Cumhuriyet’in haberine göre Türkiye, Eylül 2025 itibarıyla kalıcı yaz saati uygulamasında 10. yılına giriyor. 2016’da “enerji tasarrufu” gerekçesiyle yaz-kış saati uygulamasına son verilerek başlatılan sistem, geride kalan yıllarda hem bilim insanlarının hem de toplumun farklı kesimlerinin tepkisine neden oldu. Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasına sayılı günler kala, sabit yaz saati bir kez daha tartışmaların odağında.
Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Seher Akçı Bektaş, uygulamanın teknik bir zaman düzenlemesi olmadığını vurgulayarak, “Sabit saat uygulaması yalnızca teknik bir ayar değil, çocukların uyku düzeninden bağışıklık sistemine, psikolojisinden akademik başarısına kadar pek çok alanı etkileyen bir halk sağlığı meselesidir” dedi.
Çocukların Biyolojik Ritmi Bozuluyor
Dr. Bektaş’a göre, gelişim çağındaki çocukların biyolojik saatleri ile uygulamanın getirdiği resmi saat arasında ciddi uyumsuzluk oluşuyor. Bu uyumsuzluk, çocuklarda sabahları uyanma güçlüğü, okula geç kalma, yetersiz uyku nedeniyle dikkat dağınıklığı ve öğrenme sorunları gibi olumsuzluklara yol açıyor. Ayrıca bağışıklık sisteminin zayıflaması sonucu hastalıklara yatkınlık da artıyor.
Bektaş, bu düzenlemenin D vitamini yetersizliği ve uyku eksikliğine neden olduğunu da belirterek, “Güneş ışığından yeterince faydalanamayan çocuklarda huzursuzluk, öfke kontrolünde güçlük, dikkat eksikliği, depresif duygu durum, motivasyon kaybı ve kemik gelişiminde sorunlar görülebilir” diye konuştu.
“Karanlıkta Okula Giden Çocuklar Risk Altında”
Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Ankara Şube Başkanı Hülya Daran Deveci ise konunun yalnızca sağlık değil güvenlik boyutuna da dikkat çekti. Deveci, erken saatte işine giden velilerin çocuklarını okula götüremediğini, pek çok öğrencinin karanlıkta yürüyerek okula gittiğini belirtti.
“Çocuklar sabahın erken saatlerinde sokak köpekleri ve diğer çevresel tehlikelerle karşı karşıya kalıyor. Bu hem çocukların psikolojisini bozuyor hem de velilerin kaygılarını artırıyor. Hiçbir faydası olmayan bu uygulamanın ısrarla sürdürülmesi mantıklı değil, artık düzeltilmeli” dedi.
EMO: “Ülkenin Büyük Kısmı Karanlıkta”
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Başkanı Mahir Ulutaş da sabit yaz saati uygulamasını toplumsal gerçeklerle uyumsuz bulduklarını söyledi. Ulutaş, Türkiye’nin doğusuna göre seçilen saat diliminin ülkenin batısında yaşayan milyonlarca insanı sabah saatlerinde karanlığa mahkûm ettiğini vurguladı.
“İlkesel olarak sabit saat uygulamasına karşı değiliz. Ancak Türkiye için seçilen saat dilimi yanlış. Ülkenin sanayisinin ve nüfusunun büyük bölümü batıda olmasına rağmen doğuya göre ayarlama yapıldı. Bu rasyonel bir tercih değil” ifadelerini kullandı.
“Ya Eski Sisteme Dönülmeli Ya da Kış Saati Sabitlenmeli”
Ulutaş, enerji tüketiminde beklenen tasarrufun sağlanmadığını, sosyal yaşamda ise ciddi olumsuzluklar ortaya çıktığını söyledi. “Çocuklarımız karanlıkta uyanıyor, karanlıkta okula gidiyor. Bu durum uyku düzenini bozuyor, performansı düşürüyor. Eğer sabit saat uygulaması yapılacaksa, yaz saati yerine kış saati sabitlenmeli ya da Greenwich’e göre +1,5 saatlik bir ayarlama ile ülkenin ortasından geçen coğrafi gerçeklere uygun bir sistem benimsenmeli” dedi.
Türkiye, kalıcı yaz saati uygulamasında 10. yıla girerken tartışmalar büyüyor. Eğitimden sağlığa, güvenlikten günlük yaşama kadar birçok alanı etkileyen bu uygulamanın geleceği, önümüzdeki dönemde siyasetin ve toplumun en önemli gündemlerinden biri olmaya devam edecek.


