Güncel

Tuba Demirel: Susarsak sefalet büyür

Birleşik Kamu-İş İl Temsilcisi Tuba Demirel, Cumhuriyetin kazanımlarının bir bir aşındırıldığını belirterek, eğitimde, sağlıkta, adalette ve ekonomide örgütlü bir talanla karşı karşıya bulunduklarını ileri sürdü.

Abone Ol

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü mitinginde bir konuşma yapan Tertip Komitesi Üyesi, Birleşik Kamu-İş İl Temsilcisi ve Eğitim-İş Şube Başkanı Tuba Demirel, “Alın teriyle bu ülkeyi ayakta tutan onurlu yurttaşlar; bugün 1 Mayıs! Bugün; emeğin sömürüye, özgürlüğün baskıya, adaletin hukuksuzluğa karşı ayağa kalktığı gündür!” diyerek konuşmasını başladı.

Demirel, “Bugün tek bir çağrımız var: Birlikte olmak zorundayız, olacağız! Omuz omuza durmak zorundayız, duracağız! Çünkü başka çaremiz yok! Susarsak sefalet büyür! Durursak karanlık büyür!” ifadelerini kullandı.
Tuba Demirel’in 1 Mayıs konuşması şu şekilde:

“O ARSAYI SİZE SATTIRMAYACAĞIZ”

“Ben burada, Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Çorum İl Temsilcisi olarak konuşuyorum…
Ama aslında bu kürsüde konuşan; geçinemeyen memurdur, emeğinin karşılığını alamayan işçidir, gelecek kaygısı yaşayan gençtir!
Bugün bu meydanda sadece bir kutlama yapmıyoruz! Bugün bir gerçeği haykırıyoruz:
Bu ülkede örgütlü bir talan vardır!
Eğitimde var! Sağlıkta var! Adalette var! Ekonomide var!
Cumhuriyetin kazanımları bir bir aşındırılmaktadır!
Yakın zaman önce resmi gazetede şehrimizi ilgilendiren çok önemli bir özelleştirme listesi yayınlandı.
Bu listede hepimizin bildiği eski diş hastanesinin yeri, ilimizin göz bebeği olan en değerli arsası da var.
Bu arazi de daha önce pek çok kez yapıldığı gibi AKP’nin zengin ettiği birkaç zengine peşkeş çekilmek üzere.
Ve biz buradan ilan ediyoruz:
Bu talana boyun eğmeyeceğiz!
O arsayı size sattırmayacağız!!!

BU DÜZEN EMEKÇİYİ YAŞATMIYOR!

Bugün en büyük derdimiz geçimdir!
Açlık sınırı 36 bin lirayı aşmış! Yoksulluk sınırı 100 bin lirayı geçmiş!
Ama kamu emekçisi ne alıyor? Yoksulluk! Borç! Geçim sıkıntısı!
Artık ay sonunu değil, aybaşını bile getiremiyoruz.
Buradan açıkça söylüyoruz: Bu düzen emekçiyi yaşatmıyor!
Toplu sözleşme masaları ise… Bir çözüm yeri değil! Bir tiyatro sahnesidir!
Emekçiyi temsil etmeyenler, emekçinin hakkını pazarlık konusu yapamaz!
Biz bu oyunu kabul etmiyoruz!
Buradan haykırıyoruz:
Grev hakkı istiyoruz! Eşit işe eşit ücret istiyoruz! İnsanca yaşayacak ücret istiyoruz! İnsani çalışma koşulları istiyoruz!
Ve şunu çok iyi biliyoruz:
Hak verilmez! Hak alınır!
Masa başında değil, meydanlarda alınır!
Bugün burada olmamızın nedeni de budur!

“SUSMAYACAĞIZ, GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ”

Sadece cebimiz değil, haklarımız da gasp ediliyor!
Gazeteciler susturuluyor! Sendikacılar baskı altında! Aydınlar hedefte! Devlet kendi memurunu koruyamıyor! İşbaşında cinayete uğruyoruz, ölüyoruz, öldürülüyoruz.
En güvenli olması gereken okullarımız en güvensiz kurumlar haline geldi!
Peki biz buna susacak mıyız?
Emin olun susmayacağız, emin olun korkmayacağız, emin olun itaat etmeyeceğiz!
Seçme hakkı, ifade özgürlüğü, örgütlenme hakkı…
Hepsi birer birer yok sayılıyor! Biliyoruz ki; Adalet yoksa… Demokrasi yoktur!
Vergilerle emekçinin cebine giren ücretler, daha girmeden geri alınıyor!
Bu ülkenin kaynakları satılıyor, geleceğimiz ipotek altına alınıyor!
Buradan bir kez daha söylüyoruz:
Yok öyle yağma!
Ve bunu hep birlikte, daha gür söyleyeceğiz!
Çünkü biliyoruz ki;
Ekmek mücadelesi, Cumhuriyet mücadelesidir!
Özgürlük mücadelesi, demokrasi mücadelesidir!
Bugün tek bir çağrımız var:
Birlikte olmak zorundayız, olacağız!
Omuz omuza durmak zorundayız, duracağız!
Çünkü başka çaremiz yok!
Susarsak sefalet büyür!
Durursak karanlık büyür!
Ama biz susmayacağız!
Biz geri adım atmayacağız!
“Ekmek, adalet ve özgürlük için tüm emekçiler omuz omuza!” diyeceğiz!
Ve büyük usta Nazım’ın dediği gibi:
“Hürriyet kavgası bu…
Başka bir dünya, başka bir hayat…”
Biz o dünyayı kuracağız!”