Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün 2025 yılına ait Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi açıklandı. 180 ülkenin değerlendirildiği endekste, Türkiye bu yıl 159. sıraya gerileyerek basın özgürlüğü konusunda son sıralardaki yerini korudu. Türkiye, 2024 yılında 158. sıradaydı.

Tutuklu Gazeteciler ve Baskılar Endeksi Etkiledi
Endeksteki gerilemede son aylarda gazetecilere yönelik artan gözaltı, tutuklama ve yargılamaların etkili olduğu değerlendiriliyor.
-
Saraçhane eylemlerini takip eden gazeteciler Bülent Kılıç, Zeynep Kuray, Hayri Tunç ve diğer dört meslektaşı gözaltına alınıp 27 Mart’ta serbest bırakılmıştı.
-
Bu isimlere yönelik hazırlanan iddianamede, gazetecilik yaptıklarını ispatlamaları istenmişti.
-
Gazeteci İsmail Saymaz, “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçlamasıyla 19 Mart’ta gözaltına alınmış, 21 Mart’ta adli kontrolle serbest bırakılmıştı.
-
Yine gazeteciler Timur Soykan ve Murat Ağırel de 11 Nisan’da gözaltına alınıp aynı gün adli kontrolle salıverilmişti.
Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın (TGS) verilerine göre, İsveçli gazeteci Joakim Medin dahil olmak üzere 18 gazeteci hâlâ tutuklu bulunuyor.
Türkiye'nin Gerisinde ve Önünde Yer Alan Ülkeler
RSF endeksinde Türkiye;
-
Venezuela (160), Suudi Arabistan (162), Kamboçya (161) ve Filistin (163) gibi ülkelerin önünde yer alırken,
-
Irak (155), Sudan (156), Bahreyn (157) ve Pakistan (158) gibi ülkelerin gerisinde kaldı.
Basın Özgürlüğünde Zirvede Olan Ülkeler
RSF'nin endeksinde basın özgürlüğünün en yüksek olduğu ilk 5 ülke:
-
Norveç
-
Estonya
-
Hollanda
-
İsveç
-
Finlandiya
İlk 20’de ayrıca Almanya, Danimarka, Portekiz, Belçika, Yeni Zelanda gibi demokratik basın ortamına sahip ülkeler bulunuyor.
Değerlendirme: Sadece Sıralama Değil, Demokrasi İklimi de Alarm Veriyor
RSF’nin endeksi yalnızca basına yönelik doğrudan baskıları değil; medya mülkiyeti, gazetecilere uygulanan yargı süreçleri, bilgiye erişim hakkı ve gazetecilik mesleğine yönelik sistematik tehditleri de dikkate alıyor. Türkiye'nin istikrarlı şekilde düşük sıralarda yer alması, ifade özgürlüğü, hukuk devleti ve medya çoğulculuğu açısından süregelen sorunların uluslararası düzeyde görünür hale geldiğini ortaya koyuyor.



