Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun (TİHEK) son raporları, cezaevlerindeki aşırı doluluğu yeniden gündeme taşıdı. Adalet Bakanlığı verilerine göre, Ağustos 2025 itibarıyla Türkiye’deki cezaevlerinin toplam kapasitesi 304 bin 964 kişi olmasına rağmen, tutuklu ve hükümlü sayısı 413 bin 780’e ulaştı. Bu tabloyla Türkiye, Avrupa’da en fazla mahkûm ve tutuklunun bulunduğu ülke konumuna yükseldi.

TİHEK’in yaptığı yerinde incelemeler ise durumun bazı cezaevlerinde çok daha vahim olduğunu ortaya koydu. Rapora göre, özellikle Kayseri Kapalı Cezaevi ve Kalecik Açık Cezaevi gibi kurumlarda kapasitenin yaklaşık üç katı kadar mahpus bulunuyor.

Kayseri ve Kalecik cezaevlerinde kapasitenin üç katı mahpus

TİHEK’in raporlarına göre, Kayseri Kapalı Cezaevi en çarpıcı örneklerden biri. 1.318 kişi kapasiteli cezaevinde 3.162 mahpus barındırılıyor. Benzer bir durum Kalecik Açık Cezaevi için de geçerli: 1.400 kişilik kapasiteye rağmen 3.155 tutuklu ve hükümlü burada bulunuyor.

Uzmanlar, bu yoğunluğun hem mahkûmların yaşam koşullarını hem de cezaevi personelinin çalışma standartlarını olumsuz etkilediğine dikkat çekiyor. Özellikle sağlık hizmetlerine erişim, kişisel alan yetersizliği ve rehabilitasyon süreçlerinde ciddi aksaklıklar yaşanıyor.

TİHEK raporundan diğer cezaevleri: Hepsinde kapasite üstü doluluk

TİHEK’in son altı cezaevinde yaptığı incelemeler, hiçbir kurumun kapasite sınırları içinde çalışmadığını gösterdi. Raporda yer alan verilere göre:

Malatya Akçadağ T Tipi Kapalı Cezaevi: Kapasite 384 – Mahpus 750

Konya Ereğli 1 No.lu Y Tipi Kapalı Cezaevi: Kapasite 455 – Mahpus 659

Kalecik Açık Cezaevi: Kapasite 1.400 – Mahpus 3.155

Elazığ R Tipi Kapalı Cezaevi: Kapasite 1.140 – Mahpus 1.535

Bandırma 2 No.lu T Tipi Kapalı Cezaevi: Kapasite 287 – Mahpus 382

Kayseri Kapalı Cezaevi: Kapasite 1.318 – Mahpus 3.162

TİHEK yetkilileri, bu tablo karşısında “insan onuruna yakışır koşulların sağlanması” yönünde çağrıda bulunarak, cezaevlerindeki mevcut yükün hafifletilmesi gerektiğini vurguladı.

Avrupa ortalamasının üzerinde: Neden bu kadar doluluk var?

Türkiye, son yıllarda artan tutukluluk oranları ve cezaların infazında esneklik payının azalması nedeniyle Avrupa’daki en yoğun cezaevi nüfusuna sahip ülke hâline geldi. Avrupa Konseyi verileri de Türkiye’nin, cezaevi nüfusu bakımından Almanya ve Fransa gibi ülkeleri geride bıraktığını gösteriyor.

Uzmanlara göre, doluluk oranlarının düşürülmesi için öncelikle infaz reformu, alternatif ceza yöntemleri ve denetimli serbestlik uygulamalarının daha etkin biçimde kullanılması gerekiyor. Ayrıca, yeni cezaevi inşaatlarının geçici bir çözüm sunduğu, asıl ihtiyacın yargısal süreçlerde tutukluluğun son çare olarak uygulanması olduğu belirtiliyor.

İnsan hakları vurgusu: “Ceza infazı bir intikam değil, rehabilitasyondur”

TİHEK, raporunda cezaevlerinin amacının yalnızca cezalandırma değil, aynı zamanda topluma yeniden kazandırma olduğunu hatırlattı. Aşırı kalabalık cezaevlerinin bu amaca hizmet edemeyeceğini belirten kurum, “Ceza infazı bir intikam değil, rehabilitasyon sürecidir” ifadesine yer verdi.

Kurum, cezaevi yönetimlerine ve Adalet Bakanlığı’na yönelik tavsiyelerinde; mahpusların sağlık, eğitim ve psikolojik destek haklarının korunması, kişisel alan standartlarının yükseltilmesi ve insan haklarına uygun yaşam koşullarının sağlanması yönünde adımlar atılmasını önerdi.

Çorum TSO’da inşaat ruhsat süreçleri masaya yatırıldı
Çorum TSO’da inşaat ruhsat süreçleri masaya yatırıldı
İçeriği Görüntüle

TİHEK’in çağrısı dikkat çekici

TİHEK’in raporu, Türkiye’de cezaevi sistemine dair yapısal sorunları bir kez daha gündeme taşıdı. Özellikle Kayseri ve Kalecik örnekleri, mevcut kapasite planlamasının yetersiz kaldığını gösteriyor.

Uzmanlar, “kalabalık cezaevleri yeni suçları doğurur” uyarısında bulunarak, çözümün daha insancıl bir infaz sistemi kurmaktan geçtiği görüşünde birleşiyor. Rapora göre, sürdürülebilir bir ceza infaz politikası için kısa vadeli çözümler değil, adalet ve rehabilitasyon dengesini koruyan uzun vadeli reformlar gerekiyor.

Muhabir: Haber Merkezi