İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen “Tarladan markete fiyat yolculuğu” soruşturmasında, Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu tarafından hazırlanan rapor dosyaya girdi. Raporda, incelenen 207 firmadan 41’inde fiktif stok ve maliyet oluşturulmuş olabileceğine ilişkin risk göstergeleri tespit edildiği, bazı müstahsil makbuzlarının ise vefat eden veya fiilen çiftçilik yapmayan kişiler adına düzenlendiğinin belirlendiği aktarıldı.
207 firma incelemeye alındı
Vergi Denetim Kurulu Ankara Sektörel Denetim Daire Başkanlığınca yürütülen çalışmada, yaş meyve ve sebze sektöründeki fiyat hareketlerinin nedenleri mercek altına alındı. İncelemede firmaların üreticilerden yaptığı alımların büyüklüğü ve bu alımların toplam mal alımları içindeki payı dikkate alındı.
Toplam mal alımlarının en az yüzde 70’i müstahsil makbuzuna dayanan firmalar ile üreticilerden belgeli alım tutarı 300 milyon TL ve üzerinde olan işletmeler riskli mükellef grubunda değerlendirildi. Bu kriterler doğrultusunda 207 firma araştırma kapsamına alındı.
Zincir marketlere ürün sağlayan firmalar da incelemede
İlk analizlerde firmaların yalnızca üreticiden ürün alan tüccar veya toptancı hal işletmelerinden oluşmadığı belirlendi. İncelemeye alınan şirketlerin önemli bölümünün ulusal ve yerel zincir marketlere düzenli olarak yaş meyve ve sebze tedarik ettiği tespit edildi.
Bu nedenle araştırma yalnızca müstahsil makbuzlarının doğruluğuyla sınırlı tutulmadı. Ürün, belge, maliyet, stok ve satış fiyatlarının tedarik zinciri boyunca birlikte incelenmesi gerektiği değerlendirildi.
Vefat eden kişiler adına makbuz iddiası
Raporda, bazı müstahsil makbuzlarının gerçek ürün teslimine dayanmadığına ilişkin bulgulara yer verildi. Vefat eden kişiler adına makbuz düzenlenmiş olabileceğine ilişkin kayıtların yanı sıra, adına belge oluşturulan bazı kişilerin fiilen çiftçilik yapmadığı tespit edildi.
Bazı kişilerin de ilgili firmaları tanımadıklarını ve herhangi bir ürün teslim etmediklerini beyan ettikleri belirtildi. Makbuzlarda gösterilen kimi ürün miktarlarının ise üreticilerin sahip olduğu arazi büyüklüğü ve makul üretim kapasitesiyle açıklanamadığı kaydedildi.
Ürün miktarı ve fiyatlarda uyumsuzluk tespit edildi
Rapora göre bazı belgelerdeki ürün türü, miktarı ve birim fiyat bilgilerinin üreticilerin beyanlarıyla örtüşmediği belirlendi. Bazı makbuzlarda gösterilen satış fiyatlarının da üreticilerin bildirdiği gerçek fiyatlardan belirgin şekilde düşük olduğu ifade edildi.
VDK, bu uyumsuzlukların her olayda doğrudan sahte belge anlamına gelmeyeceğine dikkat çekerken, bazı işlemlerin ticari ve vergisel sonuçlar doğuran sistematik bir yöntemin parçası olabileceği değerlendirmesinde bulundu.
Fiktif stok ve maliyet şüphesi
Gerçek bir ürün teslimine dayanmayan veya miktar ve bedel açısından gerçeği yansıtmayan belgelerle işletme kayıtlarında fiktif mal ve stok oluşturulabileceği belirtildi. Böyle bir yöntemin maliyetleri kağıt üzerinde artırarak brüt kârlılığı, kurum kazancını ve vergi matrahını düşürebileceği değerlendirildi.
Raporda ayrıca kaynağı belirsiz veya kayıt dışı temin edilen ürünlerin bu belgeler üzerinden işletme stoklarına dahil edilebileceği, sonraki satışların da kayıtlı ürün hareketi görünümüne kavuşturulabileceği ihtimaline yer verildi.
41 firmada risk göstergeleri belirlendi
Araştırma kapsamında ayrıntılı olarak incelenen 41 firmanın bazı müstahsil makbuzları ile üretim kapasitesi, üretici beyanları, teslim ve ödeme kayıtları arasında uyumsuzluk tespit edildiği bildirildi. Firmaların önemli bölümünün düşük brüt kârlılık oranı açıkladığı ve bir kısmının kurumlar vergisi beyannamelerinde zarar beyan ettiği belirtildi.
Raporda düşük kârlılık oranının tek başına usulsüzlük göstergesi olmadığı da vurgulandı. Fire, nakliye, ambalajlama, depolama, tasnif, market kesintileri ve piyasa koşullarının da kârlılık üzerinde etkili olabileceğine dikkat çekildi.
İnceleme perakende aşamasına kadar genişletilebilir
VDK raporunda, mevcut tespitlerin sektörün tamamına veya bütün ulusal ve yerel zincir marketlere doğrudan genellenemeyeceği özellikle belirtildi. Bu nedenle 41 firmada uygulanan doğrulama yönteminin, risk seviyesine göre diğer şirketlere de yaygınlaştırılması gerektiği değerlendirildi.
Ürünün üreticiden çıkışından perakende satış noktasına ulaşmasına kadar belge, ödeme, maliyet, stok ve satış fiyatlarının birlikte takip edilmesinin soruşturmanın sonraki aşamalarında önem taşıdığı ifade edildi.
41 firma yöneticisinden 33’ü yakalandı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 41 büyük dağıtıcı firmanın yöneticisi hakkında gözaltı kararı verildi.
Operasyonlarda bu kişilerden 33’ünün yakalandığı bildirildi. Soruşturma kapsamında raporda yer alan mali ve ticari işlemlere ilişkin incelemelerin sürdüğü belirtildi.




