Sözcü’nün haberine göre İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yürütülen ve 237 gün süren soruşturmanın iddianamesini tamamladıktan sonra, dosyada yer alan tespitler gerekçe gösterilerek Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) hakkında Anayasa’nın 69. maddesi uyarınca kapatma davası açılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirimde bulundu.
3 bin 900 sayfalık dosya, 402 şüpheli, 1 numaralı isim İmamoğlu
9 Mart’ta başlatılan İBB soruşturması kapsamında hazırlanan iddianame 7 bölümden oluşuyor ve toplam 3 bin 900 sayfa. Dosyada 105 tutuklu, 170 adli kontrollü, 7 aranan olmak üzere 402 şüpheli bulunuyor. İddianamede “1 numaralı şüpheli” olarak yer alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında “örgüt kurma ve liderlik” suçlamasıyla 828 yıldan 2 bin 352 yıla kadar hapis cezası talep edildiği belirtildi. Savcılık, suç gelirleriyle finanse edilen bir yapının belediye ve parti bağlantılı şekilde çalıştığını öne sürdü.
“Suç gelirleriyle partiye malvarlığı kazandırıldı” iddiası
Başsavcılığın Yargıtay’a gönderdiği yazıda, Anayasa’nın 69. maddesine atıf yapılarak siyasi partilerin mali faaliyetlerinin yargı denetimi altında olduğu hatırlatıldı, suçtan elde edilen gelirlerle yapılan harcamaların demokratik düzene aykırı olduğu vurgulandı. Yazıda, “Suçtan elde edilen gelirle parti binası satın alınması, delegelerin iradesine maddi menfaat sağlayarak veya vaatte bulunarak müdahalede bulunulması demokratik siyasi yaşamın meşruiyetini zedeleyen en ağır fiillerdendir.” denildi. Savcılık, soruşturma dosyasına giren tanık anlatımları, etkin pişmanlık beyanları ve para hareketlerine dair belgeler üzerinden CHP’nin “suçtan kaynaklanan gelirlerle partiye malvarlığı kazandırdığı ve seçim çalışmaları yürüttüğü”nü, bunun da “parti organları tarafından bilinçli, sistematik ve süreklilik arz edecek şekilde” yapıldığını iddia etti.
Seçmen verileri ve USOM raporu vurgusu
Bildirimde dikkat çeken bir diğer başlık, seçmen verileri oldu. Savcılık, USOM raporuna dayandığını belirterek 11 milyon 360 bin 412 vatandaşa ait güncel yurt içi ve yurt dışı seçmen kütük verilerinin CHP tüzel kişiliğinden hukuka aykırı şekilde yayıldığını, bu veriler üzerinden başka kişisel verilerin işlendiğini, İstanbul il örgütü tarafından da bu veriler kullanılarak seçim çalışması yürütüldüğünü öne sürdü. Bu durumun “demokratik siyasi hayatın vazgeçilmezi olan seçmen iradesini manipüle etmeye dönük” olduğu savunuldu.
“Sistematik ve süreklilik arz eden müdahale” tespiti
Başsavcılık yazısında, soruşturma kapsamında elde edilen deliller ışığında CHP’nin ülke genelinde ve yerelde yapılan seçimlerin güvenilirliğini etkileyen, seçmen iradesini yönlendirmeyi hedefleyen ve demokratik düzeni etkilemeye yönelik faaliyetlerde bulunduğu kanaatine varıldığı ifade edildi. Bu nedenle Anayasa’nın 68 ve 69. maddeleri ile Siyasi Partiler Kanunu’nun 101 ve devamı maddeleri uyarınca gereğinin takdir ve ifası için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirim yapıldığı belirtildi.
Bundan sonraki süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, savcılığın gönderdiği bildirimi ve ekindeki delilleri değerlendirerek Anayasa Mahkemesi’nde CHP hakkında kapatma davası açıp açmama konusunda karar verecek. Şu aşamada savcılığın yaptığı işlem, kapatma davasının açılmasını talep eden bir bildirim niteliği taşıyor; nihai yetki Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında ve kapatma yargılaması bakımından Anayasa Mahkemesinde olacak.




