Tarihçi ve yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı, CNN Türk’te yaptığı açıklamalarla hem gençlere hem de sosyal medya kullanıcılarına dikkat çeken uyarılar yöneltti. Ortaylı, Batı’ya göç etme hayallerinin çoğu zaman gerçeklikle örtüşmediğini belirterek, “Avrupa’ya giderim ve kurtulurum, kurtulamazsın” ifadelerini kullandı. Sanal dünyanın yarattığı algı operasyonlarına da vurgu yapan Ortaylı, sosyal medyanın arka planındaki dış etkilerin hafife alınmaması gerektiğini söyledi.

Ortaylı’nın sözleri hem toplum psikolojisine hem de Türkiye’nin dış kaynaklı manipülasyonlara karşı kırılganlık alanlarına dair güçlü bir değerlendirme niteliği taşıyor.

“Batı’ya Giderim ve Kurtulurum, Kurtulamazsın”

Programda özellikle gençlerin Batı’ya yönelik idealize edilmiş bakışına değinen Ortaylı, bunun çoğu zaman hayal kırıklığına dönüştüğünü söyledi. Avrupa’nın bilinmeyen yönlerini öne çıkararak şu ifadeleri kullandı:

“Avrupa’ya giderim ve kurtulurum, kurtulamazsın. O çok bilmedikleri dünyaya aşıklar, bu çok kötü. Çocuklar hayal kuruyor. Herkes kendine göre bir dünya düşünüyor ve bu sağı solu sarıyor. ABD’nin de Avrupa’nın da hayranları hem sağcısı hem solcusu oraya aşık. Çok kötü çünkü bilmedikleri bir dünya.”

Sanat Sokağı'nda stantlar kuruldu, yöresel tatlar gün boyu ziyaretçi ağırladı
Sanat Sokağı'nda stantlar kuruldu, yöresel tatlar gün boyu ziyaretçi ağırladı
İçeriği Görüntüle

Ortaylı, göçün romantikleştirilen bir kaçış yolu olmadığını, özellikle gençlerin gerçek koşulları görmeden beklentiye kapıldığını belirtiyor.

“Önce Algıya Koşarlar, Realite Sonra Yüzüne Vurur”

Sanal dünyanın ve sosyal medyanın oluşturduğu yapay gerçeklik atmosferine dikkat çeken Ortaylı, kamuoyunun algıya çok hızlı kapıldığını ifade etti:

“Algıdan ibaret çünkü önce herkes algıya koşar değil mi? Realite sonra vurur yüzüne. Vurduğu anda artık kabul etmiş olur.”

Bu sözlerle Ortaylı, dijital ortamda şekillenen gündemlerin toplumları gerçeklikten uzaklaştırdığını, davranışları dahi belirleyebildiğini vurguladı. Buna rağmen Türk toplumunun yüksek uyum yeteneğine sahip olduğunu dile getirdi: “Türkler çalışkan ve intibakı yüksek bir kavim. Olan neyse ona kolay alışır.”

“İngiltere Sokaklarında Gezmek Zor; İstanbul Hâlâ Daha Güvenli”

Avrupa’daki sosyal düzen ve güvenlik sorunlarına dair değerlendirme yapan Ortaylı, özellikle İngiltere’nin son yıllarda ciddi bir gerileme yaşadığını söyledi:

“Öyle yerler var ki hakikaten sokakta gezemezsin. Mesela şimdi İngiltere o duruma düştü. Hırsız dolu. Yalnız şunu söyleyeyim, İstanbul bütün bu pespayeliğine rağmen henüz daha güvenlik bakımından kötü puan alamaz.”

Bu karşılaştırma, Batı’ya dair idealize algı ile sahadaki gerçeklik arasındaki farkı bir kez daha hatırlatıyor.

“Sanal Medyanın Arkasında Dış Örgütler Var”

Ortaylı’nın en çarpıcı açıklamalarından biri ise sosyal medya platformları üzerindeki dış istihbarat faaliyetlerine ilişkin oldu. BND (Almanya Federal Haber Alma Servisi) başta olmak üzere yabancı servislerin Türkiye toplumunu etnik ve sosyal temelde etkilemeye çalıştığını öne sürdü:

“Dış örgütlerin çok büyük payı var, tahripkâr. Türkiye’den adam kaçsın, gençler nefret etsin; bunu teşvik ediyorlar. Sanal medyanın arkasında maalesef Alman istihbarat örgütleri var. Belirli amaçların arkasında var o, BND derler ona, çok faaliyeti var. Türkiye halkının etnik gruplarını etkileyerek böyle bir şey yaratmak. Bu çok açık. Üniversitelere kadar el atıyorlar.”

Bu sözler, sosyal medya manipülasyonlarının sadece bireysel içerik üretimiyle sınırlı olmadığı, organize etki operasyonlarına dönüştüğü iddiasını gündeme taşıyor.

“Mukabil Taarruz Şart”

Ortaylı, dijital dünyada pasif kalmanın mümkün olmadığını belirterek çözüm önerisini de açık bir dille ifade etti:

“Sende sanal medyadan mukabil taarruza geçeceksin. Başka çaren yok.”

Bu çağrı, Türkiye’nin dijital alanda savunmadan ziyade proaktif bir strateji geliştirmesi gerektiğine işaret ediyor. Ortaylı’nın mesajı, sosyal medya okuryazarlığından ulusal güvenlik politikalarına kadar geniş bir alanı kapsıyor.

Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın açıklamaları, Batı algısından göç beklentilerine, sosyal medya manipülasyonlarından ulusal güvenliğe kadar uzanan kapsamlı bir tartışmanın kapısını aralıyor. Metnin bütününde hem toplumsal hem de stratejik bir uyarı tonu hissediliyor.

Muhabir: Haber Merkezi