Anadolu'da 4 bin yıllık kilit açıldı: Mühürlü mektupların sırrı ilk kez çözüldü
Anadolu'da 4 bin yıllık kilit açıldı: Mühürlü mektupların sırrı ilk kez çözüldü
İçeriği Görüntüle

Akit Gazetesi Yazarı Hüseyin Öztürk, Çorum Belediyesi’nin çıkardığı ‘Şehir Defteri’ adlı dergisini köşesine taşıdı.
‘İki Şehir İki Dergi’ başlıkla yazısında, derginin kendi ölçeğinde yayıncılık alanında samimi, muhteva itibariyle duyguları kucaklayan başarılı bir ürün olduğunu belirterek övdü.
Çorum’un her bakımdan sevdiklerini anlatarak temizliğine dikkat çeken Öztürk, kentin genel manzarasının kendilerine “Konya’dan sonra belediyecilik budur işte” dedirttiğini ifade etti.
Öztürk yazısının detayında Çorumlu’nun misafirperverliğinin somut örneklerinden birisi olan Kafkasya’daki soykırımdan kente sığınan Çerkeslerin hikayesini aktardı.
İşte o yazı:
Bu hafta kitap yerine iki şehrin dergisinden söz edelim. İki dergiden birisi, Çorum Belediyesinin çıkardığı “Şehir Defteri” isimli dergi.
Diğer şehir dergisi ise Kayseri Büyükşehir Belediyesinin üç ayda bir yayınladığı “Şehir” dergisi!
Her iki dergi de başarılı bir yayıncılık ürünü. “El emeği, göz nuru dergiler” denilse yeridir. Her bir yazı samimi şekilde kaleme alınmış.
Sahiplenilmiş şehir dergileri okunur, üzerinde durulur, anlatılır. Tarihi ve kültürü anlatmanın dışında farklı amaçlarla çıkarılan dergileri samimi değildir. Bunlar samimi.
Çorum Belediyesi’nin dergisi, muhteva itibariyle insanın duygularını kucaklıyor ve Anadolu’da bir eve misafir olmuşsunuz da ev sahibiniz size ikramlarda bulunuyor gibi.
Geçtiğimiz yaz başlangıcında Çorum’a gitmiş ve şehrin temizliği başta olmak üzere her bakımdan sevmiştik. “Konya’dan sonra belediyecilik budur işte” dedirtmişti.
Çorum’da iken tanıştığımız dostlar bir ricada bulunmuş ve demişlerdi ki:
“Çorum’la ilgili milletimiz nezdinde yanlış anlaşılan veya bilerek yanlış yayılan şöyle bir ifade vardır:
- “Senin yaptığını Çorumlu yapmaz” diye. “Size bunun doğrusunu anlatmak istiyoruz, fırsat bulur da dile getirirseniz seviniriz” demişti.
İşte fırsat oldu. Bir gerçek hakikaten ancak böyle saptırılabilir ve dillerde dolanabilir. Efendim meselenin özü ve sözün vakıası şöyle:
*
Osmanlı Rus savaşında, Kafkasya’daki soykırımdan ülkemize sığınan 1,5 milyonu aşkın Çerkes, ülkemizin çeşitli şehirlerine yerleşirler, bu şehirlerden birisi de Çorum’dur.
Çorum eşrafı Çerkeslere ev yapar, hayvan verir, ekip biçecek tarlalar gösterirler ve Ensar muhacir imecesini gerçekleştirirler.
Bu haber, devrin Sultanı Abdülaziz Han’a ulaşınca, o da Çorumluların yaptıklarına karşılık para gönderir fakat o günkü eşraf ileri gelenleri Padişaha haber salarak derler ki:
- “Muhacirlerimiz bizim kardeşlerimiz. Kardeşlerimize yardım etmenin, sahip çıkmanın masrafı mı olur” diyerek parayı geri postalarlar.
Sultan Abdülaziz, Çorum eşrafının bu alicenaplığına karşılık dönemin gazetelerinde “şükranname” yayınlatır ve etrafındakilere:
“Sizin yapamadığınızı Çorumlular yaptı” der.
İşte bu söz, nasıl oldu ve kimler tarafından nasıl tahrif ve tahrip edildiyse, “Senin yaptığını Çorumlu yapmaz” haline getirilmiş.
Zatım da bizzat görmüş ve yaşamıştır ki, Çorumlular son derece misafirperver insanlardır. Misafir olduğunuz anlaşılınca ellerinden geleni esirgemezler.
Ezcümle:
Şehirler tarih ve kültürüyle yaşarsa şehirdir.

Muhabir: Haber Merkezi