Huriye Helvacı ve 3 yaşındaki oğlu Osman’ın 2 Kasım’da kaybolduğu günle ilgili programda ortaya çıkan yeni tanıklık, olayın seyrini değiştirebilecek soruları yeniden gündeme taşıdı. O gün köy yolunda Mustafa Uzun’u gördüğünü söyleyen bir işçi, hem zamanlamayı hem de konumu tarif edince gözler tekrar kaybolma anına çevrildi.
Tanığın anlattıkları, iki farklı noktadan geçen yollar, güvenlik kamerasına takılan saatler ve Mustafa Uzun’un kendi ifadeleri arasında dikkat çeken boşluklar bıraktı. O anlarda kimin nerede olduğu, yol mesafeleri ve karşılaşma ihtimali yeniden tartışılmaya başlandı.
Tanığın ifadesi köy yolunu işaret etti
Beton santralinde çalışan Yıldıray Yorulmaz, 2 Kasım günü saat 14.52’de Kocaçam Mahallesi girişinde beton dökümüne giderken Mustafa Uzun’u yol kenarında tek başına gördüğünü anlattı. Yorulmaz’ın söylediğine göre araç şarampole yanaştığında Uzun, ana yolu gören bir yerde duruyordu.
Yorulmaz’ın iddiasına göre Mustafa Uzun’un evi bu noktaya yaklaşık 1 kilometre mesafedeydi. Bu da “evinde olduğunu” söyleyen Uzun’un neden bu kadar uzakta olduğuna dair yeni soru işaretleri yarattı. Yorulmaz’ın arkadaşı da harita üzerinden iki nokta arasındaki mesafeyi anlatarak tanıklığı doğruladı.
Güvenlik kamerasındaki saatlerle tanıklık çakışıyor
Program ekibinin incelediği kayıtlara göre Huriye Helvacı ve oğlu Osman, saat 13.50 civarında Narba, Kocaçam, Alantepe istikametine giden yol üzerinde güvenlik kamerasına yansıyor. Tanıklara göre Helvacı ile Uzun aynı güzergah üzerinde olsalardı, rota ve saatler gereği karşılaşmaları gerekiyordu.
Beton işçilerinin 15.00 civarında Mustafa Uzun’u gördüklerini söylemesi de hesaplamaları sıkılaştırdı. Bu zaman farkı, Helvacı’nın geçtiği saat ile Uzun’un görüldüğü saat arasındaki çakışmayı gözler önüne serdi.
Mustafa Uzun’un açıklamaları soru işaretlerini artırdı
Uzun, programda yaptığı açıklamada Huriye Helvacı’yla buluşmak için sözleşmediklerini, pazar günü için plan yapılmadığını öne sürdü. Ancak daha önce A Haber muhabirine “pazar günü görüşmek istedikleri” yönünde ifadeler kullandığı hatırlatılınca geri adım attı.
O gün neden evinden 1 kilometre uzakta olduğu sorulduğunda ise “Huriye’nin nerede indiğini anlayamadığı için aramaya gittiğini” söyledi. Bir yandan “buluşmayacaktık” derken, diğer yandan “kaybolur diye endişe ettiğini” söylemesi stüdyoda gerilimi artırdı.
Telefon konuşmalarını da anlatan Uzun, Huriye’nin “asfalt yok, cami yok, yolun ortasındayız” dediğini; kendisinin ise ona tarif verdiğini ama tam olarak nerede olduğunu anlamadığını söyledi.
Yol tarifleri, iniş noktaları ve mesafeler akışı daha da karıştırdı
Harita üzerinde yapılan incelemede Bozkurt ile Kocaçam arasının yaklaşık 6 kilometre olduğu; cenazelerin bulunduğu Köse bölgesinin ise 15 kilometre uzakta bulunduğu aktarıldı. Bu mesafeler göz önüne alındığında Uzun’un ve Helvacı’nın aynı zaman diliminde birbirine yakın noktalarda oldukları iddiası güç kazandı.
Uzun’un “ben yukarıdaki yolları bilmem, oraya kadar çıkarım ama üstünü bilmem” açıklaması da hem yön tarifleri hem de hareket saatleri açısından tartışma yarattı.
Tarif sırasında Huriye’ye “bir yer bulup bekle” dediğini anlatan Uzun, buna rağmen neden kendi evinin yakınında değil de köy yolunda beklediğini tam olarak açıklayamadı. Yolun gittiği yer, Narba yönü, Kösali bağlantısı ve beton kamyonunun geçişi bile stüdyoda tekrar tekrar soruldu.
Kayıp dosyasındaki en kritik dakika aralığı
Programda en çok üzerinde durulan nokta, saat 13.50 ile 15.00 arasındaki yaklaşık bir saatlik zaman aralığı oldu. Çünkü hem Helvacı’nın hem Uzun’un bu saatlerde aynı güzergah üzerinde olması halinde karşılaşmamalarının zor olduğu ifade edildi.
Uzmanlar ve yerel tanıklar da bu yol üstünde yürüyen iki kişinin, özellikle köy hattında, 6 kilometrelik bölgede denk gelmemesini “anormal” olarak değerlendirdi.
Soru işaretleri büyüyor
Kayıp anne ve oğlunun bulunduğu yer, iniş noktaları, aramalar, tarifler ve tanık ifadeleri bir araya gelince dosya daha da karmaşık bir hal aldı. Programda tanığın “tam o saatte orada olması lazım” sözleri, Mustafa Uzun’un açıklamalarını yeniden gündemin merkezine taşıdı.
Müge Anlı'nın stüdyosunda yapılan değerlendirmeler, hem güzergah hem zamanlama hem de tanıklığın uyumu açısından dosyaya yeni bir mercek tutmuş oldu.




