Rivayete göre Nuh Peygamber’in tufandan sonra elinde kalan son malzemelerle yaptığı aşure, yüzyıllardır Anadolu’da komşuluk ve kardeşlik geleneğinin önemli bir parçası olarak yaşatılıyor.
Aşure Günü’nde evlerde kazanlar kaynatılıyor, hazırlanan aşureler komşulara, akrabalara ve ihtiyaç sahiplerine ikram ediliyor. Bu gelenekle hem paylaşma kültürü güçleniyor hem de birlik ve beraberlik duyguları pekiştiriliyor.
Aşure hazırlamak isteyenler için temel malzemeler arasında buğday, nohut, kuru fasulye, pirinç, kuru kayısı, kuru incir, kuru üzüm ve şeker yer alıyor.
Akşamdan ıslatılan bakliyatlar ertesi gün ayrı ayrı haşlanıyor. Yumuşayan buğdayın üzerine nohut, fasulye, pirinç ve kuru meyveler eklenerek kaynatılıyor.
Şeker, süt ve az miktarda tuz ilavesiyle kıvamı verilen aşure, kaselere alınarak ceviz, fındık, tarçın, nar ve kuş üzümüyle süslenip servis ediliyor.
Aşure, yalnızca bir tatlı değil; aynı zamanda dayanışmanın, bereketin ve paylaşmanın sofralara yansıyan en köklü geleneklerinden biri olarak görülüyor.