İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin gündem yaratan "Cumhurbaşkanının iki yardımcısı olsun; biri Kürt, diğeri Alevi olsun" önerisine karşı çok sert bir tepki gösterdi. Dervişoğlu, bu teklifin Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısını dinamitlemek ve ülkeyi etnik ve mezhepsel temellere göre bölmek anlamına geldiğini belirterek, "Bu, Türkiye’yi Lübnanlaştırmaktır," dedi.
MHP lideri Bahçeli'nin bu çıkışı, siyasetin temel kodları ve devletin nitelikleri üzerine yeni bir tartışma başlatırken, İYİ Parti lideri Dervişoğlu'nun tepkisi, bu önerinin milli birlik ve Cumhuriyet'in temel ilkeleri açısından taşıdığı risklere dikkat çekti. Dervişoğlu, liyakat esaslı bir devlet yönetimi anlayışının, kimlik siyasetine feda edilemeyeceğini vurguladı.
"Cumhuriyetin Temelleriyle Oynamak": Üniter Yapı Vurgusu
Müsavat Dervişoğlu, yaptığı açıklamada, Bahçeli'nin önerisinin Türkiye'nin birliğini ve bütünlüğünü sağlayan üniter devlet yapısına temelden aykırı olduğunu savundu. Devlet makamlarının etnik köken veya mezhep gibi kimliklere göre dağıtılmasının, toplumsal ayrışmayı derinleştirecek tehlikeli bir kapı aralayacağını ifade etti. Dervişoğlu, bu tür bir yönetim modelinin, siyasi gücün etnik ve dini gruplar arasında paylaşıldığı ve sürekli bir istikrarsızlık kaynağı olan Lübnan modeline benzediğini belirtti.
Bu yaklaşımın, Cumhuriyet'in temel felsefesiyle ve anayasal düzenle bağdaşmadığını vurgulayan İYİ Parti lideri, "Böyle bir yönetim anlayışı Cumhuriyet ile bağdaşmaz. Cumhuriyeti yıktırmayacağız derken kastettiğimiz tam da budur," ifadelerini kullandı. Dervişoğlu'na göre bu teklif, "Türk üst kimliğinden rahatsız olanların" gündeme getirebileceği, ulus-devlet modelini zayıflatmaya yönelik bir adımdır.
"Kürt Cumhurbaşkanlarımız, Alevi Bakanlarımız Oldu": Liyakat Hatırlatması
Dervişoğlu, önerinin temel aldığı "temsil edilmeme" varsayımını da tarihi örneklerle reddetti. Türkiye Cumhuriyeti'nin 100 yılı aşkın tarihinde, devletin en üst makamlarında farklı kökenlerden ve inançlardan insanların görev yaptığını hatırlattı. "Cumhuriyet’in 100 yıllık tarihinde Kürtlerin, Alevilerin, Sünnilerin hiçbir şey olmadığı bir dönem mi yaşadık? Kürt kökenli cumhurbaşkanlarımız, başbakanlarımız oldu. Alevi bakanlarımız görev yaptı," diyerek bu tezin tarihsel bir karşılığı olmadığını belirtti.
Bu noktada liyakat ilkesinin altını çizen Dervişoğlu, Türkiye Cumhuriyeti'nde makamların kişilerin kimliğine, mezhebine ya da etnik kökenine göre değil, yeteneğine, bilgisine ve yeterliliğine göre dağıtıldığını ve dağıtılması gerektiğini savundu. Ona göre, kimliklere dayalı bir kota sistemi getirmek, liyakat sistemini yok etmek ve devletteki adalet ve fırsat eşitliği ilkesini ortadan kaldırmak anlamına gelecektir.


