Danıştay’ın kritik kararı, Amasya’dan yükselen itirazın ardından ülke genelinde binlerce kişiyi doğrudan etkiledi. Türkiye Sakatlar Derneği Amasya Şube Başkanı Emine Hicin Arslan’ın girişimiyle gündeme taşınan uygulama, engelli bireylerin ÖTV muafiyetli araç alımında yeni bir döneme kapı açtı. Karar, 15 Ocak 2025’te yürürlüğe giren tebliğin en tartışmalı bölümünü hedef aldı.
Tebliğde yer alan “10 yıl dolmadan ikinci kez ÖTV muafiyeti yok” hükmü, özellikle 27 Aralık 2024’ten önce aracını satan engelliler için büyük bir belirsizlik yaratmıştı. Danıştay’ın yürütmeyi durdurması, bu belirsizliği bir anda ters yüz etti ve uzun süredir bekleyen dosyalar yeniden hareketlendi.
Uygulamanın yarattığı mağduriyetler tartışmayı büyütmüştü
Engelli bireylerin sesini duyuran sivil toplum temsilcileri, düzenlemenin kazanılmış hakları geriye dönük biçimde sınırladığını vurguluyordu. Tebliğ, beş yılını doldurup aracını yenilemek isteyen kişilerin önüne on yıllık yeni bir duvar koyuyor, bu durum da pek çok kişiyi araçsız ve bağımsız hareket imkânından yoksun bırakıyordu.
Hem büyükşehirlerde hem küçük ilçelerde yaşanan bu durum, günlük hayatın en basit adımlarını zorlaştırmıştı. Hastane randevuları, iş-ev arası ulaşım ve sosyal hayata katılım gibi gündelik ihtiyaçlar, araçsız kalan birçok engelli için ciddi bir sorun haline geldi.
Danıştay gerekçeyi açık yazdı: “Hukuka aykırı ve topluma katılımı engelleyici”
Dosyayı inceleyen Danıştay 7. Dairesi, düzenlemenin en kritik noktasına vurgu yaptı: Tebliğin, önceki dönemlerde aracını satan kişiler için de geçerli kılınması açık biçimde hukuka aykırı bulunarak yürütmesi durduruldu. Kararda, engellilerin günlük yaşamda bağımsız hareket edebilme gücünün bu uygulamayla zayıflatıldığı ifade edildi.
Metinde yer alan “topluma aktif katılımı engelleyebilir” değerlendirmesi, uzun süredir dile getirilen sorunların yargı nezdinde de karşılık bulduğunu gösterdi. Böylece hukuki tartışmanın odağındaki “geriye yürüme” meselesi, kararla birlikte netlik kazandı.
Karar kimlere kapı açıyor?
Kararın etkisi özellikle 27 Aralık 2024’ten önce ÖTV istisnasıyla araç alan ve beş yılını doldurup aracını satan ya da devreden engelliler için büyük önem taşıyor. Bu kişiler artık on yılı beklemek zorunda kalmayacak ve yeniden ÖTV muafiyeti hakkını kullanabilecek. Yani uygulamanın yarattığı boşluk kapanmış oldu.
Bu gelişme, hem il merkezlerinde hem kırsalda yaşayan binlerce kişinin ulaşım planlarını doğrudan değiştiriyor. Kimi için işine yeniden kendi aracıyla gidip gelmek mümkün hale gelirken, kimi için de aile düzeni yeniden rayına oturabilecek.
“Bu karar, uzun bir mücadelenin sonucu”
Türkiye Sakatlar Derneği Amasya Şube Başkanı Emine Hicin Arslan, kararın ardından yaptığı açıklamada duygusunu saklamadı. Hukuki girişimlerin aylar süren bir çabanın sonucu olduğunu söyleyen Arslan, “Yoğun çabalarımız ve hukuki mücadelemiz, engellilerin kazanılmış haklarını koruyan bu dönüm noktasına ulaştı” ifadelerini kullandı.
Arslan’ın açıklaması, sivil toplumun özellikle teknik mevzuat değişikliklerinde nasıl belirleyici bir rol oynayabildiğini bir kez daha gösteriyor. Tebliğin uygulanmaya başlandığı günden bu yana onlarca şikayet dosyası hazırlayan dernekler, bu kararın yalnızca bugün için değil, önümüzdeki yıllar için de bir rehber olmasını bekliyor.
Gelişmenin toplumdaki yansıması
Böyle bir kararın etkisi yalnızca bir yönetmelik maddesiyle sınırlı kalmıyor. Bağımsız hareket edebilmek, engelli bireylerin sosyal hayata dahil olmasında en temel başlıklardan biri. Dolmuş sırasına, merdivenli durağa, kalabalık trafiğe sıkışmadan yaşam kurabilmek çoğu zaman bir otomobilin varlığına bağlı.
Kararın yarattığı umut, o yüzden yalnızca hukuki bir kazanım değil; günlük hayatın daha ulaşılabilir olacağına dair sessiz ama güçlü bir işaret.



