11 Temmuz 1995'te Bosna-Hersek'in doğusundaki Srebrenitsa'da yaşanan ve en az 8 bin 372 Boşnak erkek ile erkek çocuğunun sistematik şekilde öldürüldüğü soykırımın üzerinden 31 yıl geçti. Birleşmiş Milletler tarafından "güvenli bölge" ilan edilen Srebrenitsa'nın Bosnalı Sırp güçlerinin eline geçmesiyle başlayan katliam, II. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da yaşanan en büyük toplu insan kıyımı olarak tarihe geçti.
Uluslararası mahkemeler tarafından "soykırım" olarak tanımlanan Srebrenitsa katliamı, yalnızca Bosna-Hersek'in değil, insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından biri olarak hafızalardaki yerini koruyor. Aradan geçen onlarca yıla rağmen binlerce kurbanın kimlik tespit çalışmaları sürerken, her yıl yeni bulunan toplu mezarlardan çıkarılan cenazeler Potoçari Anıt Mezarlığı'nda toprağa veriliyor.
Yugoslavya'nın dağılması Bosna savaşını başlattı
Srebrenitsa soykırımının arka planı, Yugoslavya'nın dağılma sürecine dayanıyor. 1992 yılında Bosna-Hersek'in bağımsızlığını ilan etmesinin ardından Bosnalı Sırp güçleri, Sırbistan yönetiminin de desteğiyle ülkenin birçok bölgesinde etnik temizlik politikası uygulamaya başladı.
Yaklaşık üç buçuk yıl süren Bosna Savaşı boyunca yüz binlerce kişi yerinden edildi, on binlerce sivil yaşamını yitirdi. Özellikle Boşnak nüfusun yoğun olduğu bölgelerde sistematik saldırılar, kuşatmalar, zorla göç ettirme ve toplu infazlar gerçekleştirildi.
Birleşmiş Milletler Srebrenitsa'yı güvenli bölge ilan etti
Artan saldırılar nedeniyle binlerce Boşnak sivil Srebrenitsa'ya sığındı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 1993 yılında Srebrenitsa'yı "güvenli bölge" ilan ederek bölgeyi Hollanda askerlerinden oluşan UNPROFOR birliğinin korumasına bıraktı.
Ancak güvenli bölge statüsüne rağmen siviller yeterince korunamadı. Bölgedeki BM askerleri hem sayıca yetersiz kaldı hem de ağır silah desteğinden mahrum olduğu için ilerleyen Bosnalı Sırp birliklerine karşı etkili bir savunma oluşturamadı.
11 Temmuz 1995'te Srebrenitsa düştü
Bosnalı Sırp Ordusu Komutanı Ratko Mladić komutasındaki birlikler, 11 Temmuz 1995'te Srebrenitsa'yı ele geçirdi. Binlerce sivil, Potoçari'deki BM üssüne sığınırken, çok sayıda kişi orman yoluyla Tuzla'ya ulaşmaya çalıştı.
Kadınlar, çocuklar ve yaşlılar otobüslerle bölgeden çıkarılırken, erkekler ve erkek çocukları ailelerinden zorla ayrıldı. Daha sonra bu kişiler sistematik biçimde farklı noktalarda toplu halde infaz edildi.
Sekiz binden fazla kişi sistematik olarak öldürüldü
Uluslararası Ceza Mahkemesi kayıtlarına göre Srebrenitsa'da en az 8 bin 372 Boşnak erkek ve erkek çocuğu öldürüldü. Kurbanların büyük bölümü elleri bağlanarak depolarda, fabrikalarda, okullarda, tarlalarda ve ormanlık alanlarda kurşuna dizildi.
Katliamın izlerini gizlemek amacıyla cesetler toplu mezarlara gömüldü. Daha sonra delillerin ortadan kaldırılması için birçok mezar iş makineleriyle açılarak cenazeler farklı bölgelere taşındı. Bu nedenle aynı kişiye ait kemikler farklı toplu mezarlarda bulundu.
Toplu mezarlar yıllar sonra ortaya çıkarıldı
Savaşın sona ermesinin ardından Bosna-Hersek genelinde yüzlerce toplu mezar tespit edildi. Uluslararası Kayıp Kişiler Komisyonu tarafından yürütülen DNA analizleri sayesinde binlerce kurbanın kimliği belirlendi.
Kimliği tespit edilen kurbanlar her yıl 11 Temmuz'da Potoçari Anıt Mezarlığı'nda düzenlenen törenlerle defnediliyor. Bazı aileler ise yakınlarına ait yalnızca birkaç kemik parçasına ulaşabildiği için defin işlemlerini yıllarca ertelemek zorunda kaldı.
Kadınlara yönelik sistematik cinsel şiddet uygulandı
Bosna Savaşı boyunca on binlerce Boşnak kadın sistematik cinsel şiddete maruz bırakıldı. Uluslararası raporlara göre cinsel saldırılar savaş yöntemi olarak kullanıldı ve çok sayıda kadın uzun süre kamplarda tutuldu.
Savaş sonrasında kurulan uluslararası mahkemeler, sistematik tecavüzü insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirdi. Bu suçlar, Bosna Savaşı'nın en ağır insan hakları ihlalleri arasında yer aldı.
Uluslararası mahkemeler yaşananları soykırım olarak kabul etti
Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICTY) ve Uluslararası Adalet Divanı (ICJ), Srebrenitsa'da yaşananların hukuki olarak "soykırım" niteliği taşıdığına karar verdi.
Bosnalı Sırp lider Radovan Karadžić ile askeri komutan Ratko Mladić, soykırım, insanlığa karşı suç ve savaş suçlarından müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Çok sayıda askeri ve siyasi yetkili de farklı hapis cezaları aldı.
Birleşmiş Milletler 11 Temmuz'u uluslararası anma günü ilan etti
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Mayıs 2024'te kabul ettiği kararla 11 Temmuz'u "1995 Srebrenitsa Soykırımını Anma Uluslararası Günü" ilan etti. Kararda, soykırımın inkâr edilmesine ve savaş suçlularının yüceltilmesine karşı mücadele edilmesi çağrısı yapıldı.
Karar, Srebrenitsa'da yaşananların uluslararası hafızada korunmasını ve gelecek nesillere aktarılmasını amaçlıyor. Her yıl dünyanın birçok ülkesinde anma programları düzenleniyor.
Mavi kelebekler kayıpların bulunmasında umut oldu
Srebrenitsa ile özdeşleşen en önemli sembollerden biri de mavi kelebekler oldu. Savaş sonrasında araştırmacılar, toplu mezarların bulunduğu alanlarda diğer bölgelere göre daha fazla mavi kelebek görüldüğünü fark etti.
Bunun nedeni, toplu mezarlardan toprağa karışan organik maddelerin bitki örtüsünü değiştirmesi ve bazı çiçek türlerinin yoğunlaşmasıydı. Bu çiçekler de mavi kelebekleri bölgeye çekti. Araştırma ekipleri, kelebeklerin yoğun görüldüğü alanlarda yaptıkları incelemelerde çok sayıda toplu mezarı ortaya çıkardı. Zamanla mavi kelebek, kayıpların bulunmasını simgeleyen evrensel bir umut sembolüne dönüştü.
Adalet arayışı devam ediyor
Aradan geçen 31 yıla rağmen Bosna-Hersek'te kayıp kişilerin bulunmasına yönelik çalışmalar sürüyor. Hâlen kimliği belirlenemeyen yüzlerce kurban bulunurken, aileler yakınlarının mezarına ulaşabilmek için umutlarını koruyor.
Srebrenitsa soykırımı, yalnızca Bosna-Hersek'in değil, uluslararası toplumun da hafızasında derin izler bıraktı. İnsan hakları savunucuları, yaşananların unutulmaması ve benzer trajedilerin bir daha yaşanmaması için her yıl 11 Temmuz'da adalet, hafıza ve barış çağrısını yineliyor.




