"Çorum Cemevi ve tüm cemevleri; siyasi hesaplaşmaların değil, Alevi yolunun sevgi ve adalet ilkelerinin mekânı olmalıdır. Çorum’da yaşanan gelişmeler, Alevi toplumunun birliğine ve cemevi kimliğine zarar vermektedir" denilen paylaşımda şu ifadeler yer aldı:
"Son yıllarda Çorum Cemevi’nde gözlemlenen gelişmeler, bu kutsal mekânın Alevi yolunun özünden uzaklaşma riskiyle karşı karşıya kaldığını göstermektedir. Cemevi Başkanı Nurettin Aksoy’un Türkiye ve Avrupa Alevi catı kurumlarına karşı sergilediği dışlayıcı ve düşmanca tavır, Alevi kamuoyunda büyük bir rahatsızlık yaratmıştır.
Anma Etkinlikleri Neden Dışlayıcı Hale Geldi?
Her yıl 2 Temmuz’da Çorum Cemevi'nde akşam gerçekleştirilen kültürel etkinliklere son yıllarda Alevi çatı kurum temsilcileri davet edilmemektedir. Ayrıca, her yıl 3 Temmuz'da yapılan Çorum Katliamı Anma Etkinliği, Alevi toplumunun ortak yasını ve direnişini simgeleyen önemli bir gündür. 2025 yılı anmasında ise daha da vahim bir durum yaşanmış; AABK Eşit Başkanı'nın konuşma yapmaması istenmiş, hatta etkinliğe katılması dahi istenmemiştir. Gerekçe olarak Çorum Valisi ve bazı yerel iş insanlarının “rahatsızlık duyduğu” öne sürülmüştür.
Sormak gerekir: Cemevlerimizi yönlendiren irade kimdir? Alevi toplumu mu, yoksa siyasi ve ekonomik çıkar çevreleri mi?
Rıza Şehri mi, Rıza’sız Şehir mi?
Kamuoyuna yansıyan iddialara göre, Nurettin Aksoy’un öncülüğünü yaptığı “Rıza Şehri” projesi için AKP’li Çorum Belediyesi’nden 2 milyon TL maddi destek alındığı ifade edilmektedir. Bu durum, projenin adıyla ve amacıyla çelişen, Alevi toplumunda ciddi güvensizlik yaratan bir gelişmedir.
Bu desteğin, Alevi toplumunun temel temsilcilerini dışlamak pahasına mı sağlandığı sorusu, artık cevapsız bırakılamaz. “Rızalıkla” yürütülmesi gereken bir projeye, toplumdan gizli destekler ve gizli kararlarla yön verilmesi kabul edilemez.
Cemevi Kime Aittir?
Çorum Cemevi, bir bireyin ya da grubun değil; Alevi toplumunun ortak inanç ve kültür varlığıdır. Ancak yönetimin dar bir çevreye dayanması, feodal ilişkilerle ve kişisel hesaplarla yönlendirilmesi, Cemevi’ni asli kimliğinden uzaklaştırmaktadır.
Frankfurt-Çorum Kardeşliğine Ne Oldu?
Frankfurt ve Çorum Cemevleri arasında imzalanan kardeşlik ikrarı, Alevi dayanışmasının ve birliğinin simgesidir. Bu yılki anma etkinliklerinde Frankfurt Cemevi başkanına yönelik sergilenen uzak ve soğuk tavır, selam dahi vermemek bu kutsal bağa gölge düşürmüştür. Alevi yolunda ikrar, kişisel tercihlere göre eğilip bükülecek bir ilişki değil, toplumsal bir sorumluluktur. Çorum Cemevi yöneticilerinin bu tutumu asla kabul edilemez. Alevi inancında meyman (misafir) Ali'dir.
Hizmet mi, Hükmetmek mi?
Alevilikte “hizmet” kutsaldır. Hizmetkâr olmak, taliplerin rızasını alarak yürümek esastır. Ancak Çorum Cemevi’nde yaşanan gelişmeler, hizmetten çok “hükmetme” arzusunu işaret etmektedir. Alevi çatı kurumları dışlamak, cemevini siyasal ilişkilerin gölgesine çekmek, hizmet değil; toplumsal iradeye müdahaledir.
Açıklanması Gereken Sorular
Alevi kamuoyunun vicdanı, şu sorulara net, şeffaf ve kamuya açık cevaplar beklemektedir:
Çorum Cemevi yönetimi, Alevi kurumlarını neden dışlamaktadır?
Anma etkinliklerine katılım ve konuşmalar kimlerin talimatıyla sınırlandırılmaktadır?
AKP’li Çorum Belediyesi’nden alınan 2 milyon TL’lik destek hangi şartlarla verilmiştir?
Bu destek karşılığında hangi kurumsal bağlar zedelenmiştir?
“Rıza Şehri” projesi gerçekten rızalıkla mı yürütülmektedir?
Sonuç ve Çağrı
Çorum Cemevi ve tüm cemevleri; siyasi hesaplaşmaların değil, Alevi yolunun sevgi ve adalet ilkelerinin mekânı olmalıdır. Çorum’da yaşanan gelişmeler, Alevi toplumunun birliğine ve cemevi kimliğine zarar vermektedir.
Bu bağlamda, Çorum Cemevi yöneticilerini şeffaflığa, açıklamaya ve hesap vermeye çağırıyoruz.
Alevilik, adaletin, eşitliğin ve sevginin yoludur. Bu yol; şahısların değil, toplumun ortak vicdanında yürür.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur."


