Eskişehir’de görevli trafik polisi Onur Şener hakkında, bir tramvay seferinin iki dakika gecikmesine neden olduğu iddiasıyla 1 yıldan 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açılmasının gündeme gelmesi, hukuki orantı ve ifade özgürlüğü tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Eleştiri sonrası çok yönlü süreç
12Punto**’nun haberine göre Şener, geçen yıl “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin eleştirilerini dile getirdikten sonra açığa alındı. Ardından Polis Başmüfettişleri tarafından yürütülen disiplin soruşturmasında “devletin politikasını eleştirmek” ve “Cumhurbaşkanına hakaret” iddialarıyla devlet memurluğundan çıkarılması talep edildi.
Ayrıca “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “tramvay seferlerini geciktirmek” gerekçeleriyle Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunuldu. Sürecin eleştirel bir açıklamayı takiben hızlanması, soruşturmaların zamanlaması ve kapsamı açısından kamuoyunda soru işaretleri doğurdu.
Ceza tehdidi ve orantı sorunu
Şener hakkında istenen hapis cezasının dayanağı, ulaşım araçlarının hareketinin engellenmesi suçlaması. Ancak iddia edilen fiilin iki dakikalık gecikme ile sınırlı olduğu belirtiliyor. Hukukçular, fiilin ağırlığı ile talep edilen ceza arasında orantı bulunup bulunmadığının yargılama sürecinde titizlikle değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
“Kasıt yoktu” savunması
İfadesinde Şener, kasıtlı bir eyleminin bulunmadığını vurguladı: “Tramvay yoluna geçtiğimde tramvay yoktu. Tramvayın geldiğini ve durmak zorunda kaldığını görmedim; korna çaldığını da duymadım. Amacım tramvayın hareketini engellemek değildi.” Şener, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini belirtti.
İfade özgürlüğü ve disiplin sınırları
Dosyada hem ceza soruşturması hem de disiplin sürecinin eş zamanlı ilerlemesi, ifade özgürlüğü–kamu görevlisi sorumluluğu dengesini gündeme taşıdı. Eleştirilerin “politika eleştirisi” sınırında kalıp kalmadığı, disiplin yaptırımlarının ölçülülük ilkesine uygunluğu ve ceza tehdidinin caydırıcı etki yaratıp yaratmadığı soruları öne çıkıyor.
Yargının önündeki kritik eşik
Yargılama, fiilin kasıt unsuru, gecikmenin somut etkisi ve talep edilen cezanın orantılılığı bakımından emsal niteliği taşıyabilecek bir sınav olarak görülüyor. Kararın, benzer olaylarda idari yaptırım–ceza hukuku ayrımının nerede çizileceğine dair önemli bir çerçeve sunması bekleniyor.



