Bolu Kartalkaya'da 78 kişinin can verdiği, 133 kişinin yaralandığı Grand Kartal Otel yangınına ilişkin davanın dördüncü gününde, duruşma salonunda ipler koptu. Otelin baş aşçısının savunması sırasında mağdur ve sanık avukatları arasında çıkan sert tartışma sonrası bazı sanık avukatları duruşma salonunu terk etti. Mağdur yakınları, salonu terk eden avukatlara büyük tepki gösterirken, mahkeme başkanı duruşmaya ara vermek zorunda kaldı.
Türkiye'nin nefesini tutarak takip ettiği dava, Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce özel olarak hazırlanan 700 kişilik dev duruşma salonunda devam ediyor. Dördüncü güne, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla başlandı. Ancak otelin baş aşçısı Reşat B.'nin avukatının savunmaya başladığı anlar, salondaki tansiyonu bir anda zirveye taşıdı.
Duruşma Salonunda Arbede: Avukatlar Neden Salonu Terk Etti?
Duruşmada otelin tutuksuz sanıklarından baş aşçı Reşat B.'nin, "Ben canımı zor kurtardım, şikayetçiyim," şeklindeki savunmasının ardından söz alan avukatı, beyanlarına başladığı sırada salonda gerilim yükseldi. Yangında 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, savunmaya tepki gösterince mağdur ve sanık avukatları arasında karşılıklı sözlü atışmalar başladı.
Tartışmanın büyümesi üzerine bazı sanık avukatları cübbelerini çıkararak duruşma salonunu terk etme kararı aldı. Bu duruma, duruşmayı başından beri gözyaşları içinde takip eden mağdur yakınları, "Nereye gidiyorsunuz? Katilleri mi savunmaktan vazgeçtiniz?" diyerek sert tepki gösterdi. Yaşanan arbede üzerine mahkeme heyeti, duruşmaya ara verdi. Aranın ardından yeniden başlayan duruşmada söz alan avukat Yüksel Gültekin, mahkeme huzurunu bozduğu için özür diledi ve sükuneti sağlayacağına dair söz verdi.
Mağdur Yakınından Yürek Yakan Sözler: "Canlarımızı Değil, Arabaları Kurtardılar"
Duruşmaya verilen arada adliye dışında gazetecilere konuşan ve yangında ağabeyi Yılmaz Sarıtaş ile yeğenleri Nehir ve Doruk Sarıtaş’ı kaybeden Çiğdem Sarıtaş, isyanını dile getirdi. Altı aydır sadece nefes alarak yaşadıklarını belirten Sarıtaş, "Ailemizin yarısını katlettiler. Bu bir katliam. Yangın uzmanlarının söylediği gibi, insanların kolaylıkla tahliye edilebileceği 8-10 dakikalık bir 'altın zaman' vardı. Bu zaman dilimini kullanmadılar," dedi.
Sarıtaş, en acı verici detayı ise şu sözlerle anlattı: "Bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi, ayrıcalıklı misafirlerini kurtardılar. Bizim canlarımızı umursamadılar. Otoparktaki arabaları çektiler. Eğer yangını ilk gören 4 kişi, kapıları çalarak 'Yangın var' deseydi, şu an bunları konuşmuyor olacaktık. Göz göre göre gelen bir ölüm var. Metanetimizi koruyarak o katillerle aynı salonda durmak çok zor."
"Dava Genişletilmeli, Bakanlık Yetkilileri de Yargılanmalı"
Davanın eksik olduğunu savunan Çiğdem Sarıtaş, soruşturmanın genişletilmesi gerektiğini belirtti. Sarıtaş, "Otoparktaki araçları kurtaranların, prosedüre aykırı LPG tesisatını yapan personelin de davaya dahil edilmesi gerekiyor. Ayrıca, İl Özel İdaresi yetkililerinin de işaret ettiği gibi, asıl denetleyici kurum olan Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerinin de sorgulanması ve yargılanması şart. Buradan kaçış yok," diyerek adalet arayışlarının süreceğini vurguladı.
19'u tutuklu toplam 32 sanığın "olası kastla öldürme" ve "bilinçli taksirle ölüme neden olma" gibi suçlardan yargılandığı davanın, sanık savunmalarının tamamlanmasının ardından ara kararların açıklanmasıyla devam etmesi bekleniyor.

