Akbal, depremlerin yalnızca bir anma günü olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, ihmallerin ve yanlış politikaların ağır sonuçlarına dikkat çekti.

Türkiye’de depremin “beklenmedik” bir doğa olayı olmadığını vurgulayan Akbal, yıkımın büyüklüğünün depremin şiddetinden çok; yapı üretiminin kalitesi, denetim eksikliği ve risk azaltma politikalarıyla doğrudan ilişkili olduğunu ifade etti. Aynı büyüklükteki depremlerin farklı ülkelerde bu ölçekte can ve mal kaybına yol açmamasının, sorunun doğada değil insan eliyle yaratılan zaaflarda olduğunu açıkça gösterdiğini kaydetti.

Orta büyüklükte sayılabilecek depremlerde dahi büyük yıkımlar yaşandığını hatırlatan Akbal, Balıkesir Sındırgı ve Silivri açıklarında meydana gelen depremlerin; iletişim altyapısı, toplanma alanları ve acil ulaşım yollarındaki yetersizlikleri bir kez daha gözler önüne serdiğini belirtti.

Baraj çevresinde dev asfalt hamlesi: 5 bin ton asfalt dökülüyor
Baraj çevresinde dev asfalt hamlesi: 5 bin ton asfalt dökülüyor
İçeriği Görüntüle

Türkiye’deki yapı stokunun önemli bir bölümünün hâlâ yüksek deprem riski altında olduğuna dikkat çeken Akbal, özellikle 2000 yılı öncesinde inşa edilen binalar ile imar aflarıyla yasallaştırılan, mühendislik hizmeti almamış yapıların ciddi bir tehdit oluşturduğunu ifade etti. Resmî raporlara göre milyonlarca konutun acilen dönüştürülmesi gerektiğini hatırlatan Akbal, buna rağmen hâlâ güncel ve şeffaf bir yapı envanterinin oluşturulmadığını vurguladı.

Kentsel dönüşüm uygulamalarının çoğu zaman rant odaklı yürütüldüğünü dile getiren Akbal, dönüşümün yalnızca bina yenilemekten ibaret olmadığını; zemin özellikleri, nüfus yoğunluğu, ulaşım altyapısı ve toplanma alanlarını kapsayan bütüncül bir planlama gerektirdiğini söyledi. Özellikle dar gelirli yurttaşların yaşadığı bölgelerde dönüşümün yetersiz kaldığını ifade etti.

Depreme hazırlığın afet sonrasına sıkıştırıldığını belirten Akbal, okulların, hastanelerin, kamu binalarının ve altyapı sistemlerinin ne ölçüde güvenli olduğuna dair kamuoyuna açık ve güncel verilerin paylaşılmadığını dile getirdi. Deprem toplanma alanlarının yetersizliğine de dikkat çekerek, bu alanların afet öncesi planlamanın temel unsurlarından biri olması gerektiğini vurguladı.

Açıklamasının sonunda Akbal, “Afetler kader değildir. Bilimi, mühendisliği ve kamusal sorumluluğu esas almayan politikaların sonucudur. Aynı acıların yeniden yaşanmaması için bugünden harekete geçmek zorundayız” ifadelerine yer verdi.

Muhabir: İlhami Türksal