Çankırı’nın Yapraklı yolu üzerindeki Çorakyerler Omurgalı Fosil Bölgesi’nde yürütülen kazı çalışmalarında bu yıl 7–9 milyon yıl öncesine tarihlenen yaklaşık 200 adet bütün ya da bütüne yakın fosil gün ışığına çıkarıldı. Temmuz ayında başlayan 2025 kazı sezonunun tamamlanmasıyla ortaya çıkan bu rakam, bölgenin Anadolu’nun geç Miyosen dönemine dair en zengin veri noktalarından biri olduğunu bir kez daha gösterdi. Fosillerin çeşitliliği, burada yalnızca tek bir türün değil, milyonlarca yıl önce yaşamış geniş bir hayvan topluluğunun izlerinin bir arada bulunduğunu ortaya koyuyor.
Kazı alanından çıkarılan fosiller, ilk incelemelerin ardından Çankırı-Eldivan karayolu üzerindeki kazı evine taşınarak özel depolarda koruma altına alındı. Keşfedilen parçaların bir kısmı olağanüstü iyi korunmuş durumda; bu da bilim insanlarının o dönemin faunasını daha bütüncül şekilde incelemesine olanak sağlıyor.

Zürafadan file, sırtlandan bizona: Çorakyerler’in şaşırtıcı tür zenginliği
Bu yılki kazılarda zürafagiller, hortumlular, gergedangiller, bizon, koyun, keçi ve sırtlangiller gibi çok farklı türlere ait fosiller bulundu. Prof. Dr. Ayla Sevim Erol’un aktardığına göre, bölgede çıkan fosiller yalnızca sayı olarak değil, çeşitlilik açısından da olağanüstü. Fillerden gergedanlara, yırtıcılardan küçükbaşlara kadar geniş bir yelpazede örneklerin bulunması, Çorakyerler’in milyonlarca yıl önce devasa bir ekosistem çeşitliliğine sahip olduğunu düşündürüyor.
Prof. Dr. Erol, özellikle iki fosilin yeni tür olma ihtimalinin güçlü olduğunu belirterek, önümüzdeki akademik süreçte bu buluntuların uluslararası literatürde yer bulabileceğini ifade etti. Bu değerlendirme, Çankırı’nın sadece Türkiye için değil dünya paleontolojisi açısından da özel bir alan olduğunu doğruluyor.

4 bin 520 fosil tanımlandı: Çorakyerler bilim dünyası için referans noktası
Bugüne kadar bölgede 43 büyük ve 12 küçük omurgalı olmak üzere toplam 4 bin 520 fosil tanımlandı. Bu sayı, Çorakyerler’i hem Anadolu tarih öncesi faunasını anlamak hem de dünya genelindeki çağdaş lokalitelerle karşılaştırmalar yapmak açısından benzersiz bir konuma yerleştiriyor.
Geç Miyosen’e uzanan bu veri havuzu, yaklaşık 11,6 milyon yıl önce başlayıp 5,3 milyon yıl önce sona eren dönemdeki ekolojik yapıyı ve iklim koşullarını aydınlatmak açısından büyük önem taşıyor. Bu dönemin göç hareketliliği, tür çeşitliliği ve habitat değişimleri üzerine çalışan araştırmacılar için Çorakyerler adeta doğal bir laboratuvar niteliğinde.

Üç kıtanın buluşma noktası: Anadolu’nun jeolojik köprüsü fosillerde okunuyor
Prof. Dr. Ayla Sevim Erol’un değerlendirmeleri, Çorakyerler’in önemini yalnızca fosillerin yaşıyla sınırlamıyor. Bölgenin Asya, Avrupa ve Afrika arasında bir kara köprüsü rolü üstlenmiş olması, burada bulunan türlerin göç yollarını incelemek açısından da kritik bir veri sunuyor.
Yaklaşık 10 milyon yıl geriye uzanan bu lokalite, üç kıta arasındaki canlı hareketliliğini anlamak için dünyada eşine az rastlanır bir arşiv niteliği taşıyor. Endemik türlerin bulunması ise Çankırı ve çevresinin o dönemlerde kendine özgü bir ekosistem yapısına sahip olduğuna işaret ediyor.
Kazı sezonunun tamamlanmasıyla birlikte tüm fosiller üzerinde detaylı analiz süreci başlıyor. Bilim insanlarının 2026 sezonunda hem yeni tür ihtimalini netleştirmesi hem de bölgenin göç yollarına dair yeni modellemeler ortaya koyması bekleniyor.




