Diyarbakır'da 21 Ağustos 2024'te kaybolduktan 19 gün sonra cesedi dere yatağında bulunan 13 yaşındaki Narin Güran'ın ölümüyle ilgili dava dosyasına, Hindistan merkezli adli bilişim firması tarafından 8K çözünürlükte iyileştirilen kamera görüntüleri eklendi. Avukat Onur Akdağ tarafından yurt dışından temin edilen bu görüntüler, Yargıtay’a sunulmak üzere Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi’ne teslim edildi.
Görüntülerde, Nevzat Bahtiyar’ın büyük karartı olarak görüldüğü, Narin Güran’ın ise küçük karartı olarak belirdiği tespit edildi. Akdağ’ın analizine göre Bahtiyar, Narin’i tepeye çıkmadan önce karşılıyor ve kendi ahırına götürdükten sonra yere atıyor. Aynı zamanda Arif Güran’ın evinde ya da çevresinde herhangi bir hareketliliğe rastlanmıyor.
Mahkeme kararı oy çokluğuyla onandı, başkan şerh koydu
Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin dört sanık hakkında verdiği karar, Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi tarafından 26 Mayıs'ta oy çokluğuyla onandı. Ancak mahkeme başkanı karara katılmadı ve şerh yazarak dosyadaki eksik incelemelere dikkat çekti.
Şerhte özellikle Nevzat Bahtiyar’ın hareketlerinin netleştirilmediği, PSA ve DNA bulgularının yetersiz analiz edildiği belirtildi. Başkan, anne, amca ve ağabeyin birlikte kısa sürede cinayet işlemiş olabileceği yönündeki kabulün hayatın olağan akışına aykırı olduğunu vurguladı.
BFI raporu: Gölgeler çatışmayı işaret ediyor
Brilliant Forensic Investigation (BFI) tarafından hazırlanan 122 sayfalık raporda, olay anına ait kamera görüntülerinde büyük ve küçük gölgelerin kesiştiği ve sonrasında küçük gölgenin kaybolduğu belirtildi. Saat 15.19.49'da yaşandığı ifade edilen bu temasın, Narin’in kaçırılmış olabileceğine dair güçlü bir işaret sunduğu raporlandı.
Aynı saat diliminde, Nevzat Bahtiyar'ın ahırı yönüne ilerleyen büyük gölgenin görüntülerde net olarak seçildiği, Narin’in dönüşüne dair ise herhangi bir veri bulunmadığı ifade edildi. Ayrıca, Arif Güran’ın evinin çevresinde insan ya da araç hareketi görülmediği vurgulandı.
"Nevzat Bahtiyar’ın ifadeleri çelişkili ve yetersiz"
Sanıklardan Nevzat Bahtiyar’ın olayla ilgili çelişkili üç farklı ifade verdiği ortaya çıktı. İlkinde Narin’i arabadan aldığını, ikincisinde evine getirdiğini, üçüncüsünde ise Arif Güran’ın evinden cesedi aldığını iddia etti. Avukat Akdağ, “Doğru bir tanedir” diyerek Bahtiyar’ın ifadesindeki tutarsızlıkların göz ardı edildiğini ifade etti.
Raporda, Bahtiyar’ın cinayet saatlerinde internet erişiminin olmadığını, aksine Salim Güran’ın internete girdiği, mesajlaştığı, altın fiyatı sorguladığı ve cihazının şarjda olduğu bilgileri de yer aldı. Bu verilerle birlikte, cinayet dakikalarında dijital hareketliliğin yalnızca Salim Güran’a ait olduğu görüldü.
PSA delili araştırılmadı, avukatlar tepki gösterdi
Narin Güran’ın bedeninde tespit edilen PSA bulgusu, dava sürecinde araştırılmadı. Avukat Akdağ, PSA'nın çocuğun öldürülme saiki açısından en güçlü delil olduğunu vurguladı ve mahkemenin bu konuyu araştırmamasını eleştirdi. PSA’nın kimden geldiği tespit edilseydi, failin ortaya çıkarılabileceği ifade edildi.
Ayrıca soruşturmanın başından beri Güran ailesine yönelik masumiyet karinesinin ihlal edildiği, Nevzat Bahtiyar’a ise soruşturma sürecinde yeterince baskı uygulanmadığı savunuldu. Akdağ, soruşturmanın etkin yürütülmediğini ve adaletin sağlanamadığını belirtti.
Olayı netleştiren görüntüler: "Yere atma müdahalesi açık şekilde görülüyor"
Avukat Akdağ, 8K çözünürlükle iyileştirilen görüntüler sayesinde olay örgüsünü netleştirdiklerini belirtti. Görüntülere göre, saat 15.11.40'ta Nevzat Bahtiyar’ın, Narin’in yolunu kestiği ve 15.13’te ahır civarında yere atma benzeri bir müdahalede bulunduğu açıkça görülüyor.
Akdağ, “Patikada yürüyen Narin, daha önce Bahtiyar’ın bulunduğu noktaya geliyor. Görüntülerde Narin’in tezeklerin olduğu bölgede yolunun kesildiği net şekilde seçiliyor. Ardından küçük karartı yani Narin görüntüden kayboluyor” dedi.
“Deliller göz ardı edildi, çifte standart uygulandı”
Duruşmalar boyunca Güran ailesinin delil karartma ve işkence gibi iddialarla karşı karşıya kaldığı, buna rağmen tüm sanıklar hakkında ağırlaştırılmış müebbetle cezalandırıldıkları ifade edildi. Akdağ, Nevzat Bahtiyar’a ise yalnızca "suç delillerini yok etme" suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası verildiğini, bu durumun adaletsiz olduğunu savundu.
Yargıtay’a sunulan temyiz dilekçesinde, Nevzat Bahtiyar’ın "Çocuğu kasten öldürme", "Cinsel istismar" ve "Hürriyeti tahdit" suçlarından ayrıca yargılanması gerektiği talep edildi. Görüntülerin Yargıtay’a ulaşmasıyla birlikte dosyanın duruşmalı olarak incelenmesi ve adaletin yerini bulması umut ediliyor.