Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde 10 Ağustos 2025’te meydana gelen 6,1 büyüklüğündeki deprem, geniş bir bölgede hissedilirken odak derinliğinin sığ olması nedeniyle ivme değerleri yer yer yükseldi. Olayın ardından Türkiye’nin önde gelen deprem bilimcileri sahaya ve verilere ilişkin ilk teknik değerlendirmelerini paylaştı.
Uzman yorumlarının ortak paydası, artçıların bir süre daha sürebileceği, hasarlı yapılardan uzak durulması ve yerel zemin–yapı etkileşiminin hasar dağılımında belirleyici olduğuna işaret ediyor. Fay tipi ve kırılma geometrisine dair yorumlar ise kullanılan veri ve yaklaşımlara bağlı olarak farklılık gösteriyor.
Prof. Dr. Naci Görür: “Küçük değil; hasar olabilir, daha büyüğü beklemiyorum”
Naci Görür, depremin Simav Fay Zonu’nun Sındırgı segmenti üzerinde gerçekleştiğini ve mekanizmanın sağ yanal doğrultu atımlı karakter taşıdığını belirtti. Görür’e göre olay “küçük” sayılmıyor; yerel koşullara bağlı hasar beklenebilir ve bu nedenle bir süre evlerden uzak durmak kritik önem taşıyor.
Görür, “daha büyük bir deprem” olasılığını düşük görse de artçı aktivitenin doğası gereği süreceğini vurguluyor. Bu çerçevede, özellikle ilk günlerde hasarlı yapı stoğundan uzak durulması ve resmi kurumların yönlendirmelerinin izlenmesi gerektiğinin altını çiziyor.
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy: “Normal fay kırığı; komşu segmentte ~6 büyüklüğünde ayrı bir deprem olabilir”
Şener Üşümezsoy, Sındırgı’daki sarsıntının Kuzey Anadolu Fayı ile doğrudan ilişkili olmadığını, Menderes Masifi’nin kuzey kenarını doğu–batı doğrultusunda kesen bir gerilme rejimi (normal faylanma) içinde yaklaşık 25 km’lik bir kırılma ile meydana geldiğini aktardı. Ege’nin bu bölümünde karakteristik tavan büyüklüklerin genellikle 6,5’in altında kaldığını, bu olayın da “arkasından çok daha büyük bir depremi tetiklemeyeceğini” ifade etti.
Bununla birlikte Üşümezsoy, riskin tamamen bittiği anlamı çıkarılmaması gerektiğini, doğuya uzanan komşu fay kesiminde ~6,0 civarında ayrı bir deprem üretilebileceğini belirtti. Ayrıca, farklı bir fay sistemi olan Yenice–Gönen hattının Bandırma segmentine dair uzun vadeli olası büyük deprem riskini daha önce gündeme getirdiğini, Sındırgı’daki olayın ise bu sistemden bağımsız değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan: “Beklenen bir deprem; kırılan parça ~15 km, zayıf yapı stoğu riskli”
Övgün Ahmet Ercan, Sındırgı çevresindeki kırıklı yapının uzun süredir enerji biriktirdiğini, son günlerdeki 3–4 büyüklüğündeki sarsıntıların ardından 6,1’lik depremin “beklenen” bir olay olduğunu söyledi. Yaklaşık 15 km’lik bir fay parçasının kırılmış olabileceğini belirterek, şehir merkezlerinde geniş çaplı yıkım beklemediğini; asıl riskin kırsaldaki taş/yığma ya da mühendislik hizmeti yetersiz binalarda olduğunu ifade etti.
Ercan, yıkım eşiklerinin çoğunlukla 6,4 ve üzerindeki depremlerde görüldüğünü, bu nedenle paniğe gerek olmadığını ancak yapı kalitesinin belirleyici olduğunu vurguladı. Sındırgı’da çöken yapıya ilişkin “yumuşak kat” etkisi ve zayıf beton gibi olası sorunların, yönetmelik öncesi inşaat pratiğinin risklerini bir kez daha ortaya koyduğunu hatırlattı.
Prof. Dr. Hasan Sözbilir: “Sındırgı segmentinin batı ucu kırıldı; artçılar 5,0’a kadar çıkabilir”
Hasan Sözbilir, depremin Simav Fay Zonu’nun batı ucundaki Sındırgı segmentinde ve yaklaşık 30 km’lik bir hat üzerinde etkili olduğunu belirtti. Bölgenin tektonik rejimi ve kırılma uzunluğuna bakıldığında, artçı sarsıntıların doğal bir süreç olarak devam edeceği öngörüsünü paylaştı.
Sözbilir, bu büyüklükteki bir ana şokun artçıları arasında 5,0’a ulaşabilecek sarsıntıların olabileceğini, bu yüzden özellikle ilk hafta hasarlı yapılara girilmemesi gerektiğini vurguladı. Batı Anadolu koşullarında 6,1’in can ve mal kaybı açısından “kritik eşik” sayılabileceğini, zayıf veya düzensiz zemin–yapı koşullarında hasar ihtimalinin arttığını ifade etti.
Prof. Dr. Süleyman Pampal: “Son aylardaki 4–5’liklerin ardından beklenen bir deprem; sığ odak ivmeyi artırdı”
Süleyman Pampal, Sındırgı sarsıntısını son aylarda bölgede görülen 4–5 aralığındaki depremler dizisinin ardından “zaten beklenen” bir olay olarak tanımladı. Simav Fay Zonu’nun uç kısmında, 1970 Gediz depremi bölgesine yakın bir yerde gerçekleşmesinin tarihsel sismisite ile örtüştüğünü belirtti.
Pampal, 6,1’in ardından “biraz daha büyük ama çok güçlü olmayan” bir depremin komşu segmentlerde olasılık dahilinde olduğunu, ancak bunun dramatik bir artış anlamına gelmediğini söyledi. Yaklaşık 11 km gibi sığ odak derinliği nedeniyle yüzeye yakın bölgelerde ivmenin yüksek hissedildiğini, bunun da hasar potansiyelini artırdığını hatırlattı; resmi uyarıların titizlikle izlenmesi çağrısı yaptı.
Prof. Dr. Süha Özden: “Sındırgı depremi uzun segmentli bir fayda gerçekleşmedi”
Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde 10 Ağustos’ta meydana gelen 6,1 büyüklüğündeki depremin ardından A Haber canlı yayınına bağlanan Deprem Uzmanı Prof. Dr. Süha Özden, olayın fay yapısına ilişkin teknik değerlendirmelerde bulundu. Özden, depremin geniş bir alanda hissedildiğini ancak fay hattının uzun segmentli olmaması nedeniyle daha büyük bir deprem üretmesini beklemediğini söyledi.
Depremin merkez üssünde yerel hasar bırakabileceğini ifade eden Özden, “Buranın hemen doğusunda Simav Fayı var, bu çok önemli bir fay. Ancak bu sarsıntı, Simav Fayı’nın doğrudan üzerinde değil; onun kuzeybatıya uzanan Sındırgı ve Bigadiç segmentinde meydana gelmiş gibi görünüyor” dedi.
“Büyük deprem olasılığı düşük”
Prof. Dr. Özden, söz konusu segmentlerin çok uzun olmadığını vurgulayarak, kırılma uzunluğunun daha büyük bir deprem potansiyeli taşımadığını belirtti. “Orta büyüklükte bir deprem yaşadık, bu fay yapısının özellikleri gereği 6,1’in üzerinde bir ana şok beklemiyorum” ifadelerini kullandı.
Uzman, yine de artçı sarsıntıların bir süre devam edeceğini ve özellikle hasarlı yapılardan uzak durulması gerektiğini hatırlatarak, bölge halkına resmi kurumların uyarılarını takip etme çağrısı yaptı.
Prof. Dr. Şükrü Ersoy: “İstanbul ve çevresinde daha büyük depremler olabilir”
Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde meydana gelen 6,1 büyüklüğündeki depremin ardından değerlendirmelerde bulunan Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şükrü Ersoy, Batı Anadolu’da görülen depremlerin genellikle 7 büyüklüğünü aşmadığını belirtti. Ancak İstanbul ve çevresinde daha büyük depremler yaşanabileceğini söyleyen Ersoy, özellikle mühendislik hizmeti almamış ve kötü yapılarda hasar riskinin yüksek olduğunu vurguladı.
Ersoy, 6,1 büyüklüğündeki sarsıntının bağımsız bir deprem niteliğinde olduğunu, kırsal kesimde yapı kalitesinin düşük olması nedeniyle hasarın daha fazla olabileceğini dile getirdi. “Bu tür depremler, sağlam zemin ve kaliteli yapılar için büyük risk oluşturmasa da, zayıf ve eski binalar için ciddi tehlike yaratıyor” dedi.
“Yıkılan bina mühendislik zafiyetleri taşıyor”
Canlı yayında yıkılan bir binanın görüntülerini inceleyen Prof. Dr. Ersoy, yapının teknik sorunlarına dikkat çekti. “Kirişler üst üste binmiş, adeta yassı kadayıf gibi. En az üç katlı bir bina ve biraz yana yatmış. Normal şartlarda 6,1 büyüklüğündeki bir deprem bu binayı yıkmamalıydı” diye konuştu.
Binanın mühendislik açısından ciddi zafiyetler taşıdığını belirten Ersoy, hem eski olabileceğini hem de önceki deprem yönetmeliklerine göre inşa edilmiş olabileceğini ifade etti. Yapıların, güncel deprem yönetmeliklerine uygun şekilde güçlendirilmesinin, benzer can ve mal kayıplarının önüne geçmek için hayati önem taşıdığını vurguladı.
Doç. Dr. Bülent Özmen: “Sındırgı artçıları 5,2’ye ulaşabilir, Marmara faylarını etkilemez”
Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde 10 Ağustos’ta meydana gelen 6,1 büyüklüğündeki depremin ardından değerlendirmelerde bulunan Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi ve Afet Yönetim Uzmanı Doç. Dr. Bülent Özmen, artçı sarsıntıların 5,1–5,2 büyüklüğüne kadar çıkabileceğini söyledi. Özmen, depremin ardından ilk saatlerde çok sayıda artçının kaydedildiğini, ilerleyen günlerde bu yoğunluğun azalacağını belirtti.
Yaklaşık 205 kilometre uzunluğa sahip Simav Fay Zonu’nun aktif ve yüksek deprem potansiyeline sahip olduğuna dikkat çeken Özmen, Sındırgı segmentinde daha büyük bir ana şok olasılığının ise yok denecek kadar az olduğunu kaydetti.
“Marmara’daki fayları tetiklemesi mümkün değil”
Doç. Dr. Özmen, Sındırgı depremi ile Marmara Denizi’ndeki fay hatları arasında doğrudan bir ilişki bulunmadığını vurguladı. “Bu deprem, Marmara’daki fayları tetiklemez. İstanbul’un deprem tehlikesi bu depremden önce neyse yine aynı seviyededir” dedi.
Uzman, Sındırgı’da yaşanan ana şokun ardından vatandaşlara hasarlı yapılardan uzak durma, artçı sarsıntılar süresince dikkatli olma ve resmi uyarıları takip etme çağrısında bulundu.
Değerlendirmelerin ortak noktaları ve ayrışmalar
Uzmanlar, artçıların bir süre daha sürebileceği ve 5,0’a kadar sarsıntıların mümkün olduğu konusunda hemfikir; ilk hafta hasarlı yapılardan uzak durulması, gaz–elektrik kaynaklı ikincil risklere karşı dikkatli olunması ve yetkili kurum açıklamalarının izlenmesi öneriliyor. Zemin koşulları ve yapı kalitesi, hasar dağılımını belirleyen başlıca değişkenler olarak öne çıkıyor.
Fay mekanizmasına dair yorumlarda farklılıklar bulunuyor: bazı değerlendirmeler sağ yanal doğrultu atımlı bir kırılmaya işaret ederken, bazıları gerilme rejimi içinde normal faylanmayı öne çıkarıyor. Bu tür ayrışmalar, kullanılan istasyon ağı, veri seti, odak mekanizması çözüm yöntemleri ve incelenen zaman penceresindeki artçı dağılımının yorumlanmasından kaynaklanabiliyor.