Türk siyasetinin özgün isimlerinden biri olan Sırrı Süreyya Önder, yaşama veda ettikten sonra, arkasında bıraktığı sadece bir kariyer değil; derin bir baba-kız ilişkisi, sevgiyle örülmüş anılar ve tarifsiz bir boşluk oldu. 3 Mayıs 2025 tarihinde hayatını kaybeden Önder için İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) düzenlenen anma töreninde, en dokunaklı an ise kızı Ceren Önder Kandemir’in babasına yazdığı mektubu gözyaşları içinde okumasıydı.

Ayakta durmakta zorlanan Kandemir’in sesinde hissedilen hüzün, salondaki herkesin yüreğine dokundu. Duygularını mektuba döken Kandemir, "Hayatın tüm rengi gitti, hayat bitti" sözleriyle babasına veda etti.

"Ona Okurken Hatalarımı Görürdüm": Bir Kızın Babasına Son Vedasından Satırlar

Törende duygularını bastıramayan Ceren Önder Kandemir, sahnede yaptığı konuşmada babasıyla olan bağlarını şu cümlelerle dile getirdi:

“Ben ne zaman bir şey yazsam, babamı arayıp sesli okurdum. Ona okurken hatalarımı görürdüm. Biz onunla tek bir kişiydik…”

Bu sözler, Önder’in kızıyla kurduğu derin bağın sadece bir baba-kız ilişkisi olmadığını, aynı zamanda bir dostluk ve edebi paylaşım olduğunu ortaya koydu. Kandemir’in kaleminden dökülen cümlelerde, çocukluğundan itibaren babasına duyduğu hayranlık, özlem ve sevgi açıkça hissediliyordu.

“Baba... Hayat Bitti, Renkler Gitti”

Konuşmanın en yürek burkan anlarından biri, Kandemir’in babasına seslendiği şu ifadeler oldu:

“Baba... Hayatın tüm rengi gitti. Benim bildiğim hayat bitti. Yeni bir hayat başlıyor şimdi. Ürkütücü, bilinmezliklerle dolu…”

Bu cümleler yalnızca bir evladın yasını değil, aynı zamanda bir dostu, bir sırdaşı, bir hayat rehberini kaybetmenin acısını yansıtıyordu. Kandemir’in kelimeleri, törendeki birçok kişinin gözyaşlarını tutamamasına neden oldu.

"Sana Doydum Ama Dostluğuna Doyamadım"

Sırrı Süreyya Önder’in yalnızca bir siyasetçi değil, evlatlarına karşı şefkatli ve dolu dolu bir baba olduğu da mektubun satır aralarında ortaya çıktı. Kandemir şöyle dedi:

“Ben babalığına çok doydum. Ama dostluğuna doyamadım. O dostluğa doyulur mu?”

Söz konusu mektup, Önder’in ailesi içinde nasıl bir sevgi ve bağ ile yaşadığını, çocuklarının onunla kurduğu duygusal ilişkinin derinliğini gözler önüne serdi. Ailesinin yanı sıra, onu tanıyan herkesin belleğinde yer edecek bu cümleler, törenin en unutulmaz anları arasına girdi.

Ülkü Ocakları Çorum İl Başkanı Dalyan’dan Vali Çalgan’a ziyaret
Ülkü Ocakları Çorum İl Başkanı Dalyan’dan Vali Çalgan’a ziyaret
İçeriği Görüntüle

"Bir Cebinde Fıstık Ezmesi, Bir Cebinde Mandalina"

Ceren Önder Kandemir, babasının küçük ama anlamlı alışkanlıklarını da unutmadı. Hatırlattığı detaylar, Önder’in hem şefkatli hem de hayatın içinden bir baba figürü olduğunu gözler önüne serdi:

“Seni ayakta gördüğümüz son gün, bize bir poşet portakal ve bir kutu yumurta vermiştin. Can için bir cebinde mandalin, bir cebinde fıstık ezmesi taşımanı unutmayacağım.”

Bu satırlar, sıradan bir vedadan çok daha ötesiydi. Bir hayatın tüm dokusunu anlatan, duygusal bir arşiv niteliğindeydi. Hem dinleyiciler hem de okurlar için Önder’i insan yönüyle tanıma fırsatı sundu.

“Sen Orada da Dostlarını Bulursun, Artık Dinlen Turna Kuşum”

Kandemir’in mektubunda geçen şu sözler, törendeki duygusal atmosferin doruk noktası oldu:

“Gerçi sen orada da dostlarını bulursun. Artık dinlen turna kuşum. Biz iyi olacağız…”

Bu veda sadece fiziksel bir ayrılığın değil, kalpten gelen bir uğurlamanın ifadesiydi. Önder’in ardından bırakılan boşluk, ailesi için tarif edilemez bir acı olsa da, aynı zamanda gururla hatırlanacak bir hayat hikâyesinin yansımasıydı.

Muhabir: Haber Merkezi