kısa süre içerisinde fiyat artışları karşısında etkisini kaybetmesine yol açabiliyor.

Alım gücü neden önemli?

Satın alma gücü, bir kişinin sahip olduğu gelirle ne kadar mal ve hizmet satın alabildiğini gösteriyor. Bu nedenle vatandaşın ekonomik durumunu değerlendirirken yalnızca gelir seviyesine değil, fiyatlarla gelir arasındaki ilişkiye de bakılması gerekiyor.

Ekonomim’de yer alan haberde aktarılan karşılaştırma, Türkiye’de 2019’dan bu yana yaşanan yüksek enflasyon döneminin satın alma gücü üzerindeki etkisini ortaya koyuyor. Yaklaşık yüzde 89’luk kayıp, vatandaşın aynı miktardaki parayla geçmişe kıyasla çok daha sınırlı miktarda mal ve hizmet satın alabildiğini gösteriyor.