Kapalı ofis ortamlarında çalışan milyonlarca kişiyi ilgilendiren “Hasta Bina Sendromu” yeniden gündemde. Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Galip Ekuklu, modern ofis binalarında aynı havanın sürekli dolaşmasının ve kapalı ortam koşullarının astım benzeri sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu.
Uzmanlara göre özellikle klima ve merkezi havalandırma sistemlerinin yoğun kullanıldığı, pencerelerin açılamadığı ofislerde çalışan kişilerde solunum yolu şikayetleri giderek artıyor. Toz, kimyasallar, parfüm ve düşük hava kalitesi ise riski büyüten başlıca unsurlar arasında gösteriliyor.
“Hasta Bina Sendromu” nedir?
Hasta Bina Sendromu, insanların belirli bir bina veya çalışma ortamında bulundukları süre boyunca çeşitli sağlık şikayetleri yaşaması olarak tanımlanıyor.
Baş ağrısı, göz yanması, nefes darlığı, öksürük, boğaz tahrişi, halsizlik ve astım benzeri semptomlar bu sendromun en yaygın belirtileri arasında yer alıyor.
Uzmanlar, belirtilerin genellikle bina dışına çıkıldıktan birkaç saat sonra azalmasının dikkat çekici bir işaret olduğunu belirtiyor.
Şikayetler işe başladıktan kısa süre sonra ortaya çıkıyor
Prof. Dr. Galip Ekuklu, yapılan bilimsel çalışmaların modern ofis çalışanlarında dikkat çekici sonuçlar ortaya koyduğunu söyledi.
Ekuklu’ya göre çalışanlar işe başladıktan yaklaşık yarım saat ila bir saat sonra astım benzeri belirtiler yaşamaya başlıyor. Gün içinde şikayetlerin arttığı, işten çıkıp eve gidildikten sonra ise belirtilerin büyük ölçüde azaldığı ifade ediliyor.
Uzmanlar, bunun kapalı ortam havası ve iç mekan kirleticileriyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirtiyor.
Kapalı ofislerde aynı hava sürekli dolaşıyor
Modern plaza ve gökdelenlerdeki kapalı ofis sistemlerinin sağlık açısından bazı riskler taşıdığı ifade ediliyor.
Ekuklu, özellikle pencerelerin açılamadığı binalarda aynı havanın sürekli klima sistemleriyle dolaştırıldığını belirterek bunun hava kalitesini olumsuz etkileyebileceğini söyledi.
Düşük oksijen seviyesi, yetersiz havalandırma ve hava dolaşımındaki sorunların solunum sistemi üzerinde baskı oluşturduğu ifade ediliyor.
Toz, kimyasal ve parfüm riski artırıyor
Uzmanlara göre ofislerde kullanılan birçok ürün hava yollarını olumsuz etkileyebiliyor.
Özellikle şu unsurların risk oluşturduğu belirtiliyor:
Yazıcı ve fotokopi cihazlarından yayılan toner tozları
Temizlik kimyasalları
Oda kokuları
Parfüm ve deodorantlar
Toz tutan halılar ve kumaş yüzeyler
Kapalı ortam nem sorunları
Ekuklu, ailesel astım yatkınlığı bulunan kişilerde bu ortamların hastalığı tetikleyebileceğini ifade etti.
Astım nedir ve neden tetikleniyor?
Astım, hava yollarının çeşitli uyaranlara karşı aşırı duyarlılık göstermesiyle ortaya çıkan kronik solunum yolu hastalığı olarak tanımlanıyor.
Toz, kimyasal maddeler, hava kirliliği ve yoğun kokuların astım krizlerini tetikleyebildiği belirtiliyor. Kapalı ofis ortamlarının da bu risk faktörlerini bir arada barındırdığı ifade ediliyor.
Uzmanlara göre özellikle uzun saatler boyunca havasız ortamlarda çalışan kişiler daha fazla risk altında bulunuyor.
Ofis ortamında alınabilecek önlemler neler?
Uzmanlar, hasta bina sendromuna karşı hem işverenlerin hem çalışanların bazı önlemler alması gerektiğini belirtiyor.
Önerilen başlıca önlemler şöyle sıralanıyor:
Klima ve havalandırma sistemlerinin düzenli bakımı yapılmalı
Gün içinde mümkünse doğal hava akışı sağlanmalı
HEPA filtreli hava temizleyiciler kullanılmalı
Yazıcı ve fotokopi cihazları çalışma alanından uzak tutulmalı
Keskin kokulu temizlik ürünleri azaltılmalı
Toz tutan halı, yoğun evrak ve aksesuarlar azaltılmalı
İç mekan nem oranı dengede tutulmalı
Sigara dumanından uzak durulmalı
Uzmanlar ayrıca grip aşısı ve düzenli sağlık kontrollerinin de solunum yolu hastalıklarına karşı koruyucu olabileceğini belirtiyor.
Modern çalışma hayatı yeni sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor
Sağlık uzmanları, plaza yaşamı ve kapalı çalışma düzeninin son yıllarda yeni sağlık problemlerini gündeme taşıdığına dikkat çekiyor.
Özellikle uzun süre bilgisayar başında kalma, düşük hareket düzeyi, yapay havalandırma sistemleri ve yoğun stresin çalışan sağlığını çok yönlü etkilediği ifade ediliyor.
Uzmanlara göre “hasta bina sendromu” yalnızca bireysel değil, aynı zamanda iş verimliliği ve çalışan sağlığı açısından da önemli bir halk sağlığı sorunu olarak görülüyor.