Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, düğünde takılan altın, para ve diğer ekonomik değeri bulunan eşyaların kime ait olduğuna ilişkin yeni içtihadını bir boşanma davasında ayrıntılı şekilde açıkladı. Karara göre taraflar arasında farklı bir anlaşma veya ispatlanmış yerel örf ve âdet bulunmadıkça, takılar kural olarak kime takıldıysa o eşe ait olacak.
Takılar kime takıldıysa ona ait sayılacak
Yargıtayın önceki uygulamasında, aksine bir anlaşma veya yerel gelenek bulunmadığı sürece düğünde takılan ziynet, altın, döviz ve paraların kadına ait olduğu kabul ediliyordu. Daire, toplumsal geleneklerin ve ekonomik ilişkilerin zaman içinde değişmesi nedeniyle bu yaklaşımın yeniden değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti.
Yeni içtihada göre düğünde kadına veya erkeğe takılan ve ekonomik değer taşıyan eşya, kural olarak takıldığı kişiye ait olacak. Ancak bilezik ve kolye gibi yalnızca bir cinse özgü olduğu belirlenen ziynetler, kime takıldığına bakılmaksızın o cinse verilmiş sayılacak.
Anlaşma ve yerel gelenek öncelikli olacak
Tarafların düğün takılarının paylaşımı konusunda açık bir anlaşması bulunması halinde, paylaşım bu anlaşmaya göre gerçekleştirilecek. Böyle bir anlaşma yoksa taraflardan birinin ileri sürdüğü yerel örf ve âdet kuralının ispatlanıp ispatlanmadığına bakılacak.
Anlaşma veya ispatlanmış bir gelenek bulunmadığında, ekonomik değeri olan takılar takıldığı kişiye ait kabul edilecek. Bir ziynetin kadın veya erkeğe özgü olup olmadığı konusunda uyuşmazlık yaşanması halinde bilirkişi incelemesi yapılabilecek.
Takı sandığındaki eşyalar da ayrı değerlendirilecek
Yargıtay, takı sandığına veya torbasına bırakılan para ve ziynetler için de ayrı ölçütler belirledi. Sandığa konulan eşya yalnızca kadına veya erkeğe özgü ise o cinse ait sayılacak.
Eşyanın her iki cins tarafından da kullanılabildiğinin belirlenmesi halinde ise ortak kabul edilecek. Uyuşmazlıklar, tarafların iddia ve savunmaları ile dosyadaki deliller birlikte değerlendirilerek çözülecek.
Erkeğe takılan altı çeyrek altın tartışma konusu oldu
Karara konu boşanma davasında kadın, düğünde erkeğe takılan altı çeyrek altının da kendisine ait olduğunu ileri sürdü. İlk derece mahkemesi, kadının talebini kabul ederek toplam 16 çeyrek altının tamamının kadın lehine hüküm altına alınmasına karar verdi.
Bölge Adliye Mahkemesi de kararı hukuka uygun buldu. Dosyanın temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise doğrudan erkeğe takılan ve kadına özgü sayılmayan altı çeyrek altının erkeğe ait olması gerektiğini belirledi.
Yerel mahkemenin kararı bozuldu
Dosyada dört adet 22 gram bilezik, üç gremse altın, 10 çeyrek altın ve 14 gramlık kolye-zincirin erkek tarafından harcandığı ve kadına iade edilmediği tespit edildi. Yargıtay, bu ziynetler yönünden davanın kabul edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını değerlendirdi.
Ancak erkeğe takıldığı belirlenen altı çeyrek altının da kadına ait kabul edilmesini usul ve kanuna aykırı bulan daire, kararı bozdu. Mahkemenin yalnızca kadına ait olduğu belirlenen 10 çeyrek altın üzerinden hüküm kurması gerektiği belirtildi.
İspat yükü iddia sahibinde olacak
Kararda, hayatın olağan akışına aykırı bir durum ileri süren kişinin bu iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğu vurgulandı. Kadına özgü ziynetlerin olağan olarak kadının himayesinde bulunduğunun kabul edileceği belirtildi.
Ziynet alacağı talebinde bulunan tarafın, dava konusu altınların gerçekten var olduğunu ve kendi elinde bulunmadığını şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlaması gerekecek. Yeni ölçütlerin, benzer düğün takısı uyuşmazlıklarında mahkemelerin kusur ve mülkiyet değerlendirmelerine yön vermesi bekleniyor.


