Polonya’da 2 Haziran 2025 Pazar günü gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunu, Hukuk ve Adalet Partisi’nin adayı Karol Nawrocki kazandı. Yüzde 50,9 oy oranına ulaşan Nawrocki, ülkenin yeni cumhurbaşkanı oldu. Seçimde en yakın rakibi olan Varşova Belediye Başkanı Rafal Trzaskowski ise yüzde 49,1 oy alarak ikinci oldu.
29 milyon seçmen sandık başına gitti
Polonya genelinde kayıtlı yaklaşık 29 milyon seçmen, Nawrocki ile Trzaskowski arasında tercihini yapmak için sandığa gitti. Yüzde 71,63 gibi yüksek bir katılım oranıyla gerçekleşen seçim, ülkenin yakın dönem siyasi tarihinde en çekişmeli yarışlardan biri olarak değerlendiriliyor. Seçim sonuçlarına göre, muhalefetteki muhafazakar Nawrocki, beş yıl boyunca cumhurbaşkanlığı görevini yürütecek.
Seçimin gölgesinde: AB ilişkileri, yargı reformu ve Ukrayna savaşı
Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu, yalnızca bir siyasi tercih değil, aynı zamanda Polonya’nın dış ve iç politikasına yön verecek kritik bir dönemeç olarak görüldü. Kampanya süreci boyunca:
-
Avrupa Birliği ile ilişkiler
-
Yargı bağımsızlığı ve reformları
-
Kadın hakları ve kürtaj yasaları
-
Rusya-Ukrayna savaşı karşısındaki duruş
gibi konular her iki adayın söyleminde önemli yer tuttu.
Nawrocki kimdir?
Karol Nawrocki, tarihçi kimliğiyle tanınan, muhafazakâr ve milliyetçi görüşleriyle öne çıkan bir siyasetçi. Polonya Ulusal Hafıza Enstitüsü'nün eski başkanı olan Nawrocki, özellikle komünizm sonrası tarihsel hafıza politikaları, ulusal değerler ve güçlü devlet anlayışıyla tanınıyor.
Kampanya süresince ABD eski Başkanı Donald Trump’ın politik çizgisine yakınlığı, AB bürokrasisine karşı eleştirel söylemleri ve göçmen politikalarındaki sert tutumu ile dikkat çekti. Bu duruş, özellikle kırsal bölgelerdeki seçmenlerde karşılık buldu.
Nawrocki’nin cumhurbaşkanlığı Tusk hükümetini zorlayabilir
Polonya Başbakanı Donald Tusk liderliğindeki merkezci-koalisyon hükümeti, Nawrocki'nin zaferiyle birlikte yeni bir denge arayışına girebilir. Nawrocki’nin cumhurbaşkanlığı vetosu, Tusk hükümetinin yasal düzenlemelerini engelleme potansiyeli taşıyor.
Siyasi analistler, yeni cumhurbaşkanının AB reformlarını ve yargı bağımsızlığına dair adımları sekteye uğratabileceğini, bu durumun da Polonya’nın AB ile ilişkilerini daha da gerilimli bir noktaya taşıyabileceğini öngörüyor.



