6 Şubat depremlerinin ardından arama-kurtarma çalışmalarında zamanla yarış yeniden gündeme gelirken, İngiltere’de eğitim gören iki Türk araştırmacı enkaz altındaki canlı tespit süresini saniyelere indirmeyi amaçlayan yapay zekâ destekli bir sistem geliştirdi. Imperial College London’da öğrenim gören Arda Kancal ve İdil İğde tarafından geliştirilen teknoloji, insan kaynaklı mikroskobik titreşimleri analiz ederek mevcut sismik dinleme sürecini otomatikleştirmeyi hedefliyor. Proje, uluslararası basında da yer alırken ekip, üniversitenin FoNS Make a Difference yarışmasını kazanarak 7 bin sterlinlik destek aldı.
Araştırmacılar, sistemin henüz prototip aşamasında olduğunu ve operasyonel kullanıma geçmeden önce kapsamlı saha testlerine ihtiyaç duyduğunu vurguluyor.
Mevcut arama sistemi nasıl çalışıyor
Bugün teknik arama-kurtarma faaliyetlerinde en yaygın yöntemlerden biri sismik dinleme sistemi. Enkaz üzerine yerleştirilen jeofon sensörler, beton ve yapı malzemesi içindeki titreşimleri algılıyor; bu veriler ses sinyaline dönüştürülerek uzman teknisyenler tarafından kulaklıkla dinleniyor.
Ancak insan kaynaklı titreşimlerin jeneratör, iş makinesi ya da çevresel hareketlerden ayrıştırılması büyük ölçüde deneyime dayanıyor. Aynı sinyalin farklı kişiler tarafından farklı yorumlanabilmesi, sürecin subjektif yönünü oluşturuyor ve teknik tarama süresini uzatabiliyor.
Yapay zekâ analiz sürecini otomatikleştiriyor
Kancal ve İğde’nin geliştirdiği sistem, mevcut sensör altyapısını değiştirmiyor. Fark, sensörlerden gelen sismik verinin insan yerine yapay zekâ modeli tarafından analiz edilmesinde ortaya çıkıyor. Model, insan kaynaklı titreşimlerle çevresel gürültüyü ayırt edebilecek şekilde eğitilmiş veri setleri üzerinden çalışıyor.
Bu yaklaşımda karar süreci matematiksel sınıflandırmaya dayanıyor. Araştırma ekibine göre model, testlerde enkaz altında insan varlığını yüzde 90’ın üzerinde doğruluk oranıyla tespit edebildi. Ancak bu oran, geniş ölçekli ve resmî saha testleri yapılmadan kesin sonuç olarak değerlendirilmiyor.
45 dakikalık analiz süresi saniyelere inebilir
Arama-kurtarma ekiplerinden alınan gayriresmî bilgilere göre ortalama dört katlı bir binanın teknik sismik dinlemesi mevcut yöntemlerle yaklaşık 45 dakika sürebiliyor. Bu sürede teknisyenlerin sinyale adapte olması ve olası anormallikleri ayırt etmesi gerekiyor.
Geliştirilen sistemde ise sensör yerleştirildikten sonra insan var ya da yok kararı saniyeler içinde üretilebiliyor. Araştırmacılara göre özellikle depremin ilk saatlerinde analiz süresinin kısalması, kaynakların daha hızlı yönlendirilmesine katkı sağlayabilir.
Gürültü ve fiziksel sınırlar devam ediyor
Enkaz alanlarında sıklıkla yapılan “sessizlik” çağrısının nedeni, arka plan titreşimlerinin insan kaynaklı sinyalleri maskeleyebilmesi. Yapay zekâ modeli gürültüye karşı daha dayanıklı analiz sunabilse de fiziksel sınırlamalar ortadan kalkmıyor.
Sistem şu aşamada yalnızca materyal içinde yeterli büyüklükte titreşim oluşturan hareketleri algılayabiliyor. Kalp atışı veya solunum gibi çok düşük şiddetli biyolojik sinyaller doğrudan tespit edilemiyor. Bu nedenle teknoloji, mevcut sistemlerin yerine değil, analiz sürecini güçlendiren bir araç olarak konumlandırılıyor.
Prototip aşamasında ve maliyet odaklı geliştiriliyor
Araştırmacılar, sistemin henüz operasyonel ürün seviyesinde olmadığını ve daha fazla veri toplanması gerektiğini belirtiyor. Nihai kullanım kararının arama-kurtarma otoritelerine ait olduğu, akademik ekibin ise teknolojiyi bu seviyeye taşımayı hedeflediği ifade ediliyor.
Ekip ayrıca maliyetin düşük tutulmasına öncelik verdiklerini vurguluyor. Deprem riski yüksek ve teknik kapasitesi sınırlı ülkelerde pahalı sistemlerin yaygınlaşmasının zor olduğuna dikkat çeken araştırmacılar, erişilebilir bir model geliştirmeyi amaçladıklarını belirtiyor. Saha testleri ve kurumsal onay sürecinin ardından sistemin alternatif bir arama modeli olarak değerlendirilmesi mümkün olabilir.




