Türkiye'nin turizm bölgelerinde kontrolden çıkan restoran ve kulüp fiyatları, yerli misafirlerin ardından yabancı turistleri de çileden çıkardı. Özellikle sahil şeridindeki işletmelerde milyonları bulan adisyonlar ve binlerce liralık servis ücretleri, Türkiye'nin "pahalı" bir destinasyon olarak algılanmasına neden oluyor. Yabancı turistlerin sosyal medyada "Türkiye'de kazıklanıyoruz" hissini paylaşması ve tatil için daha ucuz buldukları Yunan Adaları gibi alternatiflere yönelmesi, turizmcileri ayağa kaldırdı. Sektör temsilcileri, fahiş fiyat krizini Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'a taşıyarak acil önlem alınmasını talep etti.
Bu kriz, sadece turizmcilerle restoran işletmecilerini karşı karşıya getirmekle kalmadı, aynı zamanda restoran sahiplerini de ikiye böldü. Bir kesim artan maliyetleri ve hizmet kalitesini öne sürerek fiyatları savunurken, diğer bir kesim ise sektörde "kıyaslama" yoluyla suni bir fiyat balonu oluştuğunu ve bunun en çok kendilerine zarar verdiğini itiraf ediyor. Yaşanan bu kaos, Türkiye'nin turizmdeki rekabet gücünü tehdit ederken, yerli turistin de kapıda vize kolaylığıyla rotasını komşu ülkelere çevirmesine neden oluyor.

Turist Neden Kaçıyor? "Yunanistan'da Yarı Fiyatına" Algısı
Turistlerin şikayetlerinin temelinde, ödedikleri ücretin karşılığını alamadıkları düşüncesi yatıyor. Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Başkanı Firuz Bağlıkaya, hem yerli hem de yabancı turistlerden en büyük şikâyeti dışarıdaki yeme-içme fiyatları konusunda aldıklarını doğruladı. Bağlıkaya, "Turist, Türkiye'de bir akşam yemeğine ödediği ücretin neredeyse yarı fiyatına Yunan Adaları'nda, İtalya'da ya da Fransa'da yemek yiyebiliyor. Bu fiyatları kıyasladığında Türkiye pahalı algısı oluşuyor ve bu da turist kaybına yol açıyor," ifadelerini kullandı. Bu durum, otel fiyatları euro bazında rakiplerle aynı seviyede olmasına rağmen, tatilin toplam maliyetini yükselterek Türkiye'yi daha az cazip hale getiriyor.
Turizmciler ise yıllardır yurt dışında Türkiye'yi tanıtmak için harcadıkları milyonlarca liralık emeğin, bazı restoranların kısa vadeli kâr hırsı nedeniyle heba olduğunu savunuyor. Turizm Geliştirme Ajansı (TGA) toplantısında konuyu doğrudan Bakan Ersoy'a ileten sektör temsilcileri, "Biz otellerimizde de restoran işletiyoruz, böyle bir maliyet yok. Çıkarılan fahiş hesapların maliyetle hiçbir alakası yok," diyerek duruma isyan etti. Edinilen bilgilere göre Bakan Ersoy da işletmecileri fiyatlarını makul seviyelere çekmeleri konusunda uyardı.
Restoran Sahipleri Bölündü: "Orası 3 Bin Liraysa Ben de 1.500 Yaparım" Çılgınlığı
Fahiş fiyat tartışması, restoran sektöründe de derin bir çatlak oluşturdu. Bazı işletmeciler, "Fiyat fazlaysa halk kararını verir, oraya gitmeyerek cezalandırır" diyerek serbest piyasa koşullarını savunsa da, ismini vermek istemeyen birçok lüks restoran sahibi durumun vahametini kabul ediyor. Sektördeki bir işletmeci, fiyatların nasıl suni bir şekilde şiştiğini şu sözlerle anlatıyor: "Afaki fiyatlar karşısında biz de şaşkınız. Mesela Michelin yıldızı alan bir restoran bir anda fiyatları iki katına çıkarıyor. Onu gören başka bir işletme de 'Orada makarna 3 bin lira olduysa, ben de 1.500 liraya çıkarırım' diyor. Fiyatlamada tuhaf bir kıyaslama başladı."
Bu durum, deneyimli turistler tarafından anında fark ediliyor. Çünkü yurt dışını da gezen bir turist, Türkiye'deki Michelin yıldızlı bir restorana ödediği hesabın, Avrupa'daki benzer bir restorandan euro bazında katbekat fazla olduğunu görüyor. Bu "kazıklanma" hissi, sadece o turistin bir daha gelmemesine neden olmuyor, aynı zamanda sosyal medya ve arkadaş çevresi aracılığıyla Türkiye hakkında olumsuz bir algının yayılmasına da yol açıyor. Sektördeki sağduyulu işletmeciler, bu sürdürülemez fiyat politikasının en büyük zararı yine kendilerine verdiğini ve acilen bir öz denetim mekanizması kurulması gerektiğini vurguluyor.




